YAZAN: BURCU ERBAŞ
FOTOĞRAF: LESSE

Dünyaca ünlü ilişki terapisti Esther Perel‘e göre kurabileceğimiz en iyi ve güçlü ilişki -kendimizle olan ilişkimiz- bedenimiz ile arkadaş olduğumuz anda gerçekleşiyor. Nitekim bu, ataerkil ve kapitalist dünyanın gerçek dışı güzellik dayatmaları nedeniyle pek kolay olmuyor. Birçoğumuz, cinsel kimliğinden bağımsız şekilde, ya bedenini düşmanı olarak görüyor ya da bedeni ile hiçbir bağa sahip değil. Varoluş amacı bizi, yaşam boyu deneyimler edinebilmemiz, keşfedebilmemiz, öğrenebilmemiz, hayattan keyif alabilmemiz için taşımak olan bedenlerimiz, günümüzde bambaşka ve çoğu zaman negatif bağlamlarda anılıyor. Bedenlerimizden keskin kopuşumuz da kendini keyfi azalan yaşamlarımızda, suları grileşen, mutluluktan çok stres vermeye başlayan cinsel yaşamlarımızda gösteriyor. Peki tekrardan bizi bedenlerimiz ile barıştıracak, cinsel yaşamlarımızı zenginleştirecek, hayatımızdaki o eksik olan unsur ne? Erotizm.


Erotizm nedir?

Erotizm genel kanının aksine sadece cinsel aktiviteyi, seksi açıklamıyor. Aksine erotizm, cinsel yönelimlerimizin hayal gücümüz ile birleştiği somut olduğu kadar soyut, dinamik ve öznel bir alana işaret ediyor. Burada düşüncelerimiz, duygularımız, arzularımız ve fantezilerimiz kadar duygusal ve cinsel gerginliklerimiz, endişelerimiz, geçmiş travmalarımız da yaşıyor. Canlılığımızın, merakımızın ve dürtüselliğimizin bir uzantısı olarak yaşamlarımızda yer alıyor ve sadece keyif alabilme gayesi duyarak keyfin peşinden gitmemizi öğütlüyor.

“Erotizm bedenin şiiri, şiir ise dilin erotizmidir.”

Octavio PAZ

İlişki ve cinsellik uzmanı, psikoterapist Esther Perel’e göre erotizm sadece tahrik edici veya rahatlatıcı değil, endişe ve gerginlik yüklü de olabiliyor çünkü erotizmin temeli çocukluk döneminde atılıyor ve o zamanlarda dokunma ve oyun oynama ile olan ilişkimiz kadar yaşadığımız travmalar ile de şekilleniyor.

Erotizm neden bir öz bakım pratiği olmalı?

Esther Perel’e göre cinsel yaşamında zorluk, isteksizlik veya tatminsizlik yaşayan kişilerin ortak problemi cinselliği bir iş, bedenlerini ise birer hapishane olarak görmelerinden yani erotizmi hayatlarından çıkarmalarından kaynaklanıyor. Bedeni ile yeterince zaman geçirmeyen, aksine sürekli kendini eleştiren bir kişi, yarattığı bu yargı dünyasında, kendisini zevk almak, güzel hissetmek, şefkat göstermek, sevgiyi alabilmek ve verebilmekten alıkoyuyor. Bu da kendini körelen bir cinsel yaşam kadar keyfi kaçmış, tekdüze bir yaşamla gösteriyor. Canlılığın ve merakın bir parçası olan erotizm, eleştirel iç ses ile körelince gündelik hayatın sihrini de beraberinde götürüyor. Tam da bu nedenle erotizmi sadece cinselliğimizin bir parçası olarak değil, bir öz bakım pratiği olarak da görmemiz ve hayatımıza yeniden çağırmamız gerekiyor.

Nitekim uzun süre boyunca kendi bedeni ile bağ kuramamış, kendini cinselliğine kapatmış veya eleştirel iç sesi çok yükselmiş kişiler için bu, o kadar kolay olmayabiliyor. Perel’e göre böyle durumlarda en önemlisi “alıcı, istekli, açık ve duyarlı bir tutum” sergilemek oluyor. Daha sonra sıra keyif almayı hak ettiğimizi aklımızın köşesinde tutarak, kendimizi çekici bulmayı öğrenmeye geçiyor.

Erotizm aracılığıyla cinsel farkındalık kazanmak: Sizi ne tahrik ediyor, ne etmiyor?

Erotizmin itici gücü keyif almak ise Esther Perel herkese, kendi iç sorgusunu başlatmak için şu soruyu yöneltmeyi öneriyor: “Sizi ne tahrik ediyor, ne etmiyor?” İlk bakışta bu soruların cevabı tamamen cinsel aktivite odaklı olacak gibi gelse de Perel’in danışan deneyimlerine göre tam aksi yaşanıyor. Birçok kişinin bu sorulara, özellikle “Sizi ne tahrik etmiyor?“a, cevabı hayatlarından keyfi çalan unsurlara; kronik strese, endişeye, sağlıksız beslenme alışkanlıklarına, hareketsizliğe işaret ediyor. “Sizi ne tahrik ediyor?”un cevapları ise partnerli aktiviteler yerine iyi hissettiren öz bakım pratikleri ile dolup taşıyor. Çoğu zaman dans ederken, dış görünüşümüze ekstra zaman harcamışken, bize kendimizi iyi ve güvende hissettiren giysilerin veya bir atmosferin içindeyken tahrik oluyoruz!

Peki kendi erotik dünyamızı keşfederken başka hangi soruları kendimize yöneltebiliriz? Perel aşağıdaki soruları da paylaşıyor:

  • Teninize en iyi hissettiren hava veya su sıcaklığı ne?
  • Şu an bedeninize değen unsurların kaç tanesini fark ediyorsunuz?
  • Cinsel yaşamınızda en çok hangi duyunuzu kullanmayı seviyorsunuz?
  • Gündelik yaşamınızda en az hangi duyunuzu kullanıyorsunuz?
  • Kendinize dokunmayı, sarılmayı, saçınızla oynamayı, teninize değmeyi seviyor musunuz?


Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...



BLOOM SHOP