Vedik kültüre ait olan Karma felsefesi, gücünü “eylem” ifadesinden alır. Doğadaki her şey, eylemin ve onun yarattığı su dalgalarının üzerine kuruludur. İnsan bedeni ve zihni; verdiği kararlar, vardığı yol ayrımları ve harekete geçirdiği düşüncelerin yarattığı sonuçlara göre bir hayat rotası çizer.

Karma felsefesi, yıllar içerisinde Buddha ve Mahavira tarafından geliştirilmesinin ardından spiritüel bir öğreti haline dönüşerek bugün pek çok insanın yaşamında kendine yer edinen önemli bir kavram haline gelmiştir.

Shatapatha Brahmana karmayı şu şekilde açıklar: “Vücut ölse bile ölümsüz olan ruh, pek çok hayat alternatifiyle kendi yolculuğuna devam eder. Bu yolculuk boyunca yeniden doğuşu meydana getiren eylemi ve tepki çemberini (karmayı) yaratır. Harekete geçirdiğimiz tüm eylemler, geleceğimizi oluşturan etkenlerdir.”

Bu da demektir ki insan kendi yarattığı dünyaya doğar.

Etki tepki yasası ile karmayı anlamak

Osho’ya göre karmayı anlamanın yolu, onu kabul etmekten geçer. Attığımız her adımda sinyal gönderen karma, varoluşun zarafetinde de kendini gösterebilir; insanlığın karanlık kalmış taraflarında da. 

Budizm’in temel öğretisi, hayatta başımıza gelen her şeyin eylemlerimizle bir bağlantısı olduğunu ileri sürmektedir. Tesadüf, bir illüzyondur. Dünyaya sunduğumuz eylemin ve enerjinin, spiritüel anlamda dünya üzerinden hiçbir zaman silinmediği ve bir şekilde dönüp dolaşarak geleceğimize veya bize yöneltilen davranışlara etki ettiğine inanılır.

Karma inancına göre; başkalarına nasıl davrandığımız, dünyadaki rolümüz ve karakter özelliklerimiz karmaya ve karmanın etki tepki yasasına göre şekillenir.

Karma felsefesinin 12 temel yasası

1. Büyük karma yasası

Karmanın etki tepki kuralını en çok benimseyen büyük karma yasası iyilik yapanın iyilik, kötülük yapanın kötülük bulacağı adil bir dünyayı öngörür. Evrene ne verirseniz, size dönecek olan da odur.

2. Üretim yasası

Hayat döngüsü, bizim katılımımızla çemberini tamamlamaya devam eder. Kendimize ve çevremize kattığımız her şey, evrene kattığımız bir parçadır.

3. Alçak gönüllülük yasası

Değişim ya da gelişim, olay ve durumları reddetmekle değil; onları kabul ederek odak noktasını değiştirmekle başlar. Alçak gönüllülük olmadan ilerleme söz konusu olamaz.

4. Gelişim yasası

Nereye gidersek gidelim, “biz” biziz. Ne kendimizden kaçabilir ne de var olanı reddedebiliriz. Gelişimi temin eden, benliğin keşfidir.

5. Sorumluluk yasası

Hayatımızda bir yanlış varsa o yanlış içimizdedir. Etrafımızı çevreleyen ayna, içimizdeki aynanın kendisidir. Pozitiflikler de negatiflikler de sadece bize aittir.

6. Bağlantı yasası

Her şey ve herkes birbiriyle bağlantı halindedir. Evren ilmek ilmek insana, geçmişe, şimdiye ve geleceğe bağlıdır. İleride atmak istediğimiz bir adım için şu andan harekete geçmemiz gerekir.

7. Odak yasası

Aynı anda iki farklı yerde olamaz, iki farklı şeyi düşünemeyiz. Odaklanma yasası; zamanında, olması gerektiğinde, odaklanılması gerekene odaklanmak gerektiğini savunur.

8. Cömertlik ve sıcakkanlılık yasası

Doğruyu, güzeli ve iyiyi gerçeğe dönüştürmek için eyleme çevirmek gerekir. Cömertlik, verici olma, sıcakkanlılık ve iyi davranış doğrunun eylemsel olarak somutlaştırılmasıdır.

9. “Şimdi” ve “burada” yasası

Geçmişe takılı kalarak yaşanmış olayları tekrar yaşamak veya geleceğe kafa yorarak kaygılanmak, anlık keşiflerin ve farkındalığın önüne geçer.

10. Değişim yasası

Tarih bile kendini, değişimi fark ettiği ana kadar tekrar eder.

11. Sabır ve ödül yasası

Doğru zamanda doğru aksiyon almak, sabretmek, sarf edilen çabaların sonucunu görmek için acele etmemek hak edilen ödülü kendiliğinden ortaya çıkarır.

12. Anlam ve ilham yasası

Neyin önemli olduğunu, bir bütünün içinde yer alan biri olarak kendi katkınızı, evreni ve büyük resmi düşünün. Anlamın neresindesiniz?

İlginizi çekebilir!