Yaşamımız boyunca değerini fark edemediğimiz, varlığına şükretmeyi unuttuğumuz, insanlığın geçmişini şekillendirmiş ve geleceğini belirleyecek olan yaşam kaynağımız; su.

Mavi gezegen Dünya’mızın yüzeyinin neredeyse yüzde 80’i sularla kaplı. Tatlı su kaynakları bunun yalnızca yüzde 3’ünü oluşturuyor ve bu kaynakların yalnızca yüzde 1’i insan kullanımı için erişilebilir durumda. Bu çarpıcı gerçek maalesef durumun önemini kavramak için yeterli olmuyor. Değeri parayla ölçülemeyecek kadar kıymetli bu kullanılabilir kaynaklar üretim amaçlı (tarım, moda, petrol, vb.) olarak kontrolsüzce tüketiliyor ve kirletiliyor. Yani suyumuz tükeniyor.

Suyun bizim için değeri

Bir şeyi korumamız için, o şeyin bizim hayatımızdaki değerinin farkında olmamız gerekir. Suyu korumak için de onun bizim için neden ve ne kadar değerli olduğunun farkına varmamız gerekiyor.

Sizin için su neden değerli? Vücudumuzun yüzde 60’ını oluşturduğu için mi? Denizde yüzerken aldığınız keyif, gölde balık tutarken duyduğunuz huzur, bahçe sularken burnunuza gelen koku, uzun bir günden sonra aldığınız duşla gelen rahatlama hissi ve sabah serinliğinde içtiğiniz kahvenin tadı. Tüm bu hislerin ve güzelliklerin yalnızca su var olduğu sürece var olabileceğinin farkına varın. Şimdi bu kaynağın yok olduğunu düşünün. Şimdi su sizin için neden değerli?

Peki sizin için su ne kadar değerli? Kullandığımız su miktarına ödediğimiz para kadar mı? Bir de şu anda dünyada suya erişimi olmayan milyonlarca insanın varlığını düşünün. Şimdi su sizin için ne kadar değerli?

Anlatmak istediğim, bu kaynağa erişebiliyor olmak, en temel insan haklarından biri olması gerekirken, bulunduğumuz dünyada bir lüks. Ancak biz bu durumun yeterince farkında değiliz.

İlginizi çekebilir: Plastik Kullanımı: Gezegenimiz İçin Büyük Bir Tehdit

Problemin temeli

Bu konuda neler yapabileceğimizi düşünmeye başlamadan önce, bakış açımızı değiştirmemiz gereken bazı noktalar var. En büyük yanılgımız, sadece bulunduğumuz konumu, içinde bulunduğumuz şartları ve kendimizi düşünmemiz olabilir. Halbuki yaptığımız tercihler, tüm dünyayı etkiliyor.

Farkında olmadığımız şey şu: Dünya’nın bir ucunda çıkan bir orman yangının dumanı, dünyanın başka bir yerine yağmur olarak yağıyor. Adını bile bilmediğimiz bir akarsuda kimyasala maruz kalan balık, dünyanın başka bir yerinde yemek olarak tüketiliyor.

Evimizde çöpe attığımız bir plastik, tarladaki mahsule kadar ulaşıyor. Kısacası suya bıraktığımız her şey bir şekilde bize geri dönüyor. Bunu farkına varmak ve yaptıklarımızın sorumluluğunu almak zorundayız. Fakat bundan önce anlamamız gereken daha da önemli bir nokta var: Her bir bireyin bu konuda bir fark yaratabileceği!

İlginizi çekebilir: 7 Adımda Çevre Dostu Güzellik Rutini

Su kaynaklarını korumak için neler yapılmalı?

Öyleyse, gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli mirası yani suyu korumaya nereden başlamalıyız? Evimizden, iş yerimizden ve sokağımızdan yani kendi çevremizden. En basit ve hepimizin katkı sağlayabileceği pratikleri şöyle sıralayabiliriz;

  • Öncelikle çocuklarımızı, gençlerimizi bu konuda bilgilendirmeli ve eğitilmeliyiz.
  • Pipet, pet sise, poşet gibi tek kullanımlık ve geri dönüşümü yapılamayan plastik ürünler kullanmamalıyız.
  • Çamaşır ve bulaşık makinelerini tamamen dolmadan çalıştırmamalı ve ön yıkama ya da ekstra durulama programları kullanmamalıyız.
  • Kullanmadığımız anlarda musluklardan boşa su akıtmamalıyız.
  • Sahilde, denizde, piknikte ve kampta çöplerimizi etrafa veya suya atmamalıyız.
  • Kullanmadığımız ya da tarihi geçmiş ilaçlarımızı lavaboya veya tuvalete atmamalıyız.
  • Atıklarımızı/çöplerimizi uygun şekilde ayırarak geri dönüşüme katkıda bulunmalıyız.

Bunların dışında;

  • Sürdürülebilirliği ilke edinmiş markaları destekleyip ürünlerini deneyebiliriz.
  • Yağmur suyunu uygun şekilde toplayıp, bahçe/çiçek sulama gibi alanlarda kullanılmasını yaygınlaştırabiliriz.
  • Duş/banyo surelerimizi olabildiğince kısa tutabiliriz.
  • Bahçe/bitki sulamada sürdürülebilir sulama tekniklerini öğrenip uygulayabiliriz.
  • Çevremizde/mahallemizde, sahil/cadde temizliği gibi etkinlikler düzenleyebilir ve suya karışabilecek atıkların toplanıp ayrıştırılmasına destek olabiliriz.
  • Aldığımız her ürünün üretim ve taşıma aşamasında mutlaka suya iz bıraktığını düşünerek tüketim alışkanlıklarımızı sorgulayabilir, bu alışkanlıklarımızı çevreye, doğaya saygılı olacak şekilde yeniden düzenleyebiliriz.

İlginizi çekebilir: Büyük Markaların İklim Krizine Çözümleri Neler?

Ezgi Demircan Özelçağlayan kimdir?

ODTÜ Kimya bölümünden 2011 yılında mezun oldu. Organik Kimya dalında yüksek lisans ve bu süre zarfında araştırma görevliliği yaptı. 2018 yılında Kanada’da University of Waterloo, Çevre Mühendisliği bölümünde doktoraya başladı. Aynı zamanda University of Waterloo, Water Institue, Collabrative Water Programı’nı tamamladı. Disiplinlerarası olan bu programda suyun ekonomiden psikolojiye, toplum sağlığından mülteci politikalarına kadar her alanda etkili bir değer olduğunun farkına varması ile birlikte sonra su sorunları ile ilgili öğrendiklerini ve bu konuyla ilgili yapabileceklerini “ezgicandemircan” isimli Instagram sosyal medya hesabından paylaşmaya başladı.