İzlemek için sıraya koyduğumuz ya da mutlaka adını bir kenara not ettiğimiz belki yüzlerce film var. Özellikle de konu aşksa karşımıza çeşit çeşit seçenek çıkıyor. Aralarından seçmeye çalışırken film izlemekten vazgeçtiğimiz bile oluyor.

Bugüne özel olarak, “Çok fazla romantik komedi izledim, kült aşk filmlerinden, klasik hikayelerden de biraz bunaldım.” diyorsanız diyalogları ve görselliğiyle üzerinizde derin etkiler bırakacak bu tutku dolu 8 romantik film önerisine mutlaka göz atın!

Annie Hall / 1977

Woody Allen’dan alt metinleriyle ikili ilişkilere ışık tutan keyifli bir dramatik komedi. New York’un ünlü komedyenlerinden Alvy Singer, aradığı kadını hiçbir zaman bulamayacağına inanırken yolu müzisyen Annie Hall’la kesişir.

Woody Allen ve Diane Keaton’ın canlandırdığı iki karakterin kesişen yollarıyla birlikte, ortak düşünceler paydasında zaman zaman anlaşarak bazen de tartışarak yürütülen duygusal ilişkinin ve aşkın tüm evreleri “Annie Hall”un diyologları arasında gizli.

Before Sunrise / 1995

Budapeşte’den kalkan bir tren yolculuğu sırasında tanışan Jesse ve Celine, yolculuklarına bir günlüğüne ara vererek Viyana sokaklarında birbirlerini tanıma fırsatı yakalamaya karar verirler. Aralarındaki samimi konuşmalar pek çok öznel konuya değinir. Sadece bir gün içerisinde (hatta gün doğana kadar) kurmuş oldukları güçlü bağ, onları gerçeklerden ve geleceği düşünmekten uzaklaştırmaya yeterlidir.

Aşk ve tesadüf tanımlarına dokunuşlar yapan film o kadar sevildi ki 9 yılın ardından “Before Sunset” filmiyle Celine ve Jesse’nin hikayesi devam etti.

Before Sunset / 2004

Bu sefer Paris’te bir akşamüstü yolculuğuna uzanan Jesse ve Celine, ilk filme kıyasla daha farklı insanlara dönüşmüş, farklı hayatlar sürdürmüş ama aralarındaki sıcak bağı kaybetmemiştir. Herhangi bir kaygı taşımadan birbirini tanımaya çalışan bu iki insanın öyküsünü adım adım takip ederken Fransa sokaklarında gün batmadan sona erecek bir serüvene yakından tanıklık ediyormuş gibi hissedebilirsiniz. 

Geleneği bozmayarak Before Sunset’in tam 9 yıl ardından gelen son film Before Midnight ile “Sunset” serisi 18 yıllık hikayesini tamamına ermiş oluyor. Zengin diyaloglar ve doğaçlama oyunculuklarla harmanlanan bu üçlemede kendinizden pek çok şey bulmanız mümkün.

The Broken Circle Breakdown / 2012

Zıt kutupların birbirini nasıl çektiğine dair kanıtlayıcı nitelikler taşıyan The Broken Circle Breakdown; çılgın, yerinde duramayan, sıra dışı bir karaktere sahip Elise ile sakin, uyumlu, tek başına bir hayat sürdüren Didier’i buluşturuyor.

İlk görüşte birbirine aşık olan Elise ve Didier’in dolu dizgin aşk hikayesi, başlarına gelen birtakım talihsiz olaylarla sorgulanıyor. Bu iki farklı karakteri bir araya getiren ortak hayat, ciddi bir sınava tabi tutuluyor. Film aynı zamanda şahane müziklere ve şehirden uzak, etkileyici manzaralara sahip!

Moulin Rouge / 2001

Başrollerini Nicole Kidman ve Ewan McGregor’un üstlendiği “Moulin Rouge”, müzikal sevenler için işitsel ve görsel bir şölen. 1890’ların sonunu konu alan filmde, yetenekli bir şair olan Christian’ın (Ewan McGregor) Fransa’ya taşınarak sık sık gitmeye başladığı Moulin Rouge adlı müzikholde Satin (Nicole Kidman) adlı güzel yıldıza duyduğu aşkı konu ediliyor.

Müzikholün gözdesi olan ve herkes tarafından beğenilen Satin de kalbini Christian’a kaptırıyor ancak ikilinin bir araya gelerek aşklarını diledikleri gibi yaşayabilmeleri müzikholün patronu Duke’ın aşk üçgenine dahil olmasıyla pek mümkün olmuyor. Dram, müzikal ve romantizmin buluştuğu bu nostaljik Fransız filmi Kidman’ın güzelliğiyle bir araya gelerek keyifle izleyebileceğiniz filmler arasında yerini koruyor.

Shakespeare in Love / 1999

Biyografi severim derseniz biraz 1590’ların sonlarına, Londra’ya, Shakespeare’in Viola isimli güzel ve genç bir kadına duyduğu aşka doğru yolculuk yapalım. Ona duyduğu tutku ve hayranlıktan aldığı güçle yazarlık motivasyonunun tetiklendiğine dair pek çok detayın işlendiği filmde, Shakespeare’in duygusal dünyasını tanıma fırsatı yakalayabiliyorsunuz.

Başkasıyla evlenmek üzere olan Viola (Gwyneth Paltrow) ile genç Shakespeare’in (Joseph Fiennes) yasak aşkı Elizabeth döneminin şaşasıyla birleştiğinde ortaya keyifli ve komik bir biyografik hikaye çıkıyor. Güçlü kalemin özel hayatına tanık olma hissi aşkın çağsızlığına, kuralsızlığına ve karşı konulmazlığına önemli atıflarda bulunuyor.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku / 2014

Türk sinemasının en güzel aşk filmlerinden biri olan “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”, Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğulları’nın oyunculuğuyla çok duru ve derin bir aşk tanımını gözler önüne seriyor.

Kitabı basılmayan bir yazar olan Arif’in ilişkiler ve aşk konusunda şansı hiç yaver gitmemiştir. Ancak bir gün yolu tanıdığı tüm insanlardan farklı, güçlü, kendinden emin ve zeki bir kadın olan Müzeyyen’le kesişir. Arif tüm bildiklerini unutur ve artık onun için bambaşka bir serüven başlar.

Call Me By Your Name / 2017

Sundance Film Festivali’nden sonra adından sık sık bahsettiren “Call Me By Your Name”, 1980’lerde bir yaz kasabasında, entelektüel bir ailenin oğlu Elio ile Amerika’dan evlerine Elio’nun babasını ziyarete gelen Oliver arasında geçen aşkı konu alıyor.

Toy, meraklı ve heyecanlı Elio, gözünde pek çok bakımdan ilahlaştırdığı Oliver’la ilgili çelişkili duygular hissetmektedir. İkili, karşılıklı olarak zaman zaman birbirinin üzerine gider ama aynı zamanda da birbirinden kaçma dürtüsü taşır. Yaşadıkları özel ilişki ve geçirdikleri yazı akıllarında unutulmaz kılacak duygu yoğunluğu, aşkın yapıcı ve yıkıcı özelliğini içinizde hissetmenize olanak sağlayacak türden.

İlginizi çekebilir!