Birçoğumuz hata yapmaktan ve rezil olmaktan sürekli kaçıyoruz. Sanki mükemmel olursak diğerleri tarafından tercih edilme şansımızın daha yüksek olacağını hissediyoruz. Fakat Sosyal Psikolog Elliot Aranson’un Minnesota Üniversitesinde yaptığı bir deney bizi, bu durumun tam aksi olan bambaşka bir gerçekle yüzleştiriyor: Mükemmeliyetçilikten uzaklaştıkça sevilme ve tercih edilme oranımız artıyor. Pratfall etkisi olarak adlandırılan bu durum, sosyal ilişkilerimiz üzerinde sandığımızdan çok da etkili. İşte bu konu hakkında bilinmesi gerekenler!

Pratfall etkisinin bilimsel yüzü

Aranson, bu sosyal çalışmasında öğrencilere birtakım sorular soruyor ve onlar cevaplandırırken ses kaydı alıyor. Bu öğrencilerden bazıları, çalışmanın bir parçası olarak, senaryo gereği soruları cevaplama aşamasında telaffuz hataları ya da kahve dökmek gibi minik sakarlıklar, hatalar yapıyor.

Daha sonrasında bu kayıtlar, gönüllü bir grup insana dinlettiriliyor. Dinleyen gönüllüler, başarılı ama hatasız öğrencilerdense, başarılı ama aynı zamanda da hatalar yapan öğrencileri daha samimi ve içten buluyorlar. Aslında beynimiz farkında olmadan kusurlu olanı doğal ve yakın buluyor. Hatasız olanı ise uzak ve soğuk olarak değerlendiriyor. 

Bu durumun günlük hayattaki yansımaları

Günlük hayatta da bu tip örneklerle sıkça karşılaşıyoruz. Kusursuz bir fiziğe sahip mankenin ayağının takılıp düşmesi, onu insanların gözünde daha sempatik biri yapabiliyor. Benzer şekilde, topluluğa konuşma yapan bir politikacının gözlerinin dolması, sesinin titremesi, hatta ağlaması insanlara içten geliyor. Canlı yayında spikerin dilinin sürçmesi ya da bir sanatçının geçmişte yaptığı bir hatayı itiraf etmesi onlara yakın hissetmemizi sağlıyor.

Pratfall etkisi, bize insanların kusursuzluğu sevmediğini, seçmediğini gösteriyor. Bu, “haydi sürekli hatalar yapalım” demek tabi ki değil. Fakat yaptığımız minik hataların da dünyanın sonu olmadığını, hatta bize karşı ekstra bir sempati bile oluşturabileceğini hatırlamamız için bir hatırlatma. Sadece başarılarımızı görünür kılıp kusursuz bir imaj sergilemek, diğerleriyle aramıza büyük mesafeler koyup bizi yalnızlaştırır.

Bir sunum yapmadan önce “ya saçmalarsam ve rezil olursam” diye korkmadan önce aklınıza Elliot Aranson’ın çalışmasını ve pratfall etkisini getirin! Hata yapmak herkesin olduğu gibi sizin de hakkınız. Bu hakkınızı elinizden almaya çalışıp, kendi üzerinizde gereksiz baskılar kurmayın.

İlginizi çekebilir: Diyalogların Arka Yüzü: Mikro İfade Okuma Rehberi

Fotoğraf: People photo created by ArthurHidden



Klinik Psk. Nazlı Kocabaşa

1986 yılında İstanbul'da doğan Nazlı, Notre Dame de Sion Fransız Lisesini bitirdikten sonra Koç Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Uzmanlığına klinik psikoloji üzerinde devam eden Nazlı aynı zamanda psikodrama, aile danışmanlığı ve emdr terapistliği eğitimleri aldı. Şuanda "Tempora Aile Danışmanlık Merkezi"nde yetişkin ve çift-aile terapisti olarak hizmet vermektedir....

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP