Maslak’ın en yeni sağlıklı lezzet duraklarından Baby Green, “Salata sıkıcıdır.” ve “Her fast food sağlıksızdır.” tabularını yıkmaya kararlı bir duruş sergileyen Alara Ziyal ve Selin Karataş tarafından hayata geçirildi. Salata kaselerini hayvansal ya da bitkisel protein kaynakları ve mevsimde taze sebzeler ile zenginleştiren Alara ve Selin, “Vaktim az, yetişmem gerek” bahanelerini rafa kaldırırken kısıtlı vakitte sağlıklı kaseler sunuyor.

Alara ve Selin ile Baby Green yolculukları, kendi yaşam stilleri ve sağlıklı beslenme trendleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdim. Her röportajımda yer alan “Bir meyve olsan ne olurdun?” favori sorumu da sormadan geçmedim. Keyifli bir sohbet sizi bekliyor!

İlginizi çekebilir: Urban Riders’ın Kurucusu Ahmet Berkman ile Egzersize Yeni Bir Soluk

Öncelikle sizi tanıyalım. Bize kendinizi anlatır mısınız?

Alara: 1994 doğumluyum. Koç Lisesi’ni bitirdikten sonra New York’ta Parsons The New School of Design’da Strategic Design& Management okudum. İstanbul’a geri taşındıktan sonra 2 yıl içerisinde ne yapmak istediğimin arayışındaydum. Marka geliştirmek ve marka yaratmak sevdiğim alanlardı, okurken de çok keyif alıyordum. Olmuş bir markayı daha ileriye götürmek ya da kendim sıfırdan bir marka yaratmak arasındaydım. Şimdi de buradayım.

Selin: Ben de 1994 doğumluyum. Koç Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra Londra’da Istituto Marangoni’de Fashion Promotion, Communication & Media üzerine yüksek lisans yaptım. Londra’da kısa bir süre çalıştıktan sonra İstanbul’a döndüm. Dönünce ortağım Alara Ziyal ile bu iş üzerine çalışmaya başladık. Hep kendime ait bir işim olsun istiyordum ve böylece bu yola girdim. 

Beslenmeye olan ilginizi nasıl fark ettiniz? 

Alara: Kendime göre biraz kiloluydum ve psikolojik olarak yemek yemeyi beni mutlu edecek bir araç olarak görüyordum. Amerika’ya taşındıktan 1 sene sonra fark ettim ki tam bir Boğa burcu olarak lezzete, yemeğe çok düşkünüm ama sağlıklı yemekler de lezzetli ve tatmin edici olabilir. Bu sayede sağlıklı yiyecekleri ve sağlıksız yiyecekleri karşılaştırmaya başladım ve sağlıklı yediğim zaman daha çok keyif aldığımı fark ettim. Vücudumdaki değişimi gördükten sonra daha çok motive oldum. Zaten yıllardır diyetisyene gidiyordum ama bir kural gibi uyguladığında o diyeti bozmak istiyorsun, bundan keyif aldığın zaman ise kendi isteğinle yapmış oluyorsun. Bence bu durum büyük fark yaratıyor. 

Selin: Bana hipoglisemi teşhisi kondu. Ondan sonra kendime ve vücuduma neyin iyi gelebileceğini keşfetmeye başladım. Benim için ilgi çekici bir süreç oldu çünkü sağlığın ne olduğu sürekli herkes tarafından tartışılan bir konu. Herkesin vücut tipine göre farklı olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla kendi vücudumun sağlık ihtiyaçlarını tanımak benim için çok ilgi çekici ve eğiticiydi. Zamanla hayat tarzımı ve beslenme biçimimi bu doğrultuda şekillendirmeye başladım. 

Alara, New York’ta ve İstanbul’da en sevdiğin restoranları bizimle paylaşır mısın? Selin senin de Londra’da ve İstanbul’da ki favorilerini merak ediyorum. Baby Green konseptine yakın olanları düşünebilirsiniz. 

Alara: İstanbul’da Aman da Bravo. Çok basit yemekleri farklı dokunuşlarla çok lezzetli hale getiriyorlar, bu şekilde yapılan yaratıcılıkları çok beğeniyorum. New York’ta ise tabi ki Sweetgreen. Her zaman çok beğendim. Evimin çok yakınında vardı ve salata sevmeye orada başladım. 

Selin: İstanbul’da bizim konsepte yakın olmasa da sushi çok sevdiğim için en sevdiğim İnari diyebilirim. Londra’da ise Juice Baby esinlendiğim bir yer.

Baby Green’in lokasyonu iş yerlerinin en yoğunlaşmış yerlerinden biri. Dolayısıyla müşteri yoğunluğunuz öğle aralarında ve iş çıkışlarında oluyordur diye düşünüyorum. Sağlıklı beslenme ve iş performansı arasındaki bağı nasıl açıklarsınız? 

Ortak cevap: İnsanların hayatlarında monotonlaşmış bir düzen var: İş-yemek-iş-ev. Biz bu monoton döngünün içinde bir eksiklik olduğunu düşündük. Bizim en büyük hedeflerimizden biri insanların sağlıktan ödün vermemeleri. Sağlıklı yiyecekler Türkiye’de çok az yerde olmakla beraber çok pahalı. İnsanlar öğle aralarında ya sulu ev yemekleri yiyorlar ya da et ağırlıklı yiyeceklere yöneliyorlar. Bu yüzden biz sağlığı ve ulaşılabilirliği buluşturmak istedik. Bize göre herkes sağlıklı ve dengeli beslenme hakkına sahip olmalı. 

İstanbul gibi büyük şehirlerde herkes ya koşuşturuyor ya da birazdan koşuşturacağı için yakınıyor. Baby Green’de daha çok zamanı kısıtlı olanların veya acelesi olanların tercihi. Sizi “fast casual” konseptine çeken nedir? 

Ortak cevap: Zaten bu hız ve yetişme durumu büyük şehirlerin kaçınılmazı. İnsanlar hep acele eder halde ve biz de bu aceleye kenardan dahil olmak istedik. “Fast casual” konsepti daha fazla insanın hayatında olmamıza sebep oluyor. Fast food sağlıksızdır diye bir algı var. Oysaki fast food akımının ortaya çıkışı hızlı ve vakit kaybetmeden yemek anlamına geliyor çünkü zaman çok değerli. Biz de “fast food eşittir sağlıksız beslenme” tabusunu kırmak istedik. Ayrıca tabakları kişiselleştirmek istedik. Menümüzde “Kendin Yarat” bölümü var ve oldukça tercih ediliyor. Kişiselleştirilmiş sağlıklı besinlerin fast food olmasını sağlıyoruz diyebiliriz. 

Sağlıklı yemekler içeren bir kafenin sahipleri olarak beslenme alışkanlıklarınızı bizimle paylaşır mısınız? 

Selin: Kendimi kısıtladığım belli bir beslenme biçimi olmasa da benim için en önemli olan şey denge. Yediğim öğünlerin besin ihtiyaçları açısından orantılı olmasına dikkat ediyorum. Bana göre makarna veya pilav gibi besinler sağlıksız değil. Bir diğer önem verdiğim nokta ise olabildiğince az işlenmiş ve kimyasal içermeyen besinler tüketmek.

Alara: Çok fazla veya değişik bir beslenme alışkanlığım yok. Bunun üzerinde düşünüp kendimi hiçbir zaman sıkmak istemiyorum. Bunun en büyük sebebi ise yediğim yemeklerin bende suçluluk duygusu uyandırmasına izin vermek istemiyorum. İstediğim şeyleri daha dengeli bir şekilde tüketiyorum. Haftanın 6 günü zaten buradayım ve sağlıklı beslenmekten başka bir şansım ve isteğim yok. Onun dışında bir diğer özen gösterdiğim noktalardan biri sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek. Biz de burada mevsimler ürünlerimizi sezonluk olarak değiştiriyoruz. Aynı zamanda işlenmiş gıdalar tercih etmemeye çalışıyorum. Her şey olduğu gibi çok güzel.

Sağlıklı yaşam ve beslenme trendleri ortaya çıktıkça ve vejetaryen, pesketaryen, vegan gibi çeşitli beslenme alışkanlıkları yaygınlaştıkça İstanbul’da da bilinçli kafe ve restoranların sayısı artmaya başladı. Sık gördüğümüz ev yemeği konsepti yerine Baby Green’in menüsü ise çok daha farklı. Hem bitkisel hem hayvansal protein kaynaklarının eklendiği salata kaseleri var. Salata kasesi fikrine nasıl karar verdiniz?

Ortak cevap: Biz geniş bir insan kitlesine sağlıklı beslenmenin lezzetli olabileceğini göstermek istiyoruz. Bu sebeple gelen herkesin kendine göre bir şey bulabileceği bir menü yarattık. Burada müşterilerimiz yukarıda bahsettiğiniz tüm beslenme çeşitlerine uygun olarak kendi kaselerini ve salatalarını yaratabiliyorlar. Dışarıda ev yemeği yapan restoranların yağlarından genel olarak bir şikayet var. Bunun yanı sıra o yemekler zaten günlük olarak hazırlanıyor ve içerisinden bir şey istemediğiniz zaman çıkaramıyorsunuz veya ekleyemiyorsunuz. Aynı zamanda bu seçeneklerden Türkiye’de çok fazla ve yeterince olduğunu düşünüp yeni bir konsept getirmek istedik. Burada her kase müşterilerin önünde ve kendi zevklerine göre hazırlanıyor.  

Georgetown Üniversitesi öğrencileri 2007 yılında Sweetgreen’i açmışlar. Sweetgreen hızlı, dengeli ve lezzetli salata kasesi konseptinin en büyük örneği. Şimdi ise daha çok New York ve Kaliforniya olmak üzere Boston ve Chicago’da da bir sürü şube açtılar. Baby Green için Sweetgreen ya da benzeri bir yerden ilham aldınız mı?

Ortak cevap: Tabi ki, dünyada bu konsepti yapan bir çok yer gezdik ve ilham aldık. Her zaman da almaya devam ediyoruz. Böyle yerlerin birbirinden ilham alarak hep beraber daha geniş bir kitleye sahip olmasını istiyoruz. 

En sevdiğiniz Baby Green kasesi ve salatası nedir? 

Alara: Falafel Salata ve Barbekü Salata. 

Selin: Meksika Kase ve Mercimek ve Avokado Salata.

Sağlıklı beslenmeye ilgisi olanların ve bununla ilgili girişim yapmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı? 

Alara: Hiç düşünme ve yap!

Selin: Bence çok iyi düşün! 

Gelelim bonus sorularımıza. Bir meyve olsanız ne olurdunuz? En sevdiğiniz meyveden ziyade karakteristik özelliklerinize göre değerlendirme yapabilirsiniz. 

Alara: Frambuaz olurdum. Çünkü yumuşak, renkli ve her yerde yetişmeyen bir meyve. 

Selin: Ben çarkıfelek meyvesi (passion fruit) olurdum. Çünkü dışarıdan sert gözüksem de içim çok yumuşaktır.

Bir sebze olsanız ne olurdunuz?

Alara: Soğan olurdum. Soğanın ayıklandığında farklı katmanları olması gibi benim de her seferinde farklı farklı özelliklerimle tanışabilirsiniz. Ayrıca katmanlarının bitmiyor oluşu hayatımda yapmak istediklerimi temsil ediyor, hep bir fazlası. Kısaca olmak istediğim sebze de diyebilirim! Hayatım boyunca hep yaptıklarımı bir ileriye taşımak istiyorum. 

Selin: Ben patates olurdum çünkü çok yönlüyüm. Bir diğer patates özelliği olarak nasıl pişirirsen pişir hep mutlu ediyor. Her ortama ayak uydurduğumu da söyleyebilirim.

İlginizi çekebilir: Test: Hangi Wellness Besinisin?



Aslıhan Kesici

Aslıhan, Enka Lisesi'nde 2 yıllık International Baccalaureate Programı'nı tamamladı. George Washington Üniversitesi’nden mayıs ayında çift ana dal yaparak Siyaset Bilimi ve Psikoloji bölümlerinden mezun oldu. Şu anda klinik psikoloji stajlarına devam ediyor ve Live To Bloom için içerik üretiyor. Özellikle çocuk ve ergen psikolojisi üzerine uzmanlaşmak istiyor....

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP