Şehir hayatında stres, günlük rutinin vazgeçilmez bir parçası. Trafikten işe, çocuklardan özel hayata kadar yaşamımızın her alanına sinsice sızmış durumda. Hatta bazen stres öylesine bizimle bütünleşiyor ki onu bir parçamız zannediyoruz ve stresli olduğumuzun farkına dahi varamıyoruz.

Eğer siz de çabucak sinirleniyorsanız, kronik yorgunluktan şikayetçiyseniz, rahat uyku uyuyamıyorsanız, geceleri dişlerinizi sıkıyorsanız, çabuk hastalanıyorsanız, hafıza problemleri yaşıyor, odaklanamıyor ve yaşamdan tam olarak tat alamıyorsanız stresten payınızı almışsınız demektir.

İlginizi çekebilir: Tükenmişlik Sendromu ile Baş Etmenin 6 Yolu

Öncelikle stres nedir?

Stres, sistemin olası riskler karşısındaki tepkisidir. Vücut, bize zarar verebilecek bu olası durumlar karşısında bizi korumak adına kortizol, adrenalin ve noradrenalin seviyelerini yükseltir; kalp atışları hızlanır, bünye kendini korumak adına kaçmaya, savaşmaya ya da donmaya hazırlanır.

Herkesin stresle karşılaştığı zaman onunla başa çıkma metodu kendine özgüdür. Ancak maalesef çoğu zaman yukarıda saydığımız tepkisel metotlar stresin vücutta birikimini engelleyici yollar olmuyor. Uzun vadede bünyeden atılmayan stres, fiziksel bedende birikerek kalp problemlerinden diyabete, kronik baş ağrılarından sindirim sorunlarına, panik ataktan depresyona kadar pek çok hastalığa sebep oluyor.

Stres ile başa çıkmanın bilinen en etkin metotları arasında ise düzenli egzersiz, düzenli olarak nefes, yoga ve meditasyon teknikleri uygulamak, doğada vakit geçirmek, bolca gülmek, hayata karşı esprili bir tavır takınmak, aile ve sevdiklerimizle çokça vakit geçirmek ve gevşemek var.

Benim kendi adıma bulduğum en etkin metotlardan biri de Art of Living kurslarında öğretilen nefes tekniği “Sudarshan Kriya” olmuştu.  

İlginizi çekebilir: 7 Nefes Egzersizi ile 10 Dakikadan Kısa Bir Sürede Daha İyi Hissedin

Stres karşısında ne yaparız?

Genellikle stresle karşı karşıya kaldığımızda ya kaçarız ya savaşırız ya da donarız. Sürüngen Beyin adlı yazımda, stres karşısında bünyenin kaçma, savaşma veya donma tepkilerind en bahsetmiştim. Bu tepkiler sürüngen beynin stres karşısındaki ilk reaksiyonları.

İlginizi çekebilir: Sürüngen Beyin: Kaç, Savaş ya da Don!

Dikkat ederseniz çoğu zaman stresli kişilerle/durumlarla karşılaştığımız zaman biz de tepkiselleşiriz. Çoğu zaman da stresli durumları yönetmekte başarısız oluruz. Örneğin biri bize bağırırsa biz daha çok bağırırız. Biri korkup sinerse, bu sefer üzerine gideriz. Olay yerinden hızla uzaklaşmak isteyen bir insana yüksek sesle kaçmamasını söyler, zorluklarla yüzleşmesi için baskı yaparız ya da biri bize öfkeyle yaklaştığında köşemize sineriz. Bunların tümü stres karşısında sürüngen beynin aktive olmasıyla verdiğimiz doğal tepkilerdir.

Oysa sürüngen beyin devreden çıkıp neokorteks devreye girdiğinde; stres karşısında sakin kalabilir, yaratıcı ve çözüm odaklı olabiliriz. Böylece stresli insanlarla karşılaştığımız zaman doğru iletişim yoluyla huzur ve barış ortamını kolaylıkla sağlayabiliriz.

Strese giren kişi kaçma modundaysa uzaklara dalar. Bacaklarını hızlı hızlı sallar, parmaklarını masanın üzerinde sabırsızca hareket ettirir. Orta ve uzun vadede ise kaçma stratejilerinin en başında çeşitli bağımlılıklar gelir; içki, sigara veya madde bağımlılıkları, sekskoliklik, işkoliklik gibi…

İlginizi çekebilir: Kötü Alışkanlıkları Bırakmanın 6 Adımı

Peki kaçış modundaki bir kişiyle nasıl iletişim kurmalıyız?

Kaçış modundaki insanlar kendilerini sıkışmış ve kafeslenmiş hissederler. Alana ve havaya ihtiyaçları olur. Üzerlerinde daha fazla baskı kurmanız işe yaramayacaktır. Onlara agresif davranmayın. Özgür olduklarını hissettirin, opsiyonlar sunun. 

  • Durumu objektif olarak görmelerini sağlayın.
  • Stresli durumla ilgili espri yapın. Onları rahatlatın. 
  • Sakin olmalarını söylemeyin.

Fiziksel olarak dolaşmalarına, hareket etmelerine izin verin. Hatta eğer isterse sorunu konuşurken yürüyüş yapmayı teklif edin.

Savaş modunun belirtileri

Savaş moduna geçtiklerinde insanlar bağırmaya, yüksek sesle konuşmaya başlarlar. Atağa geçmeye hazır haldedirler. Karşınızdaki kişi savaş modunda stresle mücadele etmeye çalışıyorsa, gücünü ispat etmek istediği için. Bu durumda siz:

  • Karşı atağa geçmeyin. Sükunetinizi koruyun ve onu sonuna kadar dinleyin. 
  • Öfkeliyse karşınızdaki kişiye espri yapmayın. 
  • Ne anlattığını anlamaya, onunla empati kurmaya çalışın.
  • Öfkesini paylaşın. “Ben de senin yerinde olsam çok öfkelenirdim” gibi cümleler kurabilirsiniz.
  • Eğer hata yaptıysanız özür dileyin.
  • Çözümler arayın. 

Donma halinin belirtileri

Donma halinde ise çözümsüzlük söz konusudur. İnsanlar kendilerini küçük, çaresiz ve güçsüz hissederler, ufaldıkça ufalır, karşılarındaki sorunla baş edemeyeceklerini düşünürler. Donma halinde insanların paylaşmaya, güven ve şefkat hissetmeye ihtiyaçları olur.

Bu durumda kişinin motive edici sözler duymaya, gerçekleri görmeye ya da mantıklı çözümlere ihtiyacı olmaz. Tek ihtiyacı olan anlaşılmaktır.

  • Konuşmak istemiyorsa birlikte sessizliği paylaşın.
  • Ses tonunuz yumuşak, anlayışlı ve sakin olsun. 
  • Güven ve sevgi ortamı oluşturun.

Bu cevaplarla karşınızdaki kişinin tepkisel halinden ve daha da önemlisi stresten kurtulmasına yardımcı olabilir, olayları farklı bir perspektiften değerlendirmelerini sağlayabilirsiniz.

Kaynak: Udemy – Master Your Brain, Medical News Today, Mayo Clinic, WebMd