Evlilikteki asıl amaç sonsuz mutluluğa erişmek mi? Bu hedef açıkçası hem sıkıcı hem de gerçeküstü görünüyor.

Değişim ve iniş çıkışlar her türlü ilişkinin doğasını oluşturan elementlerdir. İlişki, insanların birbirleriyle olan dinamik etkileşimine verdiğimiz isimdir. Bu durumda ilişkinin sürekli aynı formda ve değişmeksizin sürmesini hedeflemek, mantık çerçevesinde ilişki kavramına tamamen ters düşer.

“Sonsuza kadar mutlu yaşadılar” cümlesi, ilişkileri ve evlilikleri tanımlamakta yalnızca masallarda hayat bulabilecek bir cümle.

Bu cümleyi gerçek hayat hedefi haline getirmek masalların peşinde koşmaktır.

Günümüzde ise evli çiftler birbirinden gittikçe daha çok şey bekliyorlar. The All or Nothing Marriage adlı kitabında psikolog Eli Finkel da tam olarak bunu savunuyor. 20 yüzyılda, geçmişteki evliliklerde çiftlerin birbirinden beklemeksizin, dışarıda kendi kendine kurduğu sosyal bağları, günümüz çiftleri direkt olarak birbirlerinden bekliyor ve bu beklentilerin artmasıyla da hayal kırıklığı yaşanması riski de artıyor.

Mutlu olmak tabii ki arzu edilen bir şey ancak “mutluluk” sürekli sahip olunabilecek sabit bir duygu durumu değil. Bu yüzden ilişkilerin temeli de saf mutluluk olamaz, çünkü mutluluk sürekli azalıp artabilen bir histir. Uzun süreli bir ilişkiyi yalnızca bu temel üzerine inşa ederek ilişkinin sağlam olmasını beklemek de naiflikten başka bir şey değildir.

İnsanlar doğası gereği zamanla değişir ve gelişirler. Bu değişimle beraber hayattan beklentiler, hedefler ve kişiye mutluluğu getiren hususlar da değişir.

Sürdürebilir ve değişmez mutluluk, ilişkiniz için belirleyebildiğiniz en etkisiz hedef aslında. Bir gün içinde sabahtan akşama kadar hissettiğiniz tüm duyguları düşünün. Bir gün boyunca hep aynı şekilde mi hissediyorsunuz? Muhtemelen hayır.  Bir gün boyunca bile sürekli değişebilen hislerin bir ilişki boyunca değişmez şekilde kalması bu durumda ne kadar gerçekçi bir beklenti olabilir? O zaman asıl sorumuzun cevabına gelelim.  

Evliliğin amacı nedir?  

Evliliğin amacı mutluluk değil, büyümek ve gelişmektir. Tek bir hedef belirlemek yerine ilerledikçe yeni hedefler keşfetmek ve onlara ulaşmak için sevdiğiniz insanla beraber adımlar atmaktır.

Çiftler birey olarak benliklerini keşfetmek ve kişisel gelişimlerini sağlamak konusunda daha heyecanlılar. Bu yolda da en sağlıklısı çiftlerin birbirlerine karşı dürüst olması ve birbirlerinden beklentilerinin gerçekçi olması olacaktır.   

Uzun vadede ilişkileri güçlü tutarak hayatınızdaki kişiyle beraber büyümek için psikolog Eli Finkel, kendinizi geliştirerek işe başlamanızı öneriyor. Kişisel gelişim kısa sürede gerçekleşen bir mucize değildir. Tıpkı fiziksel anlamda güçlenmek gibi zaman ve sabır ister. Evlilik bir anlamda kişinin kendisiyle olan mücadelesidir ancak bu iyi anlamda bir mücadeledir.  

Bu mücadele karşısında size kendi eksikliklerinizi, kusurlarınızı ve hassas noktalarınızı fark etmeniz için bir şans sunulur. Karşılaştığınız ve üstesinden birlikte geldiğiniz finansal zorluklar, iş hayatındaki sıkıntılar, çocuk büyütme, aileden birinin vefat etmesi gibi sizi zorlayan tüm durumlar ikinizi de değiştirecek ve olgunlaştıracaktır. Bu gelişmiş benliğiniz ile birbirinize duyduğunuz sevgi de eskisinden daha gelişmiş bir sevgi olacaktır.  

Bu büyümeyi tecrübe etmek için yaşanması gereken birçok iniş ve çıkış olacaktır önünüzde.

Bu süreçte partnerinizin de sizin gibi bir zorlu bir yoldan yürümekte olduğunu unutmayarak ona destek olmalısınız. Onu anlayarak, kimi zaman orta yolu bularak, kimi zaman da kimin haklı olduğunu kanıtlama yarışından vazgeçerek, ona olan desteğinizi göstermelisiniz. Gerçek hayat arkadaşları kendilerini, sevdikleri kişilere ve paylaştıkları bağa adarlar, bazen bu büyüme süreci sancılı olsa bile. Bu adanmışlık sizi zayıflıklarınız, güvensizlikleriniz ve korkularınızla yüzleştirerek; mutluluk, güven, tutku ve bağlılığa ulaştıracaktır.  

Peki siz böyle bir ilişki mi istiyorsunuz, yoksa daha azıyla mı yetineceksiniz?