Fotoğraf: cookinglight.com

Annem (Behice Özev) bu aralar harika bir kitap hazırlıyor.

Bu kitabı, ben yogaya sardıktan sonra ne yaptığımı tetkik etmek üzere benimle Hindistan’a gelerek orada Ayurveda bilimiyle karşılaşması ve tıbbiyede sağlığı korumak adına öğrendiklerinin eksikliğini hissetmesi üzerine hazırlamaya başladı. Yıllar süren araştırmaları sonucu harika bir eser yarattı. Son birkaç rötuştan sonra yayınlanacak. Ama ben size henüz yayınlanmamış olan bu kitaptan bazı fragmanlar sunmaktan kendimi alamadım.

Su” konusunun, aslında bildiğimiz fakat zaman zaman günlük yaşamın içinde koştururken unuttuğumuz, göz ardı ettiğimiz önemli bir konu başlığı olduğunu hissederek, size kitaptan su ile ilgili okurken benim ilgimi çeken bazı başlıklar sunmak istedim:

Su, oksijenden sonra hayati öneme sahip olan bir sıvı maddedir.

İnsan organizması besinsizliğe haftalarca dayanabilir, oksijensizliğe iki-üç dakika, susuzluğa ise 72 saat kadar.

İnsan beyninin yaklaşık yüzde 70-80 kadarı sıvı ve sudur.

Tüm zihinsel melekeler için suya ihtiyaç vardır. Susuzluk beyin melekelerini bozar.

Kan, yüzde 80 sudan oluşur.

Su kan akışını ve şekillenmesini sağlar, dolaşımı destekler. Oksijen, besinler ve diğer hayati kimyasalların hücrelere taşınmasında büyük rol oynar. Alınan besinlerin sindirilip kana emilmesi ve hücrelere taşınması su sayesindedir.

Su, hücrelerde oksijen ve besinlerin oksidasyonu ile enerji sağlanmasında rol oynar. Hücre yenilenmesini sağlar, cildi besler, korur ve yaşlanmayı geciktirir.

Su ve oksijen yağ yakımını hızlandırır.

Bu nedenle fiziksel egzersiz, spor, yoga bol oksijenli bir ortamda (temiz havada) yapılır ve bol su tüketilirse kilo vermek daha kolay olur.

Çoğunlukla küçük yaşta su içme eğitimi almadığımız için çocukluktan itibaren su eksikliği yaşarız. Vücut bu duruma alıştığı için susuzluk hissi körelir. Belli bir süre sonra vücut işlevleri bozulur ve çeşitli hastalıklar ortaya çıkabilir. Kronik susuzluk yavaş ve sinsi gelişir. Bilimsel araştırmalar dejeneratif hastalıklar ve kronik ağrılardan su eksikliğinin sorumlu olduğunu ortaya koyuyor.

Günlük su ihtiyacı kişiye göre değişir.

Cinsiyet, iklim, günlük aktivite ve genel sağlık durumu bu ihtiyacı belirler. Normalde doğal temizlik sistemleri yoluyla (idrar, ter, dışkı ve solunum) günde 2 litre su kaybı olur. Bu kaybın günlük olarak yerine konması metabolizma işlevlerinin verimli olması bakımından önemlidir. Bu nedenle günde en az 2 litre saf su içilmelidir.

Gereğinden fazla su içmek de organizmaya zarar verir; böbrekleri yorar, dolaşım ve kalp yükünü arttırır, tansiyonu yükseltir.

Meyve suları, çay, kahve, asitli ve kafeinli içecekler su ihtiyacını karşılamaz.

Su ihtiyacı olduğu halde susuzluk hissedilmezse açlık duygusu ağır basar. Eğer karnınız tok olduğu halde bir şeyler yemek istiyorsanız bir bardak su için. Susuzluğunuz gidince aç olmadığınızı anlarsınız.

Aman suyunuzu ihmal etmeyin…

Kaynak: Behice Özev’in Sağlık hakkında bilinmeyenleri yazdığı, hazırlanmakta olan kitabından alıntıdır.