Mutlu bir evliliği olan insanlar bile aldatabiliyor.

İlişkilerin dinamikleri her çiftte farklıdır ve elbette her çiftin kıskançlık algısı da başkadır. Peki ama “aldatma” denilen olayın bir tür “hile” ya da “ahlaki açıdan uygunsuz” bir davranış olduğu konusunda herkes hem fikirken neden çiftler birbirini aldatır?

Evrimci biyolog Dr. David Barash ve biyolojik antropolog Dr. Helen Fisher aşk, seks ve ilişkiler üzerine araştırmalar yaparak konuya ilişkin soruları “Love, Factually” adlı video serisinde ele aldılar. Araştırmalara göre, Amerikalı’ların yüzde 91’i aldatmanın ahlaki açıdan yanlış olduğunu düşünürken, evli olanların yüzde 30’unun eşlerini aldattıklarını itiraf ettikleri biliniyor. Tabii bu yalnızca erkekler için geçerli değil. Son araştırmalar 40 yaşın altındaki kadınların da en az erkekler kadar aldatmaya meyilli olduğunu ortaya koyuyor. Dr. Fisher bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Aşık oluyoruz ama aldatıyoruz da!”

Rakamların anlattıklarını görmek için matematik dehası olmaya gerek yok, sonuç ortada. Aldatmayı ahlaksızca bulmalarına rağmen her üç kişiden biri yine de aldatıyor. Aldatan insanları “ahlaki yönden zayıf bireyler” olarak değerlendirmeden önce bunun bir gerekçesi olabileceği fikrine yoğunlaşabiliriz. Barash ve Fisher’in araştırmasına göre, bunun bilimsel bir nedeni olabilir. Barash ve Fisher, bu konuda üç teori ortaya atıyor.

Teori 1: İnsanlar monogam (tek eşli) değil!

Dr. Barash, “Eğer bir Marslı zoolog dünyaya gelse ve insanları incelese şüphesiz onların tek eşli olmadığını söylerdi” diyor. Birçoğumuza doğal gelmeyen bu durum Dr. Barash’a göre ahlak ve kültür anlayışımıza bağlı olarak sonradan öğreniliyor. Nasıl ki diş fırçalamayı, bir yemeğin nasıl pişirilmesi gerektiğini ya da herhangi bir enstrüman çalmayı doğuştan bilmiyorsak “aldatmamak” gerektiğini de sonradan öğreniyoruz. Bu nedenle aldatma eğilimi yok olsa da seçme şansımız ya da fırsatımız olursa “aldatma” ihtimalini de tercih edebiliyoruz.

Teori 2: Aldatmak genlerimizde var

Genetiğimiz göz rengimizden boyumuzun uzunluğuna, sporda ne kadar başarılı olabileceğimizden stres altında ne gibi tepkiler verebileceğimize kadar birçok şeyi beliyor. Her insanda bulunan DRD4 geni, haz duyguları tarafından uyarılan beynin dopamin hormonu üretmesini sağlamakta. Bu gen, bazı insanlarda daha uzun oluyor ve dopamini serbest bırakmak için bu kişiler daha fazla uyarılmaya ihtiyaç duyuyor. Araştırmalar bu kişilerin aldatma ya da sadakatsiz bir ilişki içinde bulunma ihtimallerinin diğerlerine göre iki kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Neyse ki henüz aşk hayatımıza genlerimiz karar vermiyor. Çünkü güven, empati ve cinsel bağdan sorumlu olan AVPR1A geni bu durumu dengeliyor.

Teori 3: Beynimiz bizi aldatıyor

Belki de esas sorun âşık olduğumuzda bizi etkileyen tek bir sistem ya da dürtünün olmamasıdır. Fisher’a göre “aşk” üç unsurla açıklanıyor: Cinsellik dürtüsü, sevilme ihtiyacı ve güvende olma ihtiyacı. Beyinde üç farklı sistem şeklinde yer alan bu unsurlar her zaman birbiriyle bağlantılı olamayabiliyor. Yanında güvende hissettiğimiz bir kişide diğer unsurları bulamıyorsak ya da diğer unsurları daha güçlü bir şekilde başkalarında buluyorsak bu bizleri aldatmaya itiyor.

Tüm bunları değerlendirdikten sonra artık insanları yargılarken durup yeniden düşünebiliriz. Çünkü bilim, aldatmanın yalnızca ahlak eksikliğinden değil biyolojik sebeplerden de kaynaklanabileceğini söylüyor.

Kaynak: Business Insider, Psychology Today, Relate Org

Helen Fisher’ın neden sevdiğimizi ve aldattığımızı anlattığı Ted videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz!