YAZAN: PROF. DR. BEDİRHAN ÜSTÜN

Metaverse terimi, “meta” ve “evren” kavramlarını birleştiren yeni bir tanım, bu evrenin ötesinde bir evreni simgeliyor. Aslında yaşadığımız gerçek evreni sanal ortamda yani bilgisayarlaştırılmış bir dünyada yeniden kurmaya amaçlı bir uygulamalar bütünü. Genellikle internetin gelecekteki evrimini anlatmak için kullanılıyor. Kullanıcıların sanal ve artırılmış gerçekliği, örneğin anında 3 boyutlu sanal ortamları deneyimlemelerini sağlıyor. Peki bu sanal evren ruh sağlığımızı nasıl etkiliyor? Amerikan Hastanesi Psikiyatri Bölümü Doktoru Prof. Dr. Bedirhan Üstün metaverse evrenini ve ruh sağlığımız üzerindeki etkilerini anlatıyor.


Gerçek evreni nasıl ve ne kadar algılıyoruz?

Yaşadığımız dünyayı hala düz bir tepsi gibi düşünen, doğduğu yerin 100 kilometre ötesine geçmemiş insanların çoğunlukta olduğu bir evrendeyiz. Telefonun bulunuşundan yüz yıl geçmeden telgraf, teleks gibi buluşlar ortadan kalktı. Telefon nedir, ahize nedir bilmeyen insanlar aslında mucizevi bir bilgisayar olan cep telefonlarıyla konuşmaya, internete girmeye, yol bulmaya başladılar.

Tüm bu gelişmelere karşılık insanoğlu yine de bir maymun yavrusundan daha aciz bir varlık olarak doğuyor. Yavru maymunun yaptığı gibi daldan dala atlaması, muz soyup yemesi için 3-4 yıl geçmesi gerekiyor. Hala bedeninin arkasını karanlık bir evren olarak algılıyor. Yaktığı ilk ateşin alevlerinde dans eden tanrılar gören insanlar gibi, aklın alamayacağı, bilimin açıklayamadığı şeylere hala inanabiliyor. Gördüğüne inanmıyor, göremediğinden korkuyor. Evrimin bu basamağında insanoğlu kendini aşan buluşlar ve uygulamalarla karşı karşıya. İnsanoğlunun yapabildiğinden çok daha hızlı ve fazla bilgi işleyen bilgisayarlar, ondan hızlı öğrenen makineler, ondan çabuk problem çözen yapay zeka programları, yorulmak bilmeden çalışan robotlar ve daha da fazlası geliyor.

Haz düşkünü ve tembellik eğilimleri üste çıkan insanların yaşamlarını kolaylaştırmak adına onlara sürekli uyaran ve doyum sağlayan başka bir evren sunan yeni bir bütünlük: Metaverse veya Türkçesi öte evren ya da sanal evren.

Metaverse nasıl tanımlanıyor?

Metaverse yalnızca bir kişisel yaşantı ya da deneyim değil, toplumsal kuruluş ve işlemleri de içeriyor. Bir kulaklık ve dijital gözlükle gidemeyeceğiniz bir işyeri, okul, devlet dairesi ya da doktor muayenehanesi kalmayacak. Büyük bir sanal gerçeklik olarak yaşam artık çok oyunculu bir oyun gibi bu platformlara katılmayı gerektirecek. Arabanızla İstanbul trafiğinde hastaneye gitmek yerine, doktorunuzla karşılıklı ev ortamından konuşmayı tercih etmemeniz için neden az. “Hiçbir şey deniz kıyısında yürümenin tadını vermez.” derseniz, oraya da kendi kendini süren arabanızla gidebilirsiniz. “Olmaz, ben şoför koltuğunda biri olmayan arabaya binmem.” derseniz, size kibar bir robot ya da hologram eşlik edebilir.

Meta Platformlar ve Microsoft gibi birçok sosyal medya ve teknoloji firması insanların sosyal olarak bağlanabileceği veya uzaktan çalışabileceği platformlar yaratma hedefiyle yoğun bir biçimde sosyal sanal gerçekliğe yatırım yapıyor. Bir ev mi arıyorsunuz, artık emlakçılar sanal ev turları yapıyor. Second Life, Minecraft ve Fortnite gibi internet özellikli video oyunları bu yeni uygulamaların öncülleri oluyor. Bu oyunlar, dünyanın dört bir yanından gelen oyuncuların aynı anda girebileceği sürükleyici sosyal sanal deneyimler sunuyorlar. Belki Metaverse vizyonunu tam olarak yaşama geçirecek teknolojiler henüz yaratılmadı, fakat şirketlerin ve bireylerin Metaverse teknolojilerini benimseme isteği giderek artıyor.

Birçok eleştirmen Metaverse için çoğunlukla yutturmaca, gelir beklentilerini bugüne kadar gerçekleştiremeyen bir teknoloji diyor. Büyük bir kesim ise, Metaverse vizyonunun kişisel verilerin gizliliği ve sağlık üzerine etkileri konusunda kaygılı. Kesin olan bir şey varsa o da Metaverse’in hukuksal temelinin henüz olmadığıdır. Metaverse’in arkasındaki kişilerin, sanal dünyaların kötüye kullanımı veya sağlık güvenliği gibi şeyler de dahil olmak üzere, hukuk dışı uygulamaları olabilir. Sanal dünyalar yapaydır. Sanal gerçeklik aygıtlarını kullanan bir kişi, bunların etkisiyle gerçek dünyada diğer kullanıcılarla etkileşime girer gibi şeyler yapabilir. Bu durum “Buradaki algıların sorumlusu kimdir? Kurallar nasıl işler? Zarar gören olursa fatura kime çıkar?” gibi bazı soruları da beraberinde getiriyor.

Metaverse ruh sağlığımızı nasıl etkiliyor?  

Uygarlığın gelişmesiyle yaşamımıza giren bu yeni evrene ilgisiz kalamayız. Birincisi, bu yeni evren insan yapısı. Geliştirenler insanların algılarını, dürtülerini, istek ve düşlemlerini çok iyi biliyorlar. İkincisi, yeni bir kuşak olan “Z kuşağı” bunun içine doğdu ve internetle büyüdü. İstediklerini hemen şimdi almak ve yaşamak yönelimindeler.

Ben bir ruh sağlığı çalışanı olarak, sosyal medyanın yaşamımıza neler kattığını ve eksilttiğini birinci elden gördüm. Nice Facebook aşklarına tanık oldum, Instagram dünyasının gençler için gerçekliğin yerine geçtiğini gördüm. Bugün yeme bozukluklarının gençler arasında 30-40 yıl öncesine kıyasla 10 kat daha fazla görünmesinin en büyük etkenlerinden biri budur diye düşünüyorum. Aynaya baktıkça beğenmediğin senin yerine bir başka resim koymak artık çok kolay.

Metaverse, COVID nedeniyle hepimize aşina olan uzaktan çalışma ve toplantı kültürünü de yaşamımıza soktu. Şimdiden hayatımızda ve gelecek günlerde daha da çok olacak. Evden kalkıp bir kütüphaneye gitmek yerine hemen ekran başına, sinema geçen yüzyılın nostaljisi, artık ekranda içine katılacağınız ve sizin yönlendirebileceğiniz düşler var.

Bütün bu örnekler Metaverse’in insanların potansiyel olarak ruh sağlığı sorunlarını daha da kötüleştirebileceğini vurguluyor.

  • Sanal gerçekliklerin aşırı kullanımının, bağımlılık da dahil olmak üzere, ruhsal bozukluklarla ilişkili olabileceği düşünülebilir. İlk bilimsel araştırmalar, sanal yaşantıların aşırı kullanımının anksiyete veya depresyon, dikkat eksikliği bozukluğu, yeme bozukluğu, beden algısı bozukluğu gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini gösteriyor.
  • Kullanıcıların, internetin içinde, içeride olma yaşantısı, diğer bireyler, nesneler, varlıklar ve ortamlarla birlikte etkileşime girmesi, gerçeği değerlendirme bozukluğu gibi olmadık çarpıtmalar yaratabilir.
  • Beyindeki ödül sistemleri Metaverse’de sürekli ve kolay haz almayı sağlayarak bağımlılık davranışlarına yol açabiliyor. Dopamin gibi iyi hissettirici nörotransmiterlerin salınımını uyararak, beynimiz Metaverse yaşantılarını zevk duygusuyla ilişkilendirmeye başlar. Tekrarlama yoluyla, beyin ve birey sonunda bu deneyime güvenmeye başlar ve birey buna bir bağımlılık geliştirir. Hem psikolojik hem de fizyolojik olarak bu kullanıma bağımlı hale gelebilir.

Video oyunlarında bir üst düzeye yükselmek gibi, oyunun amacına doğru her ilerleyişte beyin dopamin salar. Sosyal medyada her bir izlenme, beğeni, yorum veya diğer bir değerlendirme haz verir. Bu durum tıpkı uyuşturuculara bağımlılığa benzer ve sanal pornografi bağımlılığı, sanal video oyun bağımlılığı, sanal sosyal medya bağımlılığı, sanal kumar bağımlılıkları gibi sonuçlara yol açar.

Sanal evrene bağımlılığın belirtileri nelerdir?

Resmi olarak ICD ve DSM gibi ruhsal bozukluk tanı sistemlerinde bağımlılığın tanı kategorileri ve ölçütleri yoktur. Bununla birlikte, bu alanda çalışan araştırmacılar aşağıdaki ölçütleri sınamak için kullanmaktadırlar:

  • Sanal evrende amaçlanandan daha uzun süre kalmak ve giderek bu sürelerin uzaması.
  • Sanal evrende kullanımın iş, okul, hijyen, uyku, öz bakım veya kişiler arası ilişkiler gibi önemli yaşam alanlarında verimliliğin azalmasına ve ihmale katkıda bulunması.
  • Yaşamdaki sorunlara karşılık dijital kullanımı sürdürmek.
  • Eskiden zevk alınan sosyal ve eğlence etkinliklerine ilginin azalması.
  • Taşıt kullanırken, caddeyi geçerken, yemek pişirirken veya başka benzeri potansiyel tehlikeli durumlarda dijital aygıtları kullanmak.

Bu ölçütler yer, zaman ve kültürlere göre değişebilir. Metaverse savunucularının bu duruma karşıt cevabı “Sorun acaba olayın sanal olmasında mı? Dijital olmadan da kimi insanlar günlerinin büyük kısmını okuyarak, yazarak, müzikle ya da başka oyunlar oynayarak geçirmiyor mu?” şeklinde.  

Önemli olan tehdit, sanal evrene bağımlılığın gerçek yaşam işlevlerinin önüne geçmesidir.

Gerçek mi, sanal mı? Mavi hap mı, kırmızı hap mı?

Ünlü “Matrix” filminin ana sorusu şudur: Seçim sizdeyse gerçek yaşantıları mı seçersiniz, yoksa bir makine tarafından yaratılan aynı duyumları mı? Facebook Metaverse için “Artık siz yaşantının içindesiniz, ona seyirci değilsiniz.” diyor. Bütün büyük şirketler bu alana yatırım yapıyor. Bunların yanı sıra, Seoul kenti 2026’da tamamlanacak “Metaverse Seoul” projesi geliştiriyor ve tüm kamu hizmetlerinin 3 boyutlu avatarlar tarafından verilmesini amaçlıyor.

Bunlar güzel gözükebilir, ama bildiğimiz gibi dünyada büyük bir dijital eşitsizlik söz konusu. Yeni bir evren olan Metaverse bu eşitsizlikleri sürdürecek mi, yoksa bilgiye erişimi daha adil hale mi getirecek?





BLOOM SHOP