Lohusalık denildiğinde akıllara direkt olarak “anne” gelir ancak yapılan araştırmalara göre, son dönemlerde doğum sonrası her 25 babadan birinde de depresyon görülmektedir.

Lohusa depresyonu (postpartum depresyon) nedir?

Lohusa depresyonu, bebek sahibi olmakla ilişkili kimyasal, sosyal ve psikolojik olarak anne ve babanın deneyimlediği fiziksel ve duygusal değişikliklerin tanımıdır. Lohusa depresyonu, ilaçla ve danışmanlıkla tedavi edilebilir.

Depresyon belirtileri kişiden kişiye değişmekle beraber genel olarak; 

  • İştahta değişim (iştahın azalması ya da nadiren de olsa artması),
  • Sosyal yaşamdan uzaklaşmak,
  • Keyifsizlik, halsizlik,
  • Endişeli ruh hali,
  • İş yaşamında performans azalması,
  • Cinsel isteksizlik
  • Uyku sorunları,
  • Vücutta sebepsiz ağrılar,
  • Haz kaybı,
  • Değersizlik hissi gibi semptonlar ile kendini gösterebilir.

Erkeklerde lohusa depresyonu

Erkeklerde lohusa depresyonu, belki geçmişte de vardı ancak yaygın olarak bilinmiyordu. Geçmiş zamanlarla günümüz şartları kıyaslandığında hayat, eski yaşam şartlarına göre daha modern ve kolaylaştırılmıştır. Bu durum göz önüne alındığında, yaşamın zorlu yüzüyle geçmişe kıyasla daha nadir karşılaşan babalarda, birden değişen hayat şartları karşısında lohusa depresyonu gözlemlenebilmektedir. Özellikle genç yaşta evlenmiş olan erkekler birinci dereceden bu depresyona adaydır. Eşinden gördüğü sevgi ve ilginin bir anda tamamen çocuğa yönelmiş olması erkeklerde postpartum depresyonunu tetikleyebilmektedir.

Lohusa depresyonu nasıl gelişir?

Evlilik, çiftlerin yaşamında ciddi bir adımdır, beraberinde birçok sorumluluk getirir. Kişilerin birbirlerine, evlerine ve yeni yaşamlarına alışmaları için bir süre gerekmektedir. Eşler evliliğe tam anlamıyla alışamadan bebek sahibi olmaya karar verdiklerinde çoğu zaman işler zorlaşır. Anne adayı 9 ay olan hamilelik süresi boyunca kendisini hazırlamak için fırsat bulabiliyorken baba adayları için durum pek de kolay değil. Günümüzde hemen hemen bütün hastanelerde hamilelik okulları bulunmaktadır ancak eğitimlerde babaların psikolojilerine pek fazla yer verilmemektedir. Halbuki çocuk sahibi olmak, babalar için de hazırlanılması gereken bir süreçtir.

Çünkü baba, uykusuz gecelere eşiyle birlikte eşlik edecek ve bebeği ile bütünleşmiş olan eşinin dünyasında bir yer bulma çabası içine girecektir. Bunların yanı sıra tabii ki çocuk sahibi olmanın mali olarak da getirdiği yük göz ardı edilemez. Yapılan araştırmalar, kadınların hamilelik sürecinin başlaması ile beraber erkeklerin testosteron (erkeklik hormonu) düzeylerinin azalıp östrojen (kadınlık hormonu) düzeylerinin arttığını ortaya koymaktadır. Bu hormonal değişim, babaları depresyona yatkın hale getirmektedir.

Ne yapılmalı?

Hamilelik süreci ve annelik içgüdüsü sayesinde anneler çoğu zaman zorlanmadan çocuğu ile bir bağ kurmayı başarır. Ancak babalık, sonradan öğrenilmesi gereken bir kavramdır. Bu yüzden babalar ciddi bir desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Hamileliğin başlaması ile birlikte erkek kendisini babalığa hazırlamalıdır. Anne, bebeğe dair sorumlulukları paylaşmakla beraber, sevgi paylaşımı için de sık sık baba ve çocuğun birlikte keyifli zamanlar geçirmesi için onlara fırsat tanımalıdır. Ayrıca anne ve baba, bireysel aktivitelere zaman ayırmayı da ihmal etmemelidir. Duyguları hakkında çekinmeden yakın çevreleriyle konuşarak destek almalılardır.

İlginizi çekebilir!

İrem Koç Kimdir?

1991 yılında doğan İrem, Atılım Üniversitesi Psikoloji Lisans programından 2015 yılında mezun oldu. Lisans eğitiminin son yılında başladığı klinik psikoloji master programını 2016 yılında bitirdi. Aile danışmanlığı, cinsel terapi, şema terapi, çözüm odaklı terapi ve çocuk gelişimi üzerine eğitimler aldı. Bir süre eğitim alanında çalıştıktan sonra 2016 yılında özel bir klinik kurarak çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlere yönelik danışma hizmeti sunmaya başladı. Son 1 yıldır, Ankara’da bir psikiyatri merkezinde klinik psikolog olarak da danışmanlık hizmeti vermektedir.