Dikkat ederseniz, zihnimiz hep düşünmekle meşgul. Geçmişe dalınca pişmanlıklar, kırgınlık ve kızgınlıklar, kimi zaman özlem, geleceğe daldığımız zaman ise umut, kaygı, endişe, sık sık da korkularla karşılaşıyoruz.

Bu zihinsel git geller, bizi duygusal olduğu kadar fiziksel olarak da etkiliyor. Hissettiğimiz tüm duygular, vücudumuzun belli bölgelerinde fiziksel hisler olarak beliriyorlar. Örneğin, korktuğumuz zaman kalp atışlarımız hızlanıyor. Öfkelendiğimizde, başımız ağrıyor. Üzüldüğümüz zaman boğazımız düğümleniyor… 

Bu fiziksel hisler kimyasal değişikliklere, yani bu bölgelerde toksin oluşumuna sebep oluyorlar. Bu toksinleri düzenli olarak vücudumuzdan atmadığımız zaman, vücudumuzda birikerek bağışıklık sistemini güçsüzleştiriyor ve (strese bağlı) hastalıklara sebep oluyorlar.

Düşünceleri ve duyguları, istesek bile, çoğu zaman zihin seviyesinden kontrol edemiyoruz. Tıpkı uyuyamadığımız zaman kendimizi uyumaya zorlayarak uyuyamadığımız, bir şeyi hatırlamaya çalışarak hatırlayamadığımız gibi…

Bir şeyi düşünmemeye ya da hissetmemeye çalışarak da bunu başaramıyoruz. Zihne zihin seviyesinden komut vermek çok zor. Peki, o halde kendi duygu ve düşüncelerimizin, özellikle de olumsuz olanların iplerini nasıl elimize alabiliriz?

İşte nefes egzersizleri bu noktada devreye giriyor.

Bahsettiğimiz gibi, bedenimiz ve nefesimiz daima şu anda olsa zihnimiz istediği her yere yolculuk edebiliyor. Bununla beraber, nefesimiz de duygularımızla birlikte ritim tutuyor. Duygulara bağlı olarak nefesimizin ritmi de değişiyor. Sinirlenince hızlı nefes alıp veriyoruz. Rahatken uzun ve derin nefesler alıp veriyoruz. Yani, duygu-düşüncelerimiz ve nefesimiz birbirlerine bağlanıyorlar.

“Her duygunun nefeste karşılık geldiği bir ritim vardır. Nefesin ritmini değiştirirseniz, duyguyu da değiştirebilirsiniz.”

Sri Sri Ravi Shankar

Zihne, zihin seviyesinden ulaşamıyorsak, nefesi kullanarak ulaşmamız mümkün. Zihin bir uçurtma olsa, nefes onun ipi gibi. Oysa, ortalama bir yetişkin olarak, akciğer kapasitemizin sadece yüzde 30-35’ini kullanıyoruz.

Akciğer kapasitesini arttırmak, duygu ve düşünceleri dönüştürmeye yardımcı oluyor. Aynı zamanda vücutta biriken toksinlerin çok büyük bir kısmı da nefes yoluyla atıldığı için beden de arınıyor. Bağışıklık sistemi güçleniyor.

Kısacası, düzenli uygulanan nefes egzersizleri yaşama sevincini, cesareti, bütünlük ve doygunluk duygusunu, gülümseme isteğini arttırıyor; odaklılık, sezgisellik ve dengeyi açığa çıkarıyor. Olumsuz yönlerinizin hızla dönüştüğünü, öfkenizin minimuma indiğini gözlemleyebilirsiniz. Canınız daha fazla paylaşmak ve size ait olan değerleri yaşamak ister. İçinizdeki öfke, kargaşa, hırs ve sıkıntının; net düşünme, sezgisellik ve coşkuyla yer değiştirdiğini izlersiniz.

Not:  Bu yazıyı “Art of Living” eğitimleri ve Sri Sri Ravi Shankar’ın öğretileri ışığında hazırladım. 

Konu ile ilgili “daha fazla” bilgiye aşağıdaki yazılardan da ulaşabilirsiniz:

Kaynak: artofliving.org, emmaseppala.com