Topluluk karşısında konuşma yapmak üzere olduğunuzu hayal edin. Stresten elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor veya soğuk terler döküyor olabilirsiniz. Peki, stres gerçekten de sizi sadece kötü hissettirmeyi amaç edinmiş azılı bir düşman mıdır?

Rochester Üniversitesi’nde stres üzerine araştırmalarını sürdürmekte olan psikolog Jeremy Jamieson, toplumsal hayatta karşılaştığımız stresi şu sözlerle açıklıyor: “Modern toplumdaki stresin yüzde 99’u sosyal baskıdan kaynaklanıyor. Yaptığımız işle ilgili gelecek olumsuz eleştirilerden, sınavlarda başarısız olmaktan veya iş performansının yetersiz görülmesi ve bunun gibi birçok sebepten dolayı gün boyunca stres yaşıyor olabiliriz. Günümüzde psikolojik anlamda gerginlik yaşadığımızda vücudumuzun verdiği bu gibi tepkiler aslında vücut mekanizmamızın “fiziksel stres kaynakları” ile başa çıkabilmesi için tasarlanmıştı.”

Yani diğer bir deyişle, atalarımızın bir yılanla karşılaştığında vücutlarının vermiş olduğu fiziksel tepkinin aynısını, günümüzde biz, sosyal durumlar karşısında veriyoruz. “Fight or flight” olarak tabir edilen “Savaş veya kaç” tepkisi orijinal olarak fiziksel durumlar için ortaya çıkan bir tepkidir. 

Stres karşısında hep böyle kötü mü hissetmek zorundayız?

Psikolog Jamieson’a göre değiliz!

Stresi yeniden gözden geçirip farklı şekilde kanalize ederek durumu yararımıza çevirebiliriz. Örneğin bir yarış öncesi biri tecrübeli diğeri acemi iki sporcu düşünün. Tecrübeli olan kendinden emin ve rahatken acemi olan ise stresli, hızlı kalp çarpıntısı yaşayarak donup kalmakta.

Psikolog Jamieson’a göre, bunun sebebi hepimizin farkında olmadan kendi kendimize yaptığımız kişisel yeterlilik değerlendirmesi. Yani durum karşısında, “ben bunun üstesinden gelmek için yeterli donanıma sahip miyim?” diye düşünmekten bahsediyoruz. Kendimizi yetersiz hissettiğimiz durumda, vücudumuz bunu sezerek stres belirtilerini göstermeye başlıyor.

Bu durumda yapılması gereken yönlendirme çok basit.

Sizi kötü yönde etkileyen endişeli stresi heyecan olarak ele alarak; “Yapacağım bu sunum için çok endişeleniyorum” yerine “Sunum yapmak için heyecanlanıyorum” dediğimizde vücudumuz bunu pozitif bir durum olarak algılar ve başarılı olma şansımız kat kat artar.

“Pozitif yaklaşım odaklı” tepkiyi kullanın, yani yapmayı hedeflediğiniz şey için duyduğunuz stresi heyecan olarak benimseyin. Beynimiz bu yaklaşımı bir süre sonra motivasyona dönüştürecektir.

Üniversite sınavı deneyi

Psikolog Jamesion üniversite giriş sınavlarından birine girmekte olan öğrencilerle gerçekleştirdiği deneyde, bir grup öğrenciye stres belirtisi olarak gördüğümüz fizyolojik uyarılma belirtilerinin (örneğin, kalp atışlarının hızlanması) testlerde daha başarılı olmayı sağladığını söyledi.

Bu öğrenci grubuna böyle bir bilgi verilirken diğer gruba hiçbir şey söylenmedi. Bu bilgiyi alan katılımcılarda, hiçbir talimat verilmeyenlere göre daha çok fizyolojik uyarılma belirtileri gözlemlendi. Örneğin kalpleri hızlandı ve kan damarları daha az daraldı. Dahası, stresi benimsemeye teşvik edilen bu katılımcılar hem laboratuvardaki deney testinde hem de gerçek sınav ayları boyunca asıl sınava giren rakiplerinden daha iyi performans gösterdiler.

Stresle başa çıkarken unutmamamız gereken; vücudumuz yüzlerce yıldır süregelen bir evrimin sonucunda bu stres tepkisine sahip oldu.

Aslında hala bizi doğadaki fiziksel tehlikelere karşı korumak için vücudumuz bu tepkileri gösteriyor. Jamieson’un çalışmasında da yer alan üniversite sınavında, pozitif heyecan altında gösterilen başarı gibi, stresin bazı faydalarını da hatırlamaya çalışabiliriz.

“Bu iş teslimini zamanında yetiştirememekten çok endişeleniyorum. İşimde berbatım. Böyle hissetmekten nefret ediyorum” gibi olumsuz yönelimli cümleler kurmak yerine, stresinizi heyecan olarak yeniden deneyimlemeye çalışın.

Cümlelerinizi şunlarla değiştirmeyi deneyin: “Teslim tarihi yaklaştı ve işimi teslim etmek için sabırsızlanıyorum. Tarihin yaklaşması beni daha iyi çalışmak için motive ediyor. Bu çalışma önemli ve bundan keyif alarak işimi tamamlayacağım.”

Jamieson, “Hiç kimse stresin iyi olabileceğini aklına getirmiyor. Fakat doğru düşünce yönlendirmeleriyle, stres tepkisi itici bir güç kaynağına dönüşür… Stres duyulan durumlar karşısında aşırı soğukkanlı ve tamamen sakin olan insanlar, stres yaşadıkları zaman kadar iyi performans gösteremezler.” diyerek konuyu noktalamadan önce şunu da ekliyor: “Rahat hissetmek endişeli hissetmekten iyidir, ancak heyecan duyarak mücadeleci ruha sahip olmak rahat hissetmekten çok daha iyidir.”

İlginizi çekebilir!