Galileo Galilei “Akıllı insan istediği şeyi, orta karar insan da başkalarının istediği şeyleri öğrenir.” demiş. Bu yazımda sizlerle zaman içinde öğrendiğim ve öğrenmeye devam ettiğim, bana iyi gelen düşünce ve davranışları paylaşmak istiyorum. Tepkisel biri olarak yaşamda var olurken, hayattaki her şeyi dramatize edip geceleri uykusuz kalarak stresli bir yaşam sürerken, bedenime küskün, dışarıdakilerin sözlerine takıntılı, onay almadan seçim yapamaz iken 2 sene önce başladığım farkındalık meditasyonu ile öğrenmeye, hatırlamaya başladım. 

İlginizi çekebilir: An’da Kalarak Mutluluğu Keşfet: Farkındalık Meditasyonu

Öğreniyorum:

Olgunluğun gerçek işaretinin karşı karşıya gelmek yerine yürüyüp yoluna devam etmek olduğunu.

Kalbimi kıranların kalbini kırmak zorunda olmadığımı.

Her olumsuz olaya verdiğim tepkilerle kendimi kuruttuğumu, enerjimi tükettiğimi ve yaşamın güzelliklerinden kendimi mahrum ettiğimi.

Herkes ile aynı olmadığımı, herkesin benim istediğim gibi bana davranması için onları yönlendirmemin gereksiz olduğunu.

Herkesi kazanmak zorunda olmadığımı, zaten bunun yeterince zor olduğunu; boşa zaman ve enerji harcadığımı.

Farkındalığın aslında hatırlamak olduğunu.

Tepki vermediğim zaman pasif bir konuma düşmediğimi, sadece bu olaylara takılmadan yoluma devam edebilme yetisine sahip olduğumu.

Zihnin huzura ihtiyacı olduğunu ve tepkisizliğin haz yarattığını öğreniyorum.

Zaman içerisinde gördüm ki daha fazla dramaya ve kendimi yetersiz hissettiren insanların yaşamımda olmasına ihtiyacım yokmuş. Kavga, tartışmalar, sahte ilişkiler beni tüketiyormuş. İçinden çıkamadığım durumlarda bazen hiçbir şey söyleyememek çok fazla şey ifade edebiliyormuş. 

Beni üzen şeylere tepki verdiğimde başkasına duygularımı kontrol edebilme gücünü verdiğimi öğreniyorum. Başkalarının bana nasıl tepki verdiğini kontrol edemem ama vereceğim yanıtı, duruma olan bakışımı ve bunun ne kadarını kişiselleştirebileceğimi kontrol edebilirim. Aslında yaşanan üzücü bir olay, benim karakterim yerine karşımdakinin karakteri ile ilgili bir çok şeyi anlatıyor. Bizi kırma ihtimali olan kişilere karşı taşıdığımız kalkanlara ihtiyacımız yok. Kendimizi sevebilmek için gerekli olan sadece bu kalkanların ortadan kalkması. 

Kalkanlar edinsem veya karşımdakilere tepkisel yaklaşsam bile bunun bir şey değiştirmediğini, bir anda o kişinin beni sevmeye ve saygı duymaya başlamasını sağlamadığını öğreniyorum. Bazen durumların kendiliğinden akmasına izin vermek, gitmek isteyeni zorlamamak, açıklamaya ihtiyaç duymamak, cevap aramanın peşinde koşmamak gerekiyor. Çevrede olan bitenle ilgilenmek yerine, kendi içinde olan bitene odaklanmak daha mutlu bir yaşam fırsatı sunuyor. Bir şeyleri değiştirmek zorunda olmadan var olmanın hazzını yaşamayı öğreniyorum.

İlginizi çekebilir: Farkındalık Meditasyonu ile Yeni Yılda Değişim Zamanı

Farkındalık geliştikçe kendine ait olan sesi duymaya başlıyorsun.

En büyük kazançlarımdan biri kendi sesimi duymadan sadece tepkisel davranmanın stres ve mutsuzluk yarattığını; tepkisizliğin ise pasif olmak yerine huzurlu bir yaşam fırsatı sağladığını keşfetmek oldu. Her gün yaptığım farkındalık meditasyonu ile tepki ve tepkisizlik arasında kalmak yerine bana ne iyi geliyorsa onu seçme lüksüne sahip oluyorum. Hatta yaşamın sonsuz olasılıklar sunduğunu keşfediyorum.

Aşağıda sizler için hazırladığım bir farkındalık meditasyonu var. Bununla beraber iç seslerle ilgili çalışmalar yaparak zihnin konuşmalarına odaklanmak yerine kendi iç sesinizi duymaya başlayabilirsiniz.

Farkındalık meditasyonu: Happily Ever After

Unutmayın blokajlardan kurtularak arzuladığınız yaşam fırsatı, tepkisizliğinizde gizli!

Fotoğraf: Designed by prostooleh / Freepik