YAZAN: ARZU ÖZEV

Yaşadığımız dönemde, hem maddi, hem de manevi anlamda kendini bütünüyle güvende hissetmek kolay değil. Ekonomik dengeler hızla bozulurken, iklim değişiklikleri, doğa katliamı, enerji sıkıntısı derken, gelecekten bir şey ummak da bir hayli zor. İnsanlara güvenimiz ise belki çocukluğumuzda, belki de yaşam deneyimlerimiz sonucu zayıfladı.


Güvende hissetmek neden önemli?

Anksiyete, depresyon, tüm fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar, ilişkilerdeki temel sorunlar, intihar vakalarının artması, tam da bu güvensizliğimiz yüzünden. Ama güvenmeye kalksak düş kırıklığına uğruyor, hiç güvenmesek hastalanıyoruz. Çünkü insanoğlunun temel ihtiyaçlarından biri güven. Dünyadan, insandan, paradan, kendimizden umudu kesersek, kime, neye güveneceğiz peki?

Birçoğumuz, tüm enerjimizi sevmediğimiz işlere veriyoruz. Günün sonunda tükenmişlik sendromu yaşadığımız bir sistemin içine adeta hapsolmuş gibiyiz. İyi beslenmiyoruz, düzenli uyku uyumuyoruz, bedenlerimiz ve zihinlerimiz gergin. Tüm bu gerginlik, yaşam mücadelesi ve ekonomik zorluklarla birleşince, daha da tatsız bir hal alıyor. Korkularımızın artmasına engel olamıyoruz.

Peki bu güvensizlik alanından nasıl çıkacağız? Bir çıkış yolu var mı?

İnanın, çıkış yolu olmasaydı, bu satırları karalıyor olmazdım. Şamanlar ormanlarını bırakıp büyük şehirlere yayılmış, kadim öğreti bu kadar konuşulur hale gelmiş ve “kişisel gelişim” bir sektör halini almış olmazdı.

Şu bir gerçek ki, insanın dönüşümü zorlu ve yavaş oluyor. Yaşam onu köşeye sıkıştırdıkça ya umudunu kaybedip kendini bırakıyor ya da savaşçı yanını devreye sokarak: “Bundan daha öte bir şey olmalı!” diye sorgulamaya başlıyor. Ve bu sorgulamanın sonunda, ışığı görüp hissedebildiği mistik alana adım atıyor. Bu yazıyı okumaktaysanız, siz büyük olasılıkla savaşçı olan gruptansınız. Ve bu savaş, insanın kendi karanlıklarıyla olan savaşı.

Güvensizliğin temelinde kitle bilinci

Biz, bu dünyaya bir miktar aydınlık ve bir miktar karanlıkla geldik. Küçükken başka şansımız olmadığı için ailemizin, kültürümüzün, dinimizin, çevremizdekilerin gerçekliklerine inandık ve bu gerçekliğe “hayatın gerçekleri” adını taktık. Kavram dünyamız, bize anlatılan hikaye, acı-tatlı yaşadıklarımız ve gözlemlediklerimiz üzerinden oluştu. Para, sevgi, çalışma hayatı, insaniyet, yaratılış, doğru ve yanlış ve daha pek çok kavram üzerine bazı fikirler geliştirdik. Bu fikirlerimizin gerçekliğini fazlaca da sorgulamadık. Çıkarımlarımız, inançlarımıza, duygu ve düşüncelerimize, dolayısıyla yaşam titreşimimize yansıdı ve bir kitle bilinci yarattık. Şu anda da bu kitle bilincinde hakim olan, maalesef karanlık ve güvensizlik.

Tıpkı kartalların yavrularını yuvadan aşağıya atarak uçmalarını öğretmesi gibi, yaşam koşulları da bugünlerde bizi sorgulamadığımız o gerçeklikten dışarı ittirmeye çalışıyor. İnsan gerçeğimizi hatırlamamız, mistik olanla buluşmamız için. Çünkü bu dünyada güvenebileceğimiz tek bir şey varsa, o da evrensel kudret. Yaratıcı, Kaynak, Evren, Kozmos, İlah, Allah, Tanrı, siz ona nasıl hitap ediyorsanız.


Evrensel kudret, bizden bir milim dahi uzakta değil.


Bir şeye güvenebilmek için onu tanımamız gerekir. Çoğumuz Allah’a inandığımızı söyler, ama ona güvenemeyiz. Güvenemediğimiz için de korkmaya ve tedirgin olmaya devam ederiz. Kaynağa yönelmek, onun doğasını, yani kendi doğamızı anlamak ve o yönde hareket etmeye başlamak, cevapları tabiatta, nefesimizde aramak, güven yolculuğunun ilk adımları…

Gerçekliğin ötesinde bir güven duygusu

Bizim gördüğümüzün ötesinde bir boyut var ve o boyuta açılmak inancı, duyguyu, düşünceyi sorgulayarak, her düşündüğümüze inanmamayı seçerek, olayların ve koşulların denetiminde olduğumuz gerçekliği bırakıp, yaratım alanına girerek mümkün. Bu da zihni disipline etmeyi gerektiriyor.

Her birimizin bilincinde, zahmetli olduğu kadar muhteşem, muhteşem olduğu kadar emek isteyen, mucizelerle dolu bir cennet katman var. Bu bilinç yolcuğu, güvene açılan demir kapı. Kendi yaşamlarımızın yaratımını elimize aldığımızda, karanlıklarımızla mücadele etmeyi öğrendiğimizde, korkacak, tedirgin olacak hiçbir şey olmadığını fark edeceğiz.



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP