Spesifik konular hakkında kafamızda oluşan ve bitmek bilmeyen düşünce döngüleri zihnimiz için yorucu olabiliyor. Zaman zaman hepimizin kafasına belirli konular takılsa da “fazla düşünme” kavramı kronik bir sendroma dönüşebiliyor.

Kronik olarak fazla düşündüğümüzü nasıl anlarız?

Pek çok farklı şekilde kendini gösterebilen fazla düşünme kavramı kişilerin sürekli olarak yaşadığı durumları düşünerek kaygılanmasına neden olur. Kişi, yaptıklarını ve söylediklerini sürekli olarak aklından geçirir, eleştirir ve kötü duruma düşmüş olabileceği ihtimaline odaklanarak kendi üzerinde baskı oluşturur.

Düşünce süreçlerine genellikle “…olursa ne olur” ve “-meliyim,-malıyım” gibi kalıplar hakimdir. Sürekli olarak kendilerini yargılarlar, odaklarının çok büyük bir kısmı karşılarındaki kişilerden onay almaktadır.

Zihinleri yaşanmış olaylar hakkında sürekli olarak geviş getirir, dolayısıyla uyku problemleri yaşamaya yatkındırlar.

Kafalarındaki temel sorular; “Bu durum neden yaşandı?” ve “Ne anlama geliyor?” gibi olaya yanlış veya gereğinden fazla anlamlar yüklemeye yönelik sorulardır. Bu soruların genellikle cevabı yoktur, dolayısıyla zihinleri negatif yönde cevaplar üretme eğilimindedir.

Klinik Psikolog Helen Odessky, kronik fazla düşünme sendromu yaşayan bireylerin genellikle bu eğilimlerini bir problem olarak değil, problem çözme süreci olarak algıladıklarını söylemektedir. Bu durumun sonucunu da “kronik fazla düşünme sendromu yaşadıklarının farkında olmadan düşünce döngülerinin içinde kalmaları” şeklinde açıklamaktadır.

Zihni bezdiren ve sıkışmış hissettiren fazla düşünme sendromu kontrol altına alınmadığı zamanlarda günlük hayatı etkileyebilir. Depresyon ve anksiyeteye neden olabilir.

Peki neden fazla düşünürüz?

Fazla düşünmenin temel nedeni gelecekten korkmak ve olası kötü durum senaryolarına takılıp kalmaktır. Klinik Psikolog David Carbonell, “The Worry Trick” isimli kitabında bireylerin kendilerini savunmasız hissettikleri zamanlarda, gelecekte karşılaşabilecekleri olası problemleri kafalarında yaratıp çözme eğiliminde olduklarını yazmıştır.

Fazla düşünmenin en belirgin sonucu ise günlük hayata ve akışa olması gerektiği gibi katılamamaktır.

ABD Kreatif Liderlik Merkezi kurucusu Nicholas Pertrie bu durum şu şekilde açıklamaktadır: “Kronik endişeler, kalp hastalıkları ve baskılanmış bağışıklık sistemiyle ilişkilendirilmektedir. Geçmişe takılıp kalmak veya gelecekte yaşamak bizden bugünü alır. Sonuç olarak da yapmamız gerekenleri yapamayız ve yaşamamız gerektiği gibi yaşayamayız. Zihni sürekli olarak geviş getiren bireyler hiçbir zaman mutlu değildir, pek çoğu günlük hayatlarında kötü hissettiklerini söyler.”

Fazla düşünme, zihni endişe döngüsüne hapseder. Zaman içinde nefes almak kadar doğal hissedilen bu olumsuz senaryo yaratma hali kişinin içinden çıkamayacağı bir hal alabilir.

İlginizi çekebilir: Fobiler Hakkında Neler Biliyoruz?

Fazla düşünme döngüsünden nasıl çıkabiliriz?

Kronik endişeler kalıcı değildir, sadece zihinsel alışkanlıklardır ve kırılabilirler. Beynimizi hayata farklı bir açıdan bakması için eğitebiliriz. Tıpkı fiziksel alışkanlıklarımızdan kurtulmak için yaptığımız gibi, zihinsel alışkanlıklarımızdan da onları yenileriyle değiştirerek kurtulabiliriz.

İşte 7 adımda fazla düşünme sendromuyla başa çıkmanın yolları!

İlginizi çekebilir: Otonom Sinir Sistemi ve Anksiyete Bozukluğu

Farkındalık

Fazla düşünme sendromuyla başa çıkmak istiyorsanız her konuda olduğu gibi ilk olarak yapılması gereken şey durumun farkına varmaktır. Kendinizi stresli, gergin veya şüpheci hissettiğiniz anlarda bir adım geri çekilip olayın farkına varmak, fazla düşünme döngüsünü kırmak için gerekli olan tohumları atmanız için güzel bir başlangıçtır.

Kötü ne olabilir değil, iyi ne olabilir?

Fazla düşünmenin temel nedeni korkudur. Olumsuz senaryolara odaklanmak kolaylıkla zihninizin kontrolünü kaybetmenize neden olabilir. Dolayısıyla negatif senaryoların zihninizi ele geçirmeye başladığını fark ettiğiniz anda onları olumlularıyla değiştirmek, zihninizin kontrolünü elinizde tutmanıza yardımcı olabilir.

Mutlu anlar yaratmak

Mutlu ve pozitif alternatiflerle dikkatinizi dağıtmak güzel bir opsiyon olabilir. Meditasyon, dans, egzersiz, boyama, örgü ve aklınıza gelen daha pek çok aktivite zihninizi meşgul tutmanıza yardımcı olabilir.

Perspektif değiştirmek

Sizi mutsuz eden ve kafanıza takılan olayların 5 yıl içinde ne kadar önemli olacağını düşünmek, olayların merkezinden çıkmanıza ve büyük resmin farkına varmanıza yardımcı olur.

Mükemmeli beklemeyi bırakmak

Sağlıklı boyutlardaki hırs mükemmeli hedeflerken bize yardımcı olsa da mükemmel anı veya mükemmel olmayı beklemek sağlıksız bir zihin yapısıdır. Unutmayın ki mükemmel erişilemez bir mertebedir ve gelişim kaydetmek mükemmeli beklemekten çok daha akıllıcadır.

Geleceği göremeyeceğimizi unutmamak

Aklınızdan çıkarmamanız gereken şey geleceği asla tahmin edemeyeceğinizdir. Gelecek için endişelenmek kendi zamanınızı çalmaktan başka bir şey değildir. Ayrıca gelecekte zaman geçirmek üretkenliği azaltır.

Kabullenmek ve şükretmek

Fazla düşünme eğilimine neden olan korku yeterince iyi, güzel, akıllı, çalışkan vs. olamama hissinden kaynaklanır. Bu hislerden arınmak içinse yapılması gereken öncelikli şey elinizde olan şeylere ve yaptılarınıza odaklanmaktır. Kendi kendinizi olduğunuz gibi kabul etmenizin ve sahip olduklarınız için şükretmenizin anahtarı budur.

İlginizi çekebilir: Kendini Sabote Etme Yöntemlerinden En Yaygını: Procrastination