Hatay doğumlu bir babanın kızı olarak, sebze yemeklerinin bile etle pişirildiği bir evde büyüdüm. Şimdi durup düşündüğümde, yediklerimin tamamının aile denetiminde olduğu çocukluk çağımda aşırı derecede et tükettiğimi söyleyebilirim. Büyüdüğümde kendimi daha iyi tanımaya başlayıp, vücudumun neleri daha fazla istediğini fark ettikten sonra et tüketimimi azalttım, ancak yine de haftada birkaç kez tavuk, balık, kırmızı et gibi hayvansal gıdaları tüketmeye devam ettim.

Netflix’teki Gıda Seçimleri belgeselini, izledikten sonra ilk etapta 5 gün boyunca vegan beslenmeyi denemek istedim. Sonra düşündüğümde sadece 5 gün hayvansal gıda tüketmemenin vücudumda kolay fark edilir bir etki yaratmayacağına karar verdim.

Özellikle süt ürünlerine çok düşkün olduğum için vegan beslenme benim için fazla iddialıydı. Vücudumu çok fazla sarsmadan günlük hayatıma devam edebilmek için, vejetaryen beslenmeyi denemek istedim.

İşte 3 aylık deneyimim sırasında yaşadıklarım!

İnsanın kendini daha iyi tanımaya başladığı 20’li yaşlarımın başlangıcından itibaren, gıda üretimi amacıyla hayvanlara yapılan zulüm, benim için kaldırması oldukça zor bir durum oldu. Dönem dönem vejetaryenliği denemek istedim. Ancak hem aile baskısı hem toplumsal baskı hem de sosyal hayata uyum sağlamanın zorluğu nedeniyle deneyimlerimin hiçbiri başarıya ulaşamadı.

İşyeri öğle yemeklerinde çıkan etli yemekler, restoranlarda ete alternatif besleyici yiyecekler bulamamam ve bir süre sonra vücudumun güçten düşmesi nedeniyle bu işi beceremediğime karar verip, bıraktım.

Bu sefer durum daha farklıydı. Hem ben daha bilinçliydim hem de çevre. Artık özellikle büyük şehirlerde etrafımızda onlarca vejetaryen restoran alternatifi bulunuyor. Bununla birlikte ben artık 30 yaşına geldiğim için ailem “ye yavrum” diyerek beni zorlayamıyor. Üstüne bir de wellness platformunda çalışınca, insan etin yerine neleri koyması gerektiğini çok iyi öğreniyor! Peki, bu sefer et yememek çok mu kolay oldu? O kadar da değil!

Birinci ay

İlk ay yeni bir karar almanın heyecanı, belgeselin etkilerinin sürmesi ve vücudumdaki değişimlerin fark edilmeye başlamasıyla oldukça keyifli geçti diyebilirim. Küçük değişikliklerle duruma adapte oldum. Her zaman yediğim tavuklu salatayı tavuksuz ısmarladım (restoran benden yine de tavuklu salata fiyatını aldı), akşam yemeğinde çok özlediğim makarnayı vicdan rahatlığıyla yedim, Pazar kahvaltısında sucuklu yumurta değil, peynirli omlet yedim.

Birinci ayda vücudumda fark ettiğim değişiklikler oldukça iyiydi. Sindirim sistemim harika çalışmaya başladı, birden kilo verdim. Hızlı kilo vermeme rağmen kendimi hiç sağlıksız hissetmiyor, dahası oldukça da sağlıklı görünüyordum. Daha enerjik hissetmeye başladım, hareketlerime bir hafiflik geldi. Canım hiç et istemedi.

İkinci ay

İkinci ay itibariyle kendimi vicdani olarak harika hissediyordum. Hayvanlara eziyet eden gıda endüstrisinin bir parçasına bile dahil olmamak, dünya için iyi bir şeyler yaptığımı düşündürüyordu. Bu ayda restoran menülerinin hangi kısımlarına bakmam gerektiğini iyice öğrendim. Et yememek, dışarıdayken çok daha az maliyete yemek yiyebilmeyi sağlıyordu. Artık kendimi iyiden iyiye et yemeyen bir insan olarak görmeye başladım.

İkinci ay itibariyle vücudumdaki etkiler ilk ay olduğu kadar harika olmadı. Öncelikle “ben artık et yemiyorum” düşüncesinin verdiği rahatlıkla kuruyemişleri ve makarna gibi basit karbonhidratları fütursuzca yediğim için ilk ay verdiğim kiloları geri aldım. Bu dönemde beynimde biraz bulanıklık, sis benzeri bir durum hissetmeye başladım. Enerjim birinci ay olduğu kadar yüksek değildi. Hareketliliğim de biraz azaldı. Canım hala et istemiyordu.

Üçüncü ay

Üçüncü ayda beslenme konusuna biraz da hassas yaklaşmam gerektiğini anladım. Kan testi yaptırdığımda B12 vitamin değerlerimin, olması gerektiğinden düşük olduğu ortaya çıktı. Beynimdeki sis benzeri bulanıklık hissi bundan kaynaklanıyordu. Biraz da depresiftim. B12 besin takviyesi almaya başladım. Almam gereken protein miktarını hesaplayıp, beslenme planımı titizlikle hazırlamaya başladım. 

Tam tahıllara, bakliyatlara ağırlık verdim, basit karbonhidratları hayatımdan çıkarıp bol bol sebze yedim. Bu değişiklikler neticesinde kilom aynı kaldı, enerjim yeniden yükseldi, kendimi fiziksel olarak çok iyi, vicdani olarak harika hissettim. Ancak bu dönemde özellikle kırmızı et isteği yavaş yavaş düşüncelerimi ele geçirmeye başladı!

Bu süreç bana ne öğretti?

3 aylık vejetaryen beslenme serüveninin sonucunda neler yaşadığımı, dahası vücudumla ilgili neleri anladığımı kısa kısa özetlemek isterim:

  • Vejetaryen beslenme, bir kilo verme rejimi değil. İlk ay sindirim sisteminizde olan değişiklikler ve kolay sindirilebilen yiyecekler tüketmeniz sonucunda suni bir kilo kaybı oluyor, ancak bu durum kalıcı değil. Vücut, kendi ağırlığına geri dönüyor.
  • Saç ve cilt sağlığı hakkında söylenenler doğru. Saçlarım hiç bu kadar kırıksız ve güzel, cildim hiç bu kadar parlak olmamıştı.
  • Kalbimde lise çağlarımdan itibaren ritim bozukluğu var ve yakın zaman aralıklarıyla kardiyovasküler taşikardi problemi yaşadım. Bu rahatsızlık meydana geldiğinde nabzınız bir anda 200’lerin üstüne çıkar. Et yemediğim 3 ay boyunca bir kez olsun taşikardi problemi yaşamadım. Bunu, et üretiminde kullanılan hormonlara ve hayvanlara verilen ilaçlara bağlıyorum.
  • Et yememek gerçekten enerjiyi yükseltiyor. İnsan kıpır kıpır oluyor, her daim hareket etmek istiyor.
  • Vücudun ihtiyaç duyduğu proteini farklı kaynaklardan sağlamak oldukça kolay. Vejetaryen olduğunuzda süt ürünlerini tüketmeye devam ettiğiniz için protein alamamaktan kaynaklanan rahatsızlıklar yaşamanız için anca bütün gün ekmek, makarna, pilav gibi sağlıksız besinler tüketmeniz gerekiyor.
  • B12 vitamini çok ama çok önemli. Zaten halihazırda B12 rezervi yüksek bir insan değilseniz, et yemeyi bıraktığınızda vücudunuzdaki B12 vitamininin hemen düşmesi olası. Bu da baş ağrılarına, beyinde sis hissine ve depresif düşüncelere yol açıyor. Vejetaryen olmayı düşünüyorsanız, bir beslenme uzmanıyla görüşüp B12 vitamin takviyesi almak üzere konuşmanızı öneririm.
  • Vicdani rahatlık, paha biçilemez!

Et yememeye daha ne kadar devam ederim bilmiyorum ama şimdilik keyfim yerinde. Arada bir yoklayan kırmızı et isteği dışında şimdilik büyük bir problemim yok. Kan değerlerim normal, enerjim yüksek. Hayat boyu bu beslenme düzenini devam ettirmek gibi bir iddiam olmasa da, bir süre daha vejetaryen beslenmeye devam etmeyi düşünüyorum. En azından vücuduma güzel bir detoks süreci armağan ettiğimi düşünmek istiyorum!

İlginizi çekebilir!


#LIVETOBLOOM #SHOPTOBLOOM

Lıve To Bloom

Daha iyi bir seçim yaptık ve yaşama çiçek açtık!...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP