Özgüven ve ego arasında öyle ince bir çizgi var ki, çoğu zaman insanlar bu çizginin hangi tarafına düştüklerini fark edemiyorlar. Hayallerimize ulaşmak ve mutlu bir birey olabilmek için özgüven çok değerli bir nitelikken, egonun açtığı sorunlarla hayatlarımız bir anda tepetaklak olabiliyor.

Bu nedenle, özgüven ve egoyu birbirinden ayrı bir şekilde konumlandırarak aradaki ince çizginin dengesine dikkat etmek gerekiyor. Karakterimize ve yaşam tarzımıza yön veren bu iki niteliğin benzerliklerini ve farklarını sizler için kaleme aldık!

Özgüven ve ego arasındaki 4 fark

Ego ve özgüven, kişiliğimize direkt olarak temas eden iki etkendir. Bizi ve hayatımızı ilgilendiren konuları esas aldığı için bu iki duygu da öznel özellikler taşıyarak birbirine benzerlik gösterir. Ancak ego ve özgüveni birbirinden ayrı iki farklı uca taşıyan pek çok özellik de bulunmakta. İşte ego ile özgüven arasındaki farklardan bazıları!

1. Ego gösterişi sever; özgüven başarı sürecini esas alır

Teknolojinin ilerlemesi ve sosyal medyanın gündemimize yerleşmesiyle birlikte ego ve gösteriş kavramı gitgide büyüyen bir balon halini almaya başladı. Nasıl göründüğümüz, nerede ne yiyip içtiğimiz, hangi insanlarla görüştüğümüz, hangi etkinliklerde yer aldığımız ve tüm bunları etrafımızdaki herkese duyurma isteğimiz egonun alt başlıkları arasında yerini alıyor.

Gösterişi ve etraftaki insanların onayını önemsemeden hedeflerine ilerleyen, öğrenmiş ya da anlamış gibi yapmayarak gerçekten bir potansiyel ortaya çıkarmak isteyen insanların ilişkili olduğu duygu ise özgüven olarak tanımlanıyor.

2. Ego başkasının konuşmasına izin vermez; özgüven dinlemeyi tercih eder

Ego sahibi insanların sürekli olarak anlatacakları bir şey vardır. Kendilerini kanıtlama dürtüsü taşır ancak kendilerini kanıtlamaya aslında hiç de ihtiyaçları yokmuş gibi davranırlar. Özgüvende ise durumlar farklıdır. Özgüven sahibi kişi, kendini anlattıklarıyla değil yaptıklarıyla göstermek ister. Sürekli konuşmak yerine dinleyerek, anlayarak, insanları tanıyarak yeni görüş ve fikirlere fırsat verir.

3. Ego her konuda uzmandır; özgüven daima bir şeyler öğrenebileceğine inanır

Egoist özellikler gösteren kişi, duyduğu en ufak bilgiyi ballandıra ballandıra anlatmaktan hoşlanır. Bilginin derinine inmez, sohbet ortamında “hap bilgi” olarak tabir edebileceğimiz kısa detaylarla konu açmayı hedefler. Özgüvenin amacı doğru bilgiyi, kapsamlı detaylarıyla, yetkinlik derecesinde öğrenebilmektir. Özgüvenli insan, hayatı boyunca her zaman herkesten bir şeyler öğrenebileceğini bilir ve yeniliklere daima açık olur.

4. Ego yardım kabul etmez, zayıflıklarını göstermek istemez; özgüven desteğe ve nasihate açıktır

Yardım kabul etmeyen, insanlara sorunlarını ve üzüntülerini göstermeyen, başkalarına gösterilen her zayıflık imajının mutlaka günün birinde kişinin karşısına çıkarak onu zor durumda bırakacağına inanan pek çok insan var. Halbuki insanlar anlatarak ve paylaşarak bazı durumların üstesinden gelmeyi başarabiliyor. İçini açmak, dertleşmek veya ağlamak kişiyi zayıf bir insan konumuna taşımıyor. Aksine, insanlar arası güvenin ve sağlam dayanaklara sahip ilişkilerin yapı taşlarını oluşturuyor.

Tüm bunları bilen özgüven sahibi insanlar, başkalarından gelecek destek ve önerileri bir üstünlük savaşı olarak algılamayarak içtenlikle karşılayabiliyorlar. Egonun algısına göre ise bu durum bir çeşit güç savaşında yenilgiye uğramak olarak kabul ediliyor.

Egoyu kontrol altına alabilmek, onun yerine özgüven inşa edebilmek için neler yapılabilir?

Her şeyin sizinle ilgili olmadığını fark edin

Durum ve olayları şahsi olarak algılamak yerine; herkesin kendi iç dünyasında kişisel soru ve cevapları olduğunu, davranışlarının buna göre şekillendiğini, yapılan hataların veya haksızlıkların direkt olarak sizinle ilgili olmadığını fark edin.

Savunmacı düşünce yapınızı esnetin

Daima haklı olmak, kendinizi savunmak veya düşüncelerinizi karşı tarafa geçirmek durumunda değilsiniz. İnsanlar sizi yanlış anlayabilir, hatta anlamayabilir de. Böyle durumlarda tartışarak, kavga ederek fikrinizi empoze etmeye çalışmanız hem negatif sonuçlar doğuracak hem de karşı tarafa doğru mesajın geçmesine yardımcı olmayacaktır.

Kendinizi sorgulayın ve yaşadığınız olayların sonuçlarından ders çıkarın

Ortada düzeltilmesi gereken bir hata varsa bazen bu hatayı kimin yaptığı çok da önemli olmayabilir. Parmak göstererek başkalarını suçlamak yerine kendinizi yargılayabilir, davranışlarınızı gözden geçirebilir, hatalıysanız bunu kabul ederek hatalarınızdan ders çıkarabilirsiniz.

İlginizi çekebilir!