
Eğer kolesterol denildiğinde aklınıza damar tıkanıklıkları, kalp rahatsızlıkları geliyor ve doğrudan kötü bir durumdan bahsediliyormuş gibi hissediyorsanız sorun sizde değil. Hepimiz kolesterolün kötü bir terim olduğuna inandırıldık. Kökeni 1950’lerde ortaya atılmış bir beslenme-kalp hipotezine dayanan bu algıya göre doymuş yağlar açısından zengin bir beslenme izlemek, kanımızdaki kolesterolü yükselterek damar tıkanıklıklarına ve kalp krizine yol açıyor. Ancak bu tam olarak doğru değil. Kolesterol gibi kompleks ve hayati bir mekanizmayı inanılmaz derece basite indirgeyen ve yanlış yorumlamalara açık bu düşünce, çoğu zaman yarardan çok zarar bile verebiliyor. Bu nedenle bildiğimizi sandığımız kolesterolü bu basit anlayıştan çıkarıp doğru bir perspektife koymaya ihtiyacımız var. Bu rehberde kolesterol nedir, HDL ve LDL arasındaki farklar nelerdir, yüksek kolesterol kalp krizine yol açar mı gibi merak edilen tüm soruları araştırdım.
Kolesterol nedir?
Kolesterol bedenin birçok dokusunda doğal olarak bulunan sterol tipinde yağsı, mumsu yapısı olan bir bileşendir. Büyük bir kısmı -yaklaşık yüzde 80’i- karaciğerde üretilen kolesterolün kalanı da beslenme yoluyla spesifik olarak doymuş yağ açısından zengin hayvansal gıdalardan ve trans yağ içeren kızartılmış ve paketlenmiş gıdalardan alınır. Hücrelerin ve hormonların sentezinde kullanılır, sindirim sürecine katılır. Kanda lipoproteinler LDL ve HDL aracılığıyla taşınarak tüm bedene yayılabilen kolesterolün temel görevleri aşağıdaki gibi sıralanır:
- Hücre zarını oluşturan maddelerden biri olan kolesterol hücrelere şekil verir, dış etkenlere karşı korur ve geçirgenliği etkileyerek hücresel işlevlerin sağlıklı şekilde yürütülebilmesini sağlar.
- Karaciğerde safra üretimine aktif olarak katılarak beslenme ile alınan gıdaların efektif parçalanmasını sağlar.
- Seks hormonlarının ve D vitaminin temel yapı taşlarından birisidir.
Fazla kolesterol, sağlıklı bir insanın bedeninde filtrelenerek bedenden atılır. Nitekim birçok faktör ne kadar kolesterolün bedenden atıldığını, ne kadarınınsa kullanılmadan biriktiğini etkileyebilir. Bu faktörler yaş, genetik ve yaşam tarzı seçimleridir.
Kolesterol molekülleri tek başına kanda dolaşamadığı için proteinler ve lipitlerle gibi başka moleküllerle yani yağlarla birleşirler. Protein ile birleşen kolesterolün iki tipi bulunur. Bunlar LDL ve HDL’dir. İlki toplumda “kötü”, ikincisi ise “iyi” kolesterol olarak bilinir. Birleştikleri lipid türünün ismi ise trigliserid’tir.
LDL kolesterol nedir?
LDL, İngilizce low density lipoprotein‘in baş harflerini ifade ediyor. Kolesterolün kan yoluyla üretildiği karaciğerden kullanılmak üzere hücrelere taşınmasını sağlıyor. Toplum arasında “kötü” kolesterol olarak bilinmesinin nedeni ise seviyeleri yüksek olduğunda arter yani atardamarlarda birikmeye yol açmasından kaynaklanıyor. Arterlerin daralması da dolaşım sağlığını düşürerek kardiyovasküler hastalıklara zemin hazırlayabiliyor.
HDL kolesterol nedir?
HDL, İngilizce high density lipoprotein‘in baş harflerini ifade ediyor. Toplumda “iyi” olarak bilinmesi ise hücrelerde bulunan LDL’yi karaciğere geri taşımasından kaynaklanıyor. Karaciğere taşınan fazla LDL de burada parçalanarak vücuttan atılıyor. Aslında HDL ile LDL doğal olarak birbirini dengelemek üzere bedende ters görevler gerçekleştiriyor.
Trigliserid nedir?
Kanda bulunan bir tür yağ molekülü olan trigliseridler beslenme ile üretilen fazla enerjinin bir nevi deposunu oluşturuyor. Öğünler arasında veya yüksek fiziksel aktivite sırasında enerji ihtiyacı arttığında yakılarak enerjiye dönüştürülüyor. Eğer enerji ihtiyacı artmaz ama fazla kalori alımı nedeniyle kanda bulunan trigliseridler yükselmeye devam ederse insülin direnci, yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon, obezite gibi durumlarla simgeleşen metabolik sendroma zemin hazırlayabiliyor.
Kolesterol yüksekliği ne demek?
Eğer yapılan kan testleri sonucunda LDL, değer aralığının üzerinde çıkıyorsa toplumda buna yüksek kolesterol deniyor. Çıkan değer çok yüksekse doktor gözetiminde bir kolestrol ilacına başlanıyor veya çok daha kötüsü kişi kendi kendine beslenmesinden tüm yağ kaynaklarını çıkararak kolesterolünü düşürmeye çalışıyor. İlaçlar tabii ki daha etkili bir çözüm sunarken beslenmeden yağı çıkarmak tam tersi etki yaratarak metabolizma ve dolaşıma daha da zarar veriyor. Genel kanının aksine LDL kolesterolü trans veya doymuş yağlar değil, şeker daha doğrusu şekerin her formu yükseltiyor!
Modern tıbbın içerisinde yüksek kolesterol LDL’yi düşürmeyi hedefleyen statin içerikleri ilaçlar ile ele alınıyor. Bu ilaçlar LDL’yi hedef alarak yüksek kolesterolü düşürme ve kalp rahatsızlıklarını önleme gayesiyle milyonlarca kişi tarafından kullanılıyor. Ancak kas kaybı, yükselen Tip 2 diyabet riski, hafıza sorunları, eklem ağrıları gibi ciddi yan etkilerle beraber de anılıyorlar.
Dünyanın en önde gelen fonksiyonel tıp hekimlerinden Dr. Mark Hyman’a göre ise yüksek kolesterol sadece bir statin eksikliğini değil, çoğu zaman kronik enflamasyon veya insülin direnci gibi daha derin bir sağlık durumuna işaret ediyor. Çoğu zaman kalp rahatsızlıklarının bir öncülü gibi bakılan kolesterol yüksekliği aslında çok daha kompleks bir zeminden doğuyor. Östrojen, testosteron, kortizol gibi hormonların ve hücre duvarlarının üretimi, D vitaminin sentezlenmesi için hayati önem taşıyan kolesterol aslında beden tarafından kronik enflamasyon ve doku hasarına karşı doğal bir savunma cevabı olarak da yükselebiliyor. Bu nedenle kolesterol yüksekliğinden konuşurken asıl sorunun “Neden kolesterolüm yüksek?” değil, “Kolesterolümün yükselmesine hangi faktör neden oluyor?” olması gerekiyor. Hyman’a göre bunun temel sorumluları insülin direnci ve kronik enflamasyon:
İnsülin direnci
Yüksek kan şekeri ve kötü insülin hassasiyeti kolesterolün dengesini bozuyor. Bu nedenle doğru beslenme ile kan şekerini dengelemek kolesterolü doğal olarak düşürebiliyor.
Kronik enflamasyon
Bedensel enflamasyonun yüksek olması dokulara ve hücrelere zarar veriyor. Beden de bedensel enflamasyonun bu etkisine karşı kendini korumak için doğal bir tepki olarak kolesterolü yükseltiyor.
Yüksek kolesterol kalp krizine yol açar mı?
Eğer kolesterol seviyelerim dengedeyse, kolesterol yükseltici gıdalardan uzak duruyorsam kalp hastalıklarına yakalanma riskim neredeyse yoktur, değil mi? Araştırmalar maalesef yaygın kabullerin tam tersini gösteriyor. Çok farklı toplumlar üzerinde yürütülen kapsamlı MONICA araştırmasına göre, kolesterol düzeyleri yüksek olan İsviçre gibi toplumlarda kalp hastalıkları daha düşük oranlarda görülürken; kolesterol seviyeleri düşük olan Avustralyalı Aborjinler gibi gruplarda kalp hastalıklarının daha yüksek oranlarda seyrettiği gözlemleniyor. Yani yüksek kolesterolün kalp rahatsızlıklarına yol açtığı tezi her anlamda çürüyor! Bir başka araştırma da bunu kanıtlıyor: Yüksek kolesterolün kalp rahatsızlıklarına sebep olduğuna dair yeterince kanıt bulunmuyor! Aksine kolesterolü düşürmek için izlenen düşük yağlı diyetler trigliseridleri ve LDL’yi yükselterek bedeni kalp hastalıklarına karşı daha savunmasız bırakabiliyor.
Kolesterolün kalp rahatsızlıklarına doğrudan neden olduğu söylenemese de bazı beslenme alışkanlıklarının kardiyovasküler sağlığı olumsuz etkileyebildiği biliniyor. Örneğin beyaz un, şeker, beyaz pirinç, çiçek yağları kronik hastalık riskini yükseltebiliyor. Bu nedenle glisemik endeksi düşük, sağlıklı yağlar açısından zengin, gerçek gıdalardan oluşan bir beslenme izlemek hem kolesterol dengesini sağlamaya hem de kalp sağlığını korumaya yardımcı oluyor.
Yüksek kolesterolü ne düşürür?
Kolesterole sadece rakamsal yaklaşmak yanlış bir strateji oluşturuyor. Sürdürülebilir ve etkili çözüm ancak yüksek kolesterolün altında yatan sorunları ele almakla başarılabiliyor. Bir başka deyişle kronik enflamasyonu, insülin direncini, bozulmuş bağırsak sağlığını iyileştirmeden kolesterolü düşürmeye çalışmak sadece yara bandı etkisi yaratıyor.
Kolesterolü, altında yatan sağlık sorunlarını hedef alarak doğal yollarla düşürmek doğru bir beslenmeden ve fiziksel aktiviteden geçiyor. Anti-enflamatuar bir diyet izlemek; gerçek, besin değeri yüksek gıdalar tüketmek, Omega-3 içeren somon, keten tohumu, lif açısından zengin baklagil ve sebzeler, antioksidan deposu orman meyveleri ve yeşil çayı bol miktarda tüketmek bedensel enflamasyonu düşürmeye yarıyor. Bunun yanı sıra beslenmeden ultra işlenmiş gıdaları çıkarmak, rafine şeker tüketimini minimize etmek insülin direncini önlemek ve hafifletmek için önem taşıyor. Bağırsak mikrobiyomundaki bir dengesizlik yani disbiyozis de kolesterolün doğru şekilde işlenmesini engelleyebiliyor. Daha iyi kolesterol seviyeleri sağlıklı bağırsaklardan geçtiği için probiyotik; yoğurt, turşu, kimchi ve prebiyotik; soğan, sarımsak, kuşkonmaz açısından zengin beslenmek de mikrobiyom dengesi için önem taşıyor. Düzenli fiziksel aktivite ise iyi kolesterol HDL’yi yükseltmeye ve trigliserid seviyelerini düşürmeye yarıyor.
Bunun yanı sıra sağlıklı kolesterol seviyeleri birtakım takviyeler ile de kontrol altında tutulabiliyor. Dr. Mark Hyman’ın önerdiği aşağıdaki takviyeler beslenmeye destek olarak kolesterolü doğal yollar ile düşürmeye yardımcı olabiliyor. Nitekim her takviyede olduğu gibi bu listeye başvurmadan önce de sağlık uzmanımıza sormamız gerekiyor.
