Günler birbirini kovalıyor, bazen başımızı kaşıyacak vakit bulmakta bile zorlanıyoruz. İş, ev, özel hayat, sorumluluklar, hedefler derken aylar geçiyor, zamanın acımasız hızına bakarak hayret ederek mutlu olmanın sırları hakkında derin düşüncelere dalıyoruz.

Böyle bir yoğunluğun içinde “kendime yeterince vakit ayıramıyorum” kaygısıyla stres altında hissediyorsanız bize kulak verin: Yoğun bir hayat temposuna rağmen kendinizle baş başa kalmanız ve mutluluğu yakalamanız aslında hiç de uzak değil!

Dolu dolu bir hayata sahip olmanın kazançları neler olabilir?

Ajandanızda bir tane bile boş gün göremediğinizi fark ettiniz. Her gününüz ya işinizle ya toplantılarla ya da sosyal etkinliklerle dolu diyelim. Fiziksel olarak yorucu olduğunu kabul etmek gerek ancak biraz da bardağın dolu tarafından bakmaya ne dersiniz?

Dopdolu ve verimli bir hayata sahipsiniz! Çünkü:

  • Gitmeniz gereken, maddi kazanç sağladığınız bir işiniz var; katılmanız gereken toplantılar, karar vermeniz gereken konular, sizin fikirlerinize ihtiyacı olan insanlarla çevrilisiniz.
  • Bir aileniz var; ilgi göstermenizi bekleyen ve sizden ilgi bekleyen, sevginin ve özverinin çevrelediği bir yaşam kaynağına sahipsiniz.
  • Bir sosyal çevreniz var; her gün farklı insanlarla tanışabileceğiniz ortamlar, etkinlikler, ufkunuzu açabilecek sohbetler ve yeni fırsatlar hep etrafınızda.

Bu yoğunluğun sizler için pek çok getirisi olduğunu gördüğünüzde ondan eskisi kadar çok şikayet etmemeye başladığınızı fark edebilirsiniz. Çünkü sizin tercih ederek yarattığınız bu yoğunluk, aslında hayatınızdaki pek çok güzelliğe şekil vererek size birçok alanda katkı sağlıyor.

Eski bir atasözüne göre, bir işin iyi yapılmasını istiyorsanız onu meşgul birine teslim edin

Hayatı yoğun olan insanlar her işlerini bir öncelik sırasına koyarak düzenli bir şekilde yapmaya alıştıkları için verilen işleri ellerinden gelenin en iyi şekliyle yapmaya özen gösterirler. Aynı anda pek çok işle ilgilenebilir, kriz yönetiminde başarı gösterebilir, inisiyatif alabilir ve ne kadar yorgun olurlarsa olsun içlerinde yapması gerekenler için sahip olmaları gereken enerjinin potansiyelini her daim bulabilirler.

Fırtına sonrası gelen dinginlik

Ne kadar meşgul olursanız olun, bu meşguliyetin hafifleyeceği bir zaman dilimi olacak. Bu zaman diliminde kendinize ve sevdiklerinize vakit ayıracak, dinlenerek sakinleşmeye vakit bulacaksınız. Yoğun olmanın negatif özelliklerine takılarak kendinizi strese sokmanız, hayatı kaçırdığınızı düşünmeniz, çevrenizdekilere yeterince vakit ayıramadığınızı düşünerek sürekli olarak kaygılanmanız yalnızca yoğun olduğunuz süreçte sizin dikkatini dağıtmaya sebep olur.

İşin püf noktası: Yoğunken aklınızı yoğun olduğunuz konuya odaklamalı, sakin bir dönemdeyken de tüm enerjinizi kendinize ve sevdiklerinize ayırmalısınız. Bu şekilde boş zamanlarınızın ne kadar kıymetli olduğunun farkına vararak onları en verimli şekilde değerlendirebilirsiniz ve meşgul olduğunuz zamanlarda duyduğunuz suçluluk psikolojisinden sıyrılabilirsiniz.

Unutmayın, her gün hem kendimiz hem de çevremizdekiler için pek çok şey yapıyoruz. Hayatımız inişli çıkışlı şekilde her geçen gün bize farklı yollar ve seçenekler sunuyor. Her zorluğun ve fırtınanın ardından er ya da geç bir sakinlik, huzur ve farkındalık dönemi geliyor. Yaşadığınız hiçbir fırtınadan korkmayın, çünkü köşeyi döndükten sonra eninde sonunda mutluluk sizi bekliyor olacak.

İlginizi çekebilir!