Gerçeği hayalden, ebediyi geçiciden ve iyiyi zevkliden muhakeme ve bilgelikle ayırt edebilen insan mutludur.

B.K.S. Iyengar

Bizi yürüyen robotlar haline getirmeye çalışan bir sistemin içine doğuyoruz. Sistemin bize dikta ettiği üzere ve hiç sorgulamadan bu hayat yolunu yürüdüğümüzde, hissizleşmiş, mutsuzlaşmış, sağlığını kaybetmiş bir toplum haline geliyoruz. Sabahları güne başlayışımızdan, akşam yatağa girene dek yaptığımız her şey bize doğal gibi gelse de aslında birçoğu tabiatımıza aykırı.

Beton binaların arasında nefes almaya, baskı altında okul okumaya, temiz havanın deveran etmediği ortamlarda çalışmaya, alışveriş merkezlerinde bir kahve içerek soluklanmaya, hastalandığımızda ise floresan ışıkları altında, çirkin, sevimsiz bir ortamda iyileşmeye uğraşıyoruz. Yaşamlarımızda sessizliğe neredeyse yer yok. Sürekli bir yerlere koşturuyor, varmamız gereken mihenk taşlarına vardığımızda çıtaları daha da yükseğe koyuyoruz. Sonu gelmeyen bu koşturmacanın içinde, umutla hayatımızın bir düzene oturmasını bekliyoruz.

Düzen, huzur, peşinden koşup kuyruğundan yakalayacağımızı umduğumuz o mutluluk halleri ise bize sadece arada bir çarpıp geçiyorlar.

İstesek de onları kalıcı olarak misafir edemiyoruz. Bunun sebebi, iç alemimizin depremden talan olmuş bir binadan farksız olması. Geçmişin kalp kırıklığına, tüm korkularımıza, çarpık inançlarımıza, utançlarımıza sırtımızı dönüp, onların üzerine bir yaşam inşa etmeye çalışıyoruz.

Temel sağlam olmadığı için, hayatımız da bizim istediğimiz yönde seyredemiyor haliyle. Biz en güzel maskelerimizi takarak, her şey yolundaymış gibi davransak, yer yer sorunları inkara kalksak da, kırmızı gömlek bir yerden görünüyor. Antidepresanların, sakinleştiricilerin, uyku ilaçlarının bu kadar revaçta olmasının sebebi doğunun psikologları için ayan beyan ortada. Batı dünyasına sır sadece.

Iyanla Vanzant’ın söylediği gibi, “Geçmişinizin yaralarını iyileştirene kadar kanarsınız. Yemeği, alkolü, uyuşturucuları, işinizi, sigarayı, seksi yara bandı olarak kullanarak kanamayı geçici olarak durdurabilirsiniz. Ama eninde sonunda kan aradan sızacak ve hayatınızı lekeleyecektir. Yaralarınızı açacak, ellerinizi içine sokup, sizi geçmişinizde, hatıralarınızda tutan acının çekirdeğini içerden çıkaracak gücü kendinizde bulmalı ve onunla barışmalısınız.”

Yaşamın temellerini sağlam kazmanın, huzur, mutluluk ve sağlığı kalıcı kılmanın, samimiyetle hakikate yol almanın insanın kendi tabiatına dönmesinden ve iç alemine doğru bir kazı başlatmasından başka yolu yok ne yazık ki. Sevindirici olan ise, kadim öğretilerin tümünün bu yolun haritalarını sunuyor olması… 

İlginizi çekebilir!



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...



BLOOM SHOP