YAZAN: ALEYNA TEPE İPER

Her yıl 21 Haziran’da Güneş, Dünya’ya en uzun aydınlığı sunar. Bu özel gün, doğanın bize sunduğu ışıkla buluşma zamanıdır. Bedenin, zihnin ve ruhun ışıkla yıkanabileceği eşsiz bir fırsattır. Tıpkı doğanın kendini tüm çıplaklığıyla gösterdiği gibi biz de içimizdeki ışığı hatırlamak ve dışarıya yansıtmak için bugünden ilham alabiliriz. Solstice Retreat Summer Edition, yılın en uzun gündüzünde, içsel ve dışsal aydınlanma için bir buluşma alanı sunar. Güneş ışığını hem bedeninizde hem kalbinizde hissetmeniz, kendi öz ışığınıza yaklaşmanız için kurgulanan bu iki günlük inziva, içinizde gün ışığıyla aydınlanan bir alan açmayı hedefliyor.


Yaz gün dönümü (summer solstice) nedir?

Yaz gün dönümü (summer solstice), yılın en uzun gündüzünün ve en kısa gecesinin yaşandığı gündür. Kuzey yarım kürede her yıl 21 Haziran civarında gerçekleşen ve güneş ışınlarının Yengeç dönencesine dik geldiği bu özel gün, aynı zamanda astronomik yaz mevsiminin başlangıcı kabul edilir. Kadim uygarlıklar bu günü yalnızca mevsimsel bir geçiş olarak değil, aynı zamanda sembolik bir eşik olarak da kabul eder. Bazı kültürlerde Güneş Tanrısı’na adanmış ritüeller yapılır Bazı Doğu geleneklerinde ise bu gün, “dışsal ışık ile içsel uyanışın hizalanması” olarak yorumlanır. Güneş’in gökyüzünde en uzun süre kaldığı bu anda, doğa tüm canlılığıyla kendini ifade eder; ağaçlar en yeşil tonuna, çiçekler en parlak haline ulaşır.

Bu doğal döngü içinde bizler de bedenimizi, zihnimizi ve ruhumuzu yeniden yapılandırabilir; içimizdeki ışığı hatırlayabiliriz. Yaz gün dönümü, kendini yeniden keşfetmek, büyümek ve genişlemek için teşvik eder: “Parla, büyü, görün.”

Solstice Retreat’i evinizde nasıl uygulayabilirsiniz?

İki günlük bu inziva programı, yaz gün dönümünün doğayla ve kendinizle yeniden hizalanmak için sunduğu ışığı, evinizde de deneyimlemenize alan açmak için tasarlanmıştır. Programda sunulan iki güne yayılan ritüeller, hareket pratikleri ve farkındalık çalışmalarıyla kendinize bedensel, zihinsel ve ruhsal bir tazelenme fırsatı yaratabilirsiniz.

Dilerseniz bu iki günlük inzivayı 21 Haziran hafta sonunda uygulayabilir, dilerseniz aydınlığa ihtiyaç duyduğunuz herhangi bir zamanda kendi ritminize göre şekillendirebilirsiniz. Solstice Retreat’in ilk günü, gün doğumuyla başlayan sabah sessizliği, yoga akışı ve yazı meditasyonu gibi uygulamalarla sizi yeni bir döngüye hazırlarken ikinci gün merkezinize odaklanmanızı sağlayacak pratiklerle içsel ışığınızı onurlandırmanız için alan açıyor.


1. Gün: Aydınlığı Hayatınıza Davet Edin

Yılın en uzun gündüzü, Solstice Retreat’in ilk günü, aydınlık ile temasa geçmeyi ve bu teması bilinçli bir şekilde içsel alana taşımayı amaçlar. Güneş’in tenimize değmesi, sabahın yumuşak parıltısı, günün parlaklığı ve gün batımının altın rengi… Tüm bunlar yalnızca bir gözlem değil, aynı zamanda içsel ışığa açılan kapılardır. Retreat’in ilk günü, ışığın kendisini hem fiziksel hem sembolik olarak yaşamak ve onun rehberliğinde kendi iç aydınlığımızı hatırlamak için tasarlandı.

Sessizlik ve niyetle güne başlangıç

En uzun gündüzde güne başlamak için alarm yerine doğal ışığı kullanın. Gün ışığı ile gözlerinizi açtığınızda hemen ayağa kalkmak yerine, birkaç dakika yatakta kalarak sabahın dinginliğini hissetmeye odaklanın. Bu sessizlik anı, zihnin ve kalbin henüz günün koşturmacasına kapılmadığı en yalın halini fark etmenizi sağlayabilir. Birkaç derin nefes alıp verin ve günün temasına uygun bir niyet belirleyin. “Bugün ışığı deneyimlemeye, içimdeki parıltıyı fark etmeye ve onunla parlamaya niyet ediyorum.” Güne böylesine basit ama bilinçli başlangıç, tüm günü farkındalıkla yaşamanız için güçlü bir temel oluşturur. İsterseniz bu niyeti gün içinde zaman zaman kendinize hatırlatacak bir obje de seçebilirsiniz. Bu sayede niyetinizi unutmadan, günün enerjisiyle daha fazla uyumlanabilirsiniz.

Güneş ile uyumlu yoga pratiği

Sabah saatlerinde yapacağınız bir yoga pratiği, güneşin ve bedenin uyanışını birleştirerek uyumlu bir enerji alanı yaratabilir. Işığı selamladığımız ve ona alan açtığımız bu özel günde, hem fiziksel hem de enerjisel olarak “açılma” ve “genişleme” odaklı pozlara yer verebilirsiniz.

  • Surya Namaskar A&B (Güneş’e selam serileri): Geleneksel bir ısınma akışı olarak güneşe selam serileri, güneşin enerjisini onurlandırmakla kalmaz, aynı zamanda tüm bedeni harekete geçirir. Her nefeste bedenin açıldığını ve gün ışığına hazırlandığını hayal ederek etkiyi artırabilirsiniz.
  • Kalp açıcılar: Ustrasana (Deve Pozu), Bhujangasana (Kobra), Anahatasana gibi kalp merkeziyle çalışan pozlar, içsel ışığınızla temasa geçmenize yardımcı olabilir. Kalbi açmak, sadece bedensel bir duruş değil, duygusal olarak görünür olmayı da seçmektir.
  • Solar Plexus Aktivasyonu: Manipura çakrayı aktive eden güçlü duruşlarla (Plank, Warrior II, Navasana) kendinize olan güveni ve güne adım atma cesaretini uyandırabilirsiniz.

Güneş ışığını doğrudan hissedebilmek için bu yoga pratiğini açık havada ya da gün ışığı alan bir alanda yapmanız iyi olabilir. Güneş ışığının teninize değmesine izin verin. Her pozda, ışığın vücudunuzda nasıl hareket ettiğini ve sizi nasıl aydınlattığını fark etmeye çalışın.

Aydınlık sabah sayfaları

Yoga pratiğinin ardından beden ve zihin yumuşarken, biraz daha derine inmek için kalemi elinize alın. Yazma pratiğiniz için gün ışığı alan, aydınlık bir alan seçebilirsiniz. Yazmak, düşüncelerinizin ötesine geçip içinizdeki ışığa ulaşmanın sade ama etkili yollarından biridir. Sabahın dinginliğinde yazılan kelimeler, çoğu zaman gün boyu size eşlik edecek içsel bir rehberlik sunar.

  • Bugün kendimde hangi yönleri daha çok aydınlatmak istiyorum?
  • Işığımı sakladığım anlar ya da alanlar neler?
  • Işığımı özgürce paylaşmak nasıl hissettirirdi?
  • Kendimi hangi anlarda en parlak hissediyorum?

Yargısız bir yerden yazmaya çalışın, cümleleriniz kusursuz olmak zorunda değil. Yazdığınız her satır, içinizde taşıdığınız ışığın bir yansıması olabilir. Bazen dağınık görünen düşünceler, sizi en net farkındalıklara götürebilir. Bu sayfalarda kendinize görünmekten çekinmeyin, çünkü ışığımız önce kendimize parlar.

Gün içinde ışıkla temas

Günün en parlak saatleri, güneşle bilinçli bir temas kurmak için alan açar. Bu temasın, yalnızca fiziksel değil, duygusal ve ruhsal yansımaları da vardır. Doğa yürüyüşü yapmak, deniz kenarında kısa bir mola vermek ya da yalnızca evinizin balkonunda birkaç dakika güneşe yüzünüzü dönmek bile yeterli olabilir. Önemli olan, ışıkla temas halinde olmayı seçmektir. Güneş’in teninize değdiği anı hissedebilir, gölgeleri izleyebilir, duyularınızla aydınlığı deneyimleyebilirsiniz. Ancak tam bu noktada ışıkla temasın bedeninizle uyum içinde gerçekleşmesi için güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerden kaçınmak, gerekli önemleri almak ve kendinizi korumak, ışığın sizi beslemesine alan tanır.

Aydınlığa teşekkür meditasyonu

Gün sonunda, gün batımını izleyerek dışarıdaki aydınlığı içinize davet edebilirsiniz. Gün batımını izleyebileceğiniz rahat bir alan bulun. Oturun, birkaç derin nefes alın ve sadece izleyin. Gün boyunca hissettiklerinizi ve ışığın size gösterdiklerini hatırlayın. Bu sırada kendinize şu gibi cümleleri fısıldayabilirsiniz:

  • Bugün ışıkla buluştum.
  • Aydınlığı içime davet ediyorum.
  • Karanlık geldiğinde bile, ışığımın bana yol göstereceğini biliyorum.

Gün batımı, sadece bir kapanış değil; aydınlığın yeniden belirmesi için bir hazırlıktır. Bu farkındalıkla günü tamamlamak, aydınlığın içinizde karşılık bulmasını sağlar ve sizi inzivanın ikinci gününe hazırlar.


2. Gün: Işığını Görünür Kıl

Yaz gün dönümünün ardından, Güneş’in gökyüzündeki en uzun yolculuğu tamamlanır ve ışık geri çekilmeye başlar. Ancak bu, ışığın azaldığı anlamına gelmez. Aksine, artık dışarıdaki aydınlığı içsel alanımıza taşıma, onu özümüzde koruma zamanıdır. İnzivanın ikinci gününde, güneşle yeniden uyanıyor, içimize dönüyor, sezgilerimizi besliyor ve bu iki günlük yolculuğu farkındalıkla sonlandırıyoruz.

Gün doğumunda yoga ve meditasyon pratiği

İnzivanın ikinci gününe, gün doğumunda yoga pratiğiyle başlayabilirsiniz. Henüz gökyüzü tam aydınlanmamışken ve doğada sessizlik hakimken, dışarıdaki ışığın yavaşça içeriye süzüldüğünü hissetmek, hem fiziksel hem enerjisel düzeyde bir yeniden doğuş hissi yaratır. Dışarıdan çok kendi içinize odaklanacağınız bu pratikte, yerle temas eden, yumuşak ve destekleyici pozlara yer verebilirsiniz. Özellikle çocuk pozu (Balasana), tırtıl pozu ve kelebek pozu gibi bedenin merkezine odaklanan, kalbi ve kalçaları nazikçe açan duruşlar tercih edilebilir. Bu pozlar, dinlendirici bir uykunun ardından bedeni esnetirken, yeni bir güne hazırlanmaya da yardım eder.

Asana pratiği sonrası meditasyona zaman ayırmak ise, doğan günün sessizliğinde içinizdeki mesajları duyabilmeniz için bir alan açar. Gözlerinizi kapatıp sadece nefesinize odaklanın. Dış dünyadaki ışığın, içinizde nasıl bir karşılık bulduğunu fark etmeye niyet edin. Belki bir görüntü, bir duygu, belki sadece bir his… Yargılamadan izleyin. Bu pratik güne içinize bakarak başlamanızı sağlar. Yazın en parlak günlerinden birinde, bu yavaş ve derin uyanış, ışığınızı fark etmenize yardımcı olabilir.

Dengeleyici kahvaltı

Günlerin uzunluğu, yazın sıcaklığı ve güneşin ışığı içimize de yansır; beden ısınır, genişler ve daha aktif hale gelir. Bu dönemde metabolizma hızlanır, içsel ısı artar ve beden serinletici, nemlendirici, hafif besinlerle dengelenmeye ihtiyaç duyar. Özellikle güne yoga ve meditasyonla sakin bir şekilde başladıktan sonra, günün ilk öğününü bu içsel dengeye hizmet edecek şekilde seçmek faydalı olabilir. Ayurvedik yaklaşıma göre yaz mevsimi, Pitta dosha’nın yani ateş ve ışık elementinin yoğun olduğu bir zamandır. Bu nedenle güne taze, su oranı yüksek ve mevsimsel besinlerle başlamak bedeni ve zihni destekler. Dengeleyici bir kahvaltı ve beslenme düzeni, ışığın etkisini bedeninizde dengelemenize ve yaz boyunca enerjinizi güneşle uyumlu bir seviyede tutmanıza yardımcı olabilir.

Manipura çakra ile bağlantı pratiği

Işığı görünür kılmak, yalnızca dışa dönük bir parıltı yaratmak değil; içsel gücünüzü fark etmek ve onu taşıyabilmekle de ilgilidir. Tam da bu noktada, bedenin ışık ve eylem merkezi olan Manipura (solar plexus) çakra, inzivanın ikinci gününde farkındalıkla yaklaşabileceğiniz güçlü bir enerji alanıdır. Göbek deliğiyle göğüs kafesi arasında yer alan bu merkez, öz güven, kişisel sınırlar, karar verme becerisi ve yaşamda kendi yönünü bulma kapasitesiyle ilişkilidir. Aynı zamanda güneş elementiyle bağlantılı olduğu için yaz gün dönümünün taşıdığı sembolik aydınlık enerjiyi de doğrudan yansıtır. Manipura çakrayla bağ kurmak için karmaşık bir uygulamaya ihtiyacınız yok. Sakin bir oturuşta ellerinizi nazikçe bu çakra merkezinin üstüne yerleştirerek birkaç dakika boyunca derin ve bilinçli nefesler almanız yeterli olabilir. Nefesinizle birlikte bu bölgenin ısındığını, yavaşça canlandığını, içeriden bir ışık yaymaya başladığını hayal edebilir; güneşin enerjisini, bugünün tüm aydınlığını bu merkezde topladığınızı ve bedeninizin bu ışığı içeriye taşıyabildiğini hissetmeye odaklanabilirsiniz. Bu basit pratik, Manipura çakrayı aktive etmeniz, ışığınızı sahiplenmeniz ve onu dış dünyaya kararlılıkla yansıtmanız için güçlü bir araç olabilir.

Gün batımında kapanış seremonisi

İkinci günü sonlandırırken inzivanın bedeninizdeki ve kalbinizdeki etkilerini bir süre sessizlik içinde gözlemlemeye niyet edin. Gökyüzü renk değiştirirken, batan güneşin sizin içinizde karşılık bulduğunu hayal edebilirsiniz. Ardından dilerseniz hissettiklerinizi yazıya dökerek sizin için değişenleri, aydınlananları ve dönüşenleri dışa vurabilirsiniz. Bu seremoninin amacı, yalnızca durmak, hissetmek ve bu iki günün sizde bıraktığı izleri fark etmektir. Belki birkaç kelime, belki uzun bir metin, belki yalnızca bir nefes…

Bu bir kapanış seremonisi olsa da inziva sizin için henüz bitmemiş olabilir. Kendi zamanınızda, kendi hızınızda, dilediğiniz zaman sonlandırabilirsiniz. Ayrıca bu inzivayı ışığınızı kaybettiğinizi sandığınızda, yavaşlamaya ihtiyaç duyduğunuzda ya da sadece kendinizle bağ kurmak için bir alan açmak istediğinizde yeniden uygulayabilirsiniz. Dilerseniz bu pratiklere yenilerini ekleyebilir, ritüelleri mevsimsel döngülere göre dönüştürebilir ya da sadece içlerinden birini günlük rutinlerinize dahil edebilirsiniz.

Işık her zaman içinizde.

Siz ne zaman görmeye niyet ederseniz, yeniden sizinle buluşmaya hazır.




Aleyna Tepe İper

1997 yılında İstanbul’da doğan Aleyna, Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, insanı anlama tutkusunu pazarlama, marka yönetimi, yazarlık ve içerik üretimi gibi yaratıcı alanlara taşıdı. Bugün psikoloji bilgisini yaratıcı üretim süreçleriyle harmanlayarak, marka ve içerik yöneticisi olarak çalışıyor. Aynı zamanda yazıları aracılığıyla ilham vermeye, deneyimlerini paylaşmaya ve keşfetmeye devam...



BLOOM SHOP