YAZAN: DİLA ATTEPE
TASARIM: BURCU ERBAŞ
In partnership with Wings

Küresel Wellness Enstitüsü‘nün yayımladığı (Global Wellness Institute) rapora göre 2022 yılında wellness sektörünün değeri 5.6 trilyon dolara yükseldi. Sektörün değerinin 2027’de yaklaşık 8.5 trilyon dolara erişeceği öngörülüyor. Enstitü’nün yayınladığı tabloya göre ise 2019-2020 yıllarında pandeminin etkisiyle %51.3 oranında gerileme gösteren Wellness Turizmi, 2022 yılında %36.2 ile en çok büyüyen sektör oldu. Bunun yanında 2022 yılında en çok ekonomik yatırım yapılan sektörlerin başında kişisel bakım ve güzellik sektörü ve beslenme sektörü geliyor. İnsan, toplum ve çevre sağlığına bütünsel yaklaşımıyla düzenli olarak büyüyen wellness dünyasının öne çıkan başlıklarını WINGS iş birliğiyle oluşturduk. İşte 2024 wellness trendleri!


1. HAREKET

AI ile kişiselleştirilmiş bir spor deneyimi

Yapay zekanın giderek gelişmesiyle birlikte kişisel fitness programlarının oluşturulmasını içeren uygulamaların daha yaygın hale geleceği öngörülüyor. Biyolojik ve biyometrik verilerin yanında kullanıcı davranışı, uyku, stres, beslenme de dahil olmak üzere birden fazla veri kaynağının işlenmesiyle oluşturulan bu uygulamalar teşvik edici ve pratik bir egzersiz deneyimi sunacak gibi görünüyor. Yapay zekanın desteğiyle artık zaman kaybı olmadan, hedefimize yönelik, etkili egzersiz programlarına daha kolay erişim sağlayacağımız bir gelecek bizleri bekliyor.

Kardiyovasküler egzersizlere ilgi artıyor

Uzun ömür vadeden kardiyovasküler egzersizlere olan ilgi artıyor, güç ve mobilite ön plana çıkıyor. En küçük hareketimizden, bütün vücudumuzu kullandığımız aktivitelere kadar genişleyen bir zeminde mobilite egzersizleri vücut sağlığımız için büyük önem taşıyor. Son 15-20 yılda kayropraktik ziyaretlerindeki artış, bedensel duyumlara ilişkin farkındalığın ve rahatlama arayışını arttığını gösteriyor. Bu farkındalık, TikTok’taki #mobility hashtag’inin 3,3 milyardan fazla görüntüleme topladığı ve dünya çapındaki kullanıcıların çeşitli hareket zorluklarını sergilediği sosyal medyaya da uzanıyor. Birçok fitness markası da fonksiyonel hareketliliğe artık daha çok önem veriyor ve eklem esnekliğini artırmak için hem çevrim dışı hem de çevrim içi kurslar sunuyor. 2024’te uzun ömür ve kuvvetli vücutla ilişkilendirilen kardiyovasküler egzersizlerin üzerindeki vurgu daha da çoğalacak gibi görünüyor.

Spor salonları yeni sosyal ortamımız mı?

Kişisel sağlığımıza katkıları nedeniyle hareket etmeye dair artan bir ilgi var. Ancak artık spor yapmak sadece fiziksel hedeflerle ilgili bir aktivite olmaktan çıkıyor. Spor salonları bizlere, birlikte hareket ederken bağlantılarımızı ve aidiyet duygumuzu geliştirebileceğimiz bir ortam sağlıyor. 2024’te grup egzersizlerinin artışıyla birlikte spor salonlarının, bu alanlara yönelen daha fazla insanla bağlantı kurmanın bir yolu olarak kullanıldığını göreceğiz. Birlikte egzersiz yaptığımız insanlarla paylaştığımız deneyimler, olumlu bir geri bildirim döngüsü oluşturarak spor yolculuğunu daha keyifli ve sürdürülebilir hale getirecek.

2. BESLENME

Protein odaklı diyet kültürü önem kazanıyor

Kalori alımlarımızı kısıtlayan toksik diyet kültürü yerine protein odaklı beslenmeyi benimseyen bir yaklaşım yükselişe geçiyor. Sosyal medya platformları artık diyetisyenlerin protein odaklı tarifleri ve önerileriyle dolup taşıyor. Günlük protein ihtiyacı birçok kişisel faktöre bağlı olarak değişse de sağlık ve beslenme uzmanları proteini odağına alan bir beslenmenin, vücuttaki kas kütlesinin korunması ve metabolizma sağlığı başta olmak üzere birçok noktaya fayda sağladığını belirtiyor. Kalori alımının yarattığı endişeyi geride bıraktığımız ve sağlıklı bir yaşam vadeden protein odaklı diyetleri daha çok benimsediğimiz günler bizi bekliyor.

Süt ürünleri soframızda kendini gösteriyor

Bilinçli tüketicilerin giderek daha bilgili ve şüpheci olduğu bu çağda, süt ürünlerinin sıvı formu yerine doğadan elde edilen gerçek haliyle, işlenmemiş gıdaların tercih edilmesi ön plana çıkıyor. Bu trend sürdürülebilirliği, probiyotikleri ve yüksek yağlı seçenekleri vurguluyor. Bağışıklığımızı destekleyen probiyotikler açısından zengin olan ürünler sadece yoğurt veya kefirle sınırlı kalmıyor ricotta ve gouda gibi fermente peynirlere de ilgi artıyor. Ayrıca, tam yağlı ürünler de yükselişe geçiyor. Sütte bulunan yağların kullanımının da önümüzdeki yılda artmaya devam edeceği öngörülüyor.

3. SAĞLIK

Gürültü kaynaklı duyu sorunlarına yeni çözümler geliyor

Gün geçtikçe dünyadaki gürültü kirliği artıyor ve bunun sağlığımıza olan yansımalarını görmeye başlıyoruz. Amerika İşitme Kaybı Derneği, Z jenerasyonundan 5 gençten 1’inin şimdiden duyma problemine sahip olabileceğini belirtiyor. Bunun yanında Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. M. Mete Kıroğlu da, trafik gürültüsüne uzun süre maruz kalmanın işitme kaybına yol açabileceğini vurguluyor. Bunun yanında Kıroğlu, 9-15 yaşları arasındaki çocukların günde 1 saatten fazla kulaklıkla müzik dinlememesini öneriyor. Önümüzdeki yıllarda gürültü kaynaklı duyma sorununun ve buna yönelik teknolojik çözümlerin daha çok gündeme gelebileceği öngörülüyor. Duyu sağlığını odağına almış yeni kulaklıklar ve hoparlörleri, odyologlarla sanal danışma seanslarını, duyu hakkında eğitim materyallerini ve daha fazlasını 2024’de görebiliriz.

Sağlık çalışmalarında spot ışığı kadınlar üzerinde

Geçmişte kadınların değişen hormon düzeylerinin verileri karmaşık hale getirdiği düşünüldüğü için kadınlar tıbbi araştırmalarda yer almıyordu. Bu konuda FDA’nin 1977’den 1993’e kadar çocuk sahibi olabilecek yaştaki kadınların tıbbi araştırmalara dahil olmasını yasaklaması epey etkiliydi.

Ancak artık bu dışlanmaya karşı harekete geçen kadınlar çoğalıyor. Örneğin bu hareketin öncülerinden Smith Ryan kadınlara öncelik veren çalışmaların yürütüldüğü bir laboratuvar işletiyor. Bunun yanı sıra kadın odaklı yenilikleri içeren femtech devrimi, kadın sağlığı araştırmalarında uzun süredir devam eden boşlukların kapatılması ve çözümler sağlanması yönünde olumlu bir değişimin sinyalini veriyor.

Doğum sonrası bakıma verilen önem artıyor

Doğum sonrası bakım, hamilelik süreci kadar dikkat gerektiren bir süreç. Pandemiden itibaren, yeni annelerde daha çok görülmeye başlanan ruh sağlığı problemleri hala ivmesini koruyor. Partum Health, doğum öncesi ve doğum sonrası dönemlerde sürekli anne bakımı sağlayarak, akupunktur ve fizik tedaviden emzirme desteği ve doula bakımına kadar hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak çeşitli hizmetleri entegre eden kapsamlı bir ekip temelli yaklaşım kullanarak bu normlara meydan okuyor. Farkındalığı artıran bu uygulama, doğum sonrası bakım için daha destekleyici bir gelecek vadediyor.

Biohacking’de kadınların yükselişi

Biohacking’de cinsiyet yanlılığı ile yaratılan erkek egemen alana rağmen, kadınlar bu konudaki otoritelerini giderek daha fazla ortaya koyuyorlar ve önümüzdeki yıl bu vurgunun artacağı öngörülüyor. Kadınlar yaşamları boyunca yaşadıkları hormonal değişikliklerle birlikte sürekli bir adaptasyon halindeler. Bu da onları “asıl biohackerlar” yapıyor. Sağlık protokollerinin cinsiyet ayrımı gözetmemesine dair farkındalık arttıkça kadınlar, performans belirteçleri ile giderek daha fazla ilgileniyor ve belirli aktivitelerin erkeklere özel olduğu algısına meydan okuyor.

Sağlık ve fitness alanında kullanılan giyilebilir bir takip cihazını odağına alan WHOOP gibi sağlık optimizasyonu şirketlerinin kadın odaklı uygulamaları ve yeni özellikleri ile birlikte cinsiyet engellerini ortadan kaldırarak biohacking’de daha kapsayıcı bir çağa merhaba diyoruz.

4. GÜZELLİK

Yaşlanma ile kucaklaşma devri

Odağımızı yaşlanmayı durdurmaktan veya tersine çevirmeye çalışmaktan, yaşlanma sürecini uzatmaya kaydırıyoruz desek? Gelişen güzellik dünyasında uzun ömür araştırmalarıyla da bağlantılı olan “uzun cilt ömrü” kavramına merhaba diyoruz!

Beslenme ve hareketi kapsayan bütünsel bir anlayışla, kırışıklıkları yok etmeye değil, bunların oluşma sürecini uzatmaya çalışacağımız bir devir bizi bekliyor. Genç görünüme ulaşmak için yapılan estetik ve botoks gibi uygulamalara da gösterilen ilginin azalması öngörülüyor. Geleneksel dermatolojinin ve modern kozmetiğin birleştiği çalışmalar da cildi düzeltmeye değil cilt ömrüne daha çok değer vermeye başlıyor. Bu doğrultuda, vücudun yenileyici sistemlerine hücresel düzeyde erişim sağlamak üzere tasarlanmış güzellik ürünlerinin artması da öngörülüyor.

5. ÇEVRE

Yabani doğaya karşı daha duyarlı bir yaklaşım

Özellikle Amerika’da yaban hayatı dostu bahçeler yetiştirmeye yönelik artan ilgi, yaygın bir harekete dönüşme potansiyeli taşıyor. Ancak bunun ivme kazanması için erişilebilirliğin sağlanması da gerekiyor. Bunu sağlamak için #LeaveTheLeaves gibi yaratıcı kampanyalar ortaya çıktı. Bu kampanyalar, çeşitli canlılara yaşam alanı sağlamak amacıyla kış aylarında düşen yaprakları bırakmak gibi basit eylemleri savunuyor. Biz de büyük bahçelerimiz olmasa da geceleri dış mekân ışıklarının en aza indirilmesi, yaprakların doğal gübreleme için ayrışmasına izin verilmesi gibi mütevazı ama etkili değişiklikler yaparak hem kendimiz hem de doğa için uyumlu alanlar yaratabiliriz.

6. YAŞAM

Wellness odaklı tatillere ilgi artıyor

Artık insanlar, günlük hayatın meşguliyetinden uzaklaşmak için çıktıkları tatillerde kişisel sağlıklarına odaklanıyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada katılımcıların %75’i, zihinsel sağlıklarını iyileştirmek amacıyla seyahat ederken ekran başında geçirdikleri süreyi azaltmayı planladıklarını belirtiyor. Diğer %68’lik kesim ise doğada vakit geçirerek zihinsel huzur arayışlarını dile getiriyor. Otellerin de wellness pratiklerine daha çok yer vermesiyle beraber, içsel huzura ve bütünsel sağlığa odaklanan verimli tatil deneyimleri popüler hale geliyor. 2024’te insanların doğada vakit geçirdikleri grup gezilerinin ve uzun ömür temasına odaklanan tatillerin giderek daha çok tercih edilmesi öngörülüyor.


Yenilenen Wings ile hayatınıza değer katmaya, alışveriş keyfini ayrıcalıklara dönüştürmeye hazır mısınız? Siz de Wings’in ayrıcalıklı dünyasına katılmak ve size özel programlarını incelemek için link üzerinden başvurunuzu yapabilirsiniz! 



Dila Attepe

1999 yılında Ankara’da doğan Dila, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladı. Bitirme tezini kadınlarda beden algısı üzerine yazdıktan sonra kişisel gelişim ve psikoloji alanına yöneldi. Live to Bloom’da editör olarak çalışmaya başlayan Dila, beden algısı ve zihinsel sağlığı geliştirme konusundaki farkındalığı sayesinde sağlıklı yaşam camiasına ilham...



BLOOM SHOP