İkili ilişkilerinizde çekici bulduğunuz karakterlerin özelliklerini bir düşünün. Sizin karakter özelliklerinizle karşı tarafın istek ya da davranışları ne derecede uyuşuyor?

Bir cuma gecesini evde pijamalarla film izleyerek geçirmeyi tercih ederken birlikte olduğunuz kişinin dışarıda eğlenmek istemesiyle kendinizi kalabalık bir ortamda birçok kişiyle sohbet ederken bulduğunuz oluyor mu? Peki soruyoruz o zaman; zevkler ve istekler çok daha ekstrem örneklerle birbirine zıtken iki kişinin arasında oluşan kuvvetli çekim gücü neye bağlıdır?

Zıt kutuplar birbirini çeker!

Yazar Paul Cutright, aşkın tanımının herkese göre farklı olduğunu ve bilinçsiz bir şekilde her ilişkimizde kendimizde eksik olan tarafları tamamlamaya ihtiyaç duyarak gelişmeyi, öğrenmeyi ve iyileşmeyi hedeflediğimizi savunur. Yani bizde eksik kalmış bir taraf karşımızdaki insanda varsa farkında olmadan bu eksikliği tamamlama güdüsüyle o kişiye çekiliriz. 

İlişkilerde bir tarafın herhangi bir davranış ya da düşünce eksikliğini öteki taraf doldurduğunda ortaya “tamamlanmış” bir beraberlik çıkar. Bu eksiklikler ve fazlalıklar sayesinde taraflar birbirlerinin farklı özelliklerinden pek çok yeni şey öğrenebilir ve farklı bakış açılarının getirdiği uyumlulukla empati yeteneklerini geliştirebilir.

Özellikle, ilişkinin ilk aylarındaki romantik süreçte iki kişinin birbirinden farklı olması her iki tarafa da çekici ve esrarengiz gelir. Çünkü çocukluktan yetişkinliğe her süreçte insan “bilinmeyen”den çekinir. Aynı zamanda yine de onun peşinden gitmek için içgüdüsel bir arzu hisseder.

Bu nedenle denilebilir ki; ilişkideki tutkuyu, macerayı, heyecanı besleyen aslında kişiler arasındaki zıt kutuplardır.

Peki zamanla bu farklı karakter özelliklerinin bir sonucu olarak hayal kırıklıkları, anlaşmazlıklar ve hatta güç savaşlarıyla karşılaşmak mümkün mü?

Zıt kutuplar hangi noktada birbirini iter?

İlişki uzmanı April Masini, uyumlu partnerlerin öncelikle kendilerini tanıyan bireyler olduklarını söylüyor. Kendinizi tanıdığınızda önce kendi beklentilerinizi, korkularınızı ve düşünce modellerinizi irdeliyorsunuz. Bu sayede kendinizden sonra karşı tarafı çözümlemek ve olduğu gibi kabul etmek çok daha kolay hale geliyor.

Kişisel alana saygı göstermeyerek partnerin duygu ve düşüncelerini değiştirmeye çalışmak çiftleri sağlıksız, kopuk ve mutsuz bir ilişkiye sürüklüyor.

Farklılığın bir problem olduğunu düşündüğünüz noktada karşı tarafı yeterince anlayamıyor ve kendinizi onun yerine koyamayabiliyorsunuz.

Bu nedenle, farklı fikirleri itmek yerine onlardan beslenirseniz karşınızdaki kişiye hissettiğiniz güzel duyguların yanı sıra birlikte mutlu, uyumlu, heyecanlı ve doyurucu bir birliktelik yakalamanız mümkün hale gelebilir!

İlginizi çekebilir!

Kaynak: Psychology Today, Life Advancer