İnsanın günlük rutini yaşamının akışını ve bir anlamda geleceğini belirliyor. Daha önce Ayurveda’ya göre hem bedeni hem zihni uyandıracak; hem de sizi ruhunuzla bağlayacak günlük sabah rutinini yazmıştım. Bu rutin, enerjik ve zinde bir şekilde güne başlamanızı sağlayacak bir çözümdü.

Peki ya günün devamında?

Gün boyunca nasıl bir rutin seyrediyorsunuz? Hangi duygu sellerinin içinden geçiyorsunuz? Her gününüz aynı gibi mi? Koşturmaktan yaşamaya vakit bulabiliyor musunuz yoksa göz açıp kapayıncaya kadar gün bitiyor mu?

Günlük hayatın koşturması içinde birçok şeyi hissederek değil, alışkanlık haline geldiği için akışına bırakarak yapıyoruz. Böyle olduğu zaman hayat biraz tatsız tuzsuzlaşıyor. Yaşamdan zevk aldığımız ve gerçek anlamda yaşadığımızı hissettiğimiz anlar giderek azalıyor. Öfke, sıkıntı, yorgunluk, kaygı gibi düşük duygu frekanslarından yayın yapıyoruz. Sizce de öyle değil mi?

Ama bunu değiştirebiliriz. Belki artık benden sıkıldınız ama tekrar edeceğim, düzenli nefes egzersizleri, yoga ve meditasyon iyi duygularla dolmanızda ve yaşam enerjinizi, yani yaşamınızın frekansını yükseltmenizde büyük rol oynuyor. Bunların yanı sıra bu yazımda yaşamdan aldığınız tadı arttırmanıza yardımcı olacak, belki şehrin karmaşasında unuttuğunuz ama gününüze renk katacak ve sizi rutinin grisinden çıkaracak birkaç egzersizden bahsedeceğim. Bu egzersizler büyük olasılıkla size tanıdık gelecek. Ancak bunları bir hatırlatma olarak görün. Bu egzersizleri pratik anlamda yaşamınıza kattığınızda nasıl işe yaradıklarına siz de inanamayacaksınız!

Yardım edin 

Modern hayatın günlük rutininde, gelecek zamanda bize ve sevdiklerimize ne olacağı kaygısı içimizde büyük bir alan kaplıyor. O kaygı selinin ve günlük koşturmanın içinde çevremizdekilere, uzak-yakın akrabalara, hatta ve hatta hiç tanımadığımız kişilere yardımcı olma ve onları kendimizden bir parça olarak görme fikrine yabancılaşıyoruz. Sürekli kendine ve sevdiklerine ne olacağını düşünmek ve bunun için endişelenmek insanı depresyona sokan en önemli sebepler arasındadır. Dayanışma ve yardımlaşma, aidiyet duygusunu hatırlatır ve insanı egoist düşüncelerden uzaklaştırarak huzura, sağlığa ve mutluluğa kapı açar. Hiçbir karşılık beklemeden yardımlaşmak, karma yoganın da esasıdır. Yardımlaşmayı günlük rutininize katmak isterseniz, bugünden itibaren iki hafta boyunca her gün birine ufak da olsa bir yardımda bulunarak işe başlayabilirsiniz mesela.

İlginizi çekebilir: Daha Mutlu Hissetmenizi Sağlayan 3 Davranış

Mutlu edin 

Günümüzde birini sevmek, her zaman onu mutlu etmek anlamına gelmiyor. Hatta çoğu zaman sevgimizi istemeden de olsa sevdiğimiz insanların kalplerini kırarak, günün stresini onlardan çıkararak ve çoğu zaman onları eleştirerek ifade ediyoruz. Dalai Lama, “Mutlu olmak istiyorsanız insanları mutlu etmeyi öğrenmelisiniz.” diyor. Siz sevdiklerinizi nasıl mutlu ediyorsunuz? Hiç tanımadığınız insanları bile mutlu edebileceğinizin farkında mısınız?

İlginizi çekebilir: Mutluluk Formülleri

Affedin

Bilimsel araştırmalara göre affetmek beyindeki alfa dalgalarını arttırıyor. Bu da daha fazla yaratıcılık ve daha fazla huzur anlamına geliyor. Affetmediğiniz kişiler kalbinizde yer işgal eder, sizi kin ve nefret duyguları içinde tutarak olumsuz anlamda etkilerler. Kalbinizin etrafını bir katran gibi sarar, sizi hasta ederler. Onun için bırakın, sisteminizi terk etsinler.

İlginizi çekebilir: Affet, Özgürleş!

Şükran duyun 

Şu anda elinizdekilerin değerini biliyor musunuz? Şikayet etmek ve söylenmek şükran duygusunun oluşmasına izin vermez. Araştırmalara göre şükran duymak gelecek kaygısını azaltıyor, uykuları düzenliyor, genel hoşnutluğu arttırarak bizleri daha üretken ve yaratıcı bir hale getiriyor. Şu anda yaşamınızda olduğuna şükrettiğiniz 8 konu başlığını yazarak bu duyguya girmeye başlayabilirsiniz. Hayatınız bugünlerde pek yolunda gitmiyor olsa dahi, irili ufaklı da olsa, mutlaka şükretmeye değer şeyler bulacaksınız. Şükrettikçe odağınız orada olduğu için, şükran duyduğunuz şeyler artacaktır. Her şeyden önce bu yazıyı okuyorsanız hala nefes alıyorsunuz!

İlginizi çekebilir: Mutluluğa Açılan Kapı: Hygge

Eğlenin 

Eğlenmeye ve gülmeye vakit ayırıyor musunuz? Öyle gülümsemek değil, kahkahalarla gülmekten bahsediyorum! Sizi ne böyle mutlu ediyor ve güldürüyor? Her gün en az 10 dakikayı gülmeye ayırın.

Önemseyin

İş yerinde veya yaşamınızda en dayanamadığınız kişiyi düşünün. Belki de bu kişiye her gün maruz kalıyorsunuz. Sonra kendinizi onun yerine koyun. Şunu unutmayın; sıkıntıda, darda, streste olmayan hiç kimse sizi sıkıntı, darlık ve strese sokmaz. Onun yaşamını ve şu anda yaşadığı sıkıntıları gözlemleyin. Onu tamamıyla anlayın ve arkadaş olun demiyorum. Ama en azından ön yargılarınızı bir kenara bırakıp ufak da olsa bir pencere açın. Belki çok zor olacak ama kalbinizde ona da yer açmaya çalışın. Kim bilir, belki de o kişi için uygun bir yer bulmak sandığınız kadar zor değildir.

Bu egzersizleri düzenli yaptığınızda kendinizi daha özgür ve huzurlu hissedeceksiniz. Çünkü kalbinizde sıkışmış olabilecek kin ve nefret duyguları yerini sevgi ve hoşgörüye, şikayet ve homurdanma mekanizması yerini minnet ve hoşnutluğa; öfke anlayışa, üzüntü ve keder ise neşeye bırakacak.

İlginizi çekebilir: Öfkenizin Altında Yatan Dört Temel Duyguyu Keşfedin!