Instagram @belovedstories

Hayatlarımızı sadeleştirmek, her şeye yetişmeye çalışmaktan vazgeçmek gibi kararlar bizleri daha mutlu ve huzurlu insanlar haline getirmekte. Peki ya ilişkilerimizde?

Hayatımıza uygulamaya çalıştığımız bu yeni prensiplerin benzerleri, ilişkilerimizde de faydalı etkiler yaratır mı sizce? Sağlam temelli ilişkilere sahip olabilmek için ilişkilerimizde vazgeçmemiz gereken 11 davranışı araştırdık!

Karşılaştırma yapma

Geçmiş ilişkilerimizde karşılaştığımız tutumlarla güncel ilişkimizin dinamiğini karşılaştırmak. “Daha önce böyle olmamıştı” gibi söylemleri bir kenara bırakmalıyız.

Yazar Raymond Bechard bu konudaki fikirlerini şu sözlerle açıklıyor: “Hayatımdaki insanla geçmişte birlikte olduğum insanları karşılaştırmayı, insanları hayalimdeki “olması gereken insan tipi” kategorisine yerleştirmeye çalışmayı, hatta vakit geçirdiğim insanın şu anki haliyle 5 yıl önceki halini bile karşılaştırmayı bir kenara bıraktım.

Bu sayede karşımdaki insanı daha iyi tanıyabiliyor, kişisel gelişimini gözlemleyebilir, onunla ilgili şeyleri merak ediyor, daha çok soru soruyor, anlayabiliyor ve onu olduğu gibi sevebiliyorum.”

Haklı olma dürtüsü

Yeterince anlaşılmamak, haksızlığa uğramak korkusuyla kendini kanıtlamaya ve karşındakini ikna etmeye çalışmak. Dinlememek, sadece savunmak… Vazgeçilmesi şart.

New York’lu psikiyatrist ve yazar Anna Yusim “haklı olma dürtüsü” üzerine düşüncelerini şu şekilde özetliyor: “ Ya haklı olursun ya da bir ilişki içinde olursun. Evlendiğimden beri haklı olma savaşı vermek yerine eşimle daha anlamlı daha derin bir birlik olma hali içindeyiz.”

Sürekli karşılık bekleme hali

“Ben yaptım, o da yapmalı. Bu, bana değer verdiğini gösterir.” Kalıplaşmış algıları yıkmak gerek.

Telefon bağımlılığı

Yan yana oturup hiç konuşmadan Instagram’dan story izlemek. Hepimiz yapıyoruz. Ama bu, durumu normalleştirir mi? Vazgeçilmesi şart bir alışkanlık daha.

Kendini suçlama

Hatayı kendinde görmek. Elde olmayan durumlar için bile kendini suçlamak. Tabi mütevazi olmalıyız ancak her şeyin de fazlası zarar.

Doğum Koçu Heather R. Huhman: “Yıllarca süren kısırlık, dört düşük, iki ölü doğum ardından eşimle giden kötü ilişkimiz için kendimi suçluyordum. Asla iki kişiden ileri gidemeyeceğiz ve bir aile olamayacağız diye korkuyordum. Depresyona girmiştim. Sonra iki kişinin de bir aile olduğunu fark ettim. Aramızdaki sarsılmaz sevgiyi tekrar hatırladım. Yeterince ‘kadın’ ve ‘eş’ olduğumu kendime söyleyebildikten sonra bir daha dönüp geriye bakmadık.”

Kontrol ihtiyacı

Mükemmelliyetçi bakış açısı. Dört dörtlük olsun dürtüsü. Bırakalım dört dörtlük olmasın, huzurlu olsun.

Ben – Sen zihniyeti

İlişkilerde kazanan ya da kaybeden olmamalı. Sen-ben değil, “biz” her zaman daha yapıcı.

Pazarlama uzmanı S.P.’ye göre ben-sen zihniyeti: “Oyunu değiştiren şey şunu fark etmek oldu: İlişkide, bir tartışma esnasında sen ben yoktur. Biz aynı takımdayız. Sen ve ben, karşımızda x. Bazen x’in ne olduğunu bilmeyiz bu yüzden ilk önce onu çözmek gerekir. Eğer iki kişi arasında ‘sen kazandın’, ‘senin istediğin gibi olsun’ cümleleriyle kendini yenik hisseden bir taraf varsa ortadaki sorun çözülmemiş demektir ve iki taraf da en iyi şekilde x’in üzerinden gelindiğine ikna olana kadar x’i bulma mantrası devam etmelidir.

Aile fertlerinin beklentilerini karşılayamama kaygısı

Bayramda kahvaltıya kimin annesine gidilecek?

“Bayramda aile büyüklerimizi ziyaret etmedik. Evde, pijamalarımızla, kahve içerek pankek yiyerek ve dört yaşındaki çocuğumuzun hediye açışını izleyerek huzurlu ve tatlı bir gece geçirdik. Daha güzel bir tatil olabilir mi?”

Eleştiri

İki tür eleştiri var: Yapıcı eleştiri ve yıkıcı eleştiri. Farkında olmadan çoğu zaman yıkıcı eleştiri kontenjanından eleştiriler yapıyoruz. İlişkilerimizi zedeleyen temel şeylerden biri tam da bu halbuki.

Yazar Rohini Ross’un “eleştiri” üzerine düşüncelerini şu şekilde özetliyor: “Yargılamaktan ve eleştirmekten vazgeçtim. Çünkü fark ettim ki ilişkimde hep yürümeyen şeylere odaklanıyor, iyi giden kısımlara hiç bakmıyorum. Bunu fark ettikten sonra eşime olan eleştiri filtrem kalktı ve ne kadar muhteşem bir adamla evli olduğumu bir kez daha anladım.”

Partnerden akıl okumasını bekleme

“Leb demeden leblebiyi anlasın” sorunsalı.

Konuşmacı Yonason Goldson bu konudaki düşüncelerini şu şekilde özetliyor: “Eğer biz ruh eşiysek, ben söylemeden benim ne ima etmek istediğimi anlaması gerekmez mi? Açıkçası hayır. Eğer açık açık sorarsanız karşılığında kesin bir cevap alacak, anlayacak ve ilişkinizi daha sağlam temellere oturtacaksınız.”

Yatak odasında televizyon

Açık ve net! Hiçbir zaman yatak odasında televizyon olmamalı.

İlginizi çekebilir!

Kaynak: Thrive Global