“Ben iyi bir insan mıyım?” diye kendinize sordunuz mu hiç?

Doğaya, insanlara, diğer canlılara karşı iyisiniz belki. Onlara karşı sevecen, nazik ve duyarlısınız. Peki kendinize karşı da bir o kadar iyi misiniz?

İnsan hayatta en büyük zararı kendine veriyor. Kendinde tespit ettiği olumsuzluklara, yaptığı ufak hatalara o kadar büyük bir hırçınlıkla saldırıyor ki, genellikle en büyük düşmanı bile ona kendisi kadar acı veremiyor. Ve bunu çoğu zaman farkında bile olmadan yapıyor… Otomatik pilotta.

Öz farkındalık, insanın kendi kişiliği, güçlü ve zayıf yönleri, değerleri, inançları, motivasyonları, duygu ve düşüncelerini tam anlamıyla tanıması ve bilmesi demek. Öz farkındalığın yükselmesi için önce bilinçli bir farkındalık halinin oluşması gerekiyor. Farkındalık, içinde bulunduğumuz anın içinde bilinçli olarak var olmak demek. Geçmiş, gelecek, korku, tasa olmadan. Böyle keskin bir zihin durumu insanın geliştirebileceği en üst düzey yeteneklerinden biri olsa da, çoğumuz için tam bir muamma.

Farkındalık ve öz farkındalık, çeşitli pratiklerle zaman içinde geliştirilmesi mümkün olan yeteneklerimiz

İçinde yaşadığımız medeniyet ne yazık ki bu konuya fazlaca önem yüklemediği için, çoğumuz bu yetileri geliştirmeye önem ve öncelik vermiyoruz. Çağımızda her türlü bilgiye erişimimiz varken, öz bilgisine erişimimiz son derece kısıtlı. Trajik olan şu ki, hayatla ilgili pek çok şeyi bildiğimizi zannederken kendimizi, kim olduğumuzu tam olarak bilmeden bu dünyayı terk ediyoruz.

Onca duygu, düşünce, karmaşık iç hal ve yoğunluk içinde oradan oraya koştururken o kadar yoruluyoruz ki, bize kalan boş zamanları kendimizi fark ederek değil, sosyalleşerek, uyuyarak, alışveriş yaparak ya da televizyon seyrederek geçirmeyi daha çekici buluyoruz.

Kendinizle baş başa kaldığınızda sessizlik içinde huzurla oturabiliyor musunuz ya da hiçbir şey yapmadan durabiliyor musunuz?

Günün çoğunu bedeninizde neler olup bittiğinin, zihninizden neler geçtiğinin, hangi duyguların içinden geçtiğinizin bilincinde geçiriyor musunuz? Bir çoğumuz için bunun cevabı “hayır”. Bizi oyalayacak herhangi bir meşgale bulamadığımızda canımız sıkılıyor.

Aslında can sıkıntısı, adı üzerinde, insanın kendinden, kendi canından sıkılması demek. Kendimizle aramızdaki ilişki, çoğu zaman ara sıra görüştüğümüz biriyle aramızdaki ilişkiden bile zayıf.

Öz farkındalık geliştirmeye öncelik vermeyişimiz hayatımızda pek çok karışıklığa sebep oluyor. İlişkilerimizde, iş yaşamımızda, özel hayatımızda… Kendimizin farkında olmadığımız için, dışarıdan onay, sevgi ve anlayış bekliyoruz. En ufak bir eleştiri bizi alt üst edebiliyor.

Öz farkındalık geliştirmek; duygu ve düşüncelerimizin bizi çektiği yöne düşünmeden çekilerek dürtüsel davranmak yerine, onları fark ederek davranışlarımızı bilinçli olarak seçmemize yardımcı oluyor. Kendi iç dünyamızı anlamak; başkalarını da daha iyi anlamamıza, empati kurabilmemize, çevremize daha bağlı hissetmemize olanak sağlıyor.

Öz farkındalık, duygu ve düşüncelerimizi gözlemlemek; onların içinde debelenmektense, olumsuz olanları daha kolay dönüştürmemize vesile oluyor.

Duygu ve düşüncelerimiz dönüştüğünde, yaşam algımız, hayata bakış açımız, dolayısıyla davranışlarımız da dönüşüyor. Böylece, hoşlanmadığımız taraflarımızdan kurtulmamız da kolaylaşıyor. Kendimize yakınlık ve sevgi hissetmeye, güvenmeye başlıyoruz. Seçimlerimizde gerçek anlamda özgürleşiyoruz.

İç gözleme başlarken, deneyimlerinizi, duygu ve düşüncelerinizi yargılamamanız, bu süreçte iyi bir dostunuza yaklaştığınız gibi anlayış ve sevecenlikle kendinize yaklaşmanız çok önemli. Kendimize karşı sevecen ve kucaklayıcı olmak alışık olmadığımız bir şey.

İçinde yaşadığımız kültür daima koşmamızı, bir yerlere ulaşmamızı, daha iyi olmamızı ve bizden durmaksızın bir şeyler yaparak başarılı olmamızı beklerken; kendine sarılıp “sen ne yaparsan yap, ne olursan ol, böyle olduğun gibi çok güzel, çok özel ve benzersizsin, seni çok seviyorum, iyi ki varsın!” demek kolay değil.

Ama tıpkı kendi iç dünyamızı, duygularımızı, zihnimizdeki düşüncelerimizi, fiziksel bedenimizi gözlemlemeyi kendimize öğretebileceğimiz gibi, kendimizi sevmeyi de öğrenebiliriz. Huzur ve barış dolu bir dünya hayal ediyorsak, bunun tek yolu var; o da kendisiyle barışık insanların sayısının artması…

Siz ne dersiniz?

Konu ile ilgili “daha fazla” bilgiye aşağıdaki yazılardan da ulaşabilirsiniz:

Kayak: pathwaytohappiness.com, positivepsychologyprogram.com, developgoodhabits.com