YAZAN: MİRAY AKIN

Hiç kendinizi mutsuz hissettiğiniz bir günde doğada çıktığınız kısa bir yürüyüşün zihninizi canlandırdığını fark ettiniz mi? Doğanın hayatımızdaki önemli rolünü ortaya koyan dikkat toplama teorisi ve yumuşak büyülenme kavramına göre, doğa zihinsel yorgunluğu gidermeye, dikkati toplamaya ve zihni yenilemeye yardımcı oluyor.


Fiziksel olarak aktif olmasak bile kaotikleşen yaşam tarzı ile birlikte yüksek volümlü sesiyle çalışmaya devam eden zihnimiz yorgun düşüyor ve bilişsel performansımız azalıyor. Özellikle dikkatimizi toplamakta, odaklanmakta ve çaba gerektiren herhangi bir durumda motive olmakta zorlanabiliyoruz. Ancak zahmet gerektirmeden yapabileceğimiz aktiviteler, mental sağlığımızı iyileştirebiliyor ve zihnimizi yenileyebiliyor.

Yorucu geçen bir günün ardından dikkatimizi dağıtmak için kendimizi “yönlendirdiğimiz” bazı eylemler fazla çaba gerektirdiğinden odaklanma problemini çözmemize yardımcı olmayabiliyor. Birleşik Krallık’taki Exeter Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırma, dikkatimizi bir şeylere yönelterek odaklanma becerimizin sınırlı olduğunu dile getiriyor.

Tıpkı fazla çalışan bir kasın zayıflaması gibi, dikkatimizin fazla çalışması da onu yıpratabiliyor.

Yüksek sesler, kalabalık ve yoğun ortamlar, çoklu görevler (multi tasking) ve modern yaşamın sunduğu birçok teknolojik gelişme, “dikkat yorgunluğunu” artıyor. Bunun aksine Stepten ve Rachel Kaplan tarafından geliştirilen dikkat toplama teorisi, çaba göstermeden yapılan bazı eylemlerin zihni yenileyebileceğini belirtiyor. Bu teoriye göre doğada olmak sadece keyifli olmadığı gibi aynı zamanda odaklanmamıza ve konsantre olmamıza da yardımcı oluyor.

New York-Presbyterian/Weill Cornell Tıp Merkezi’nde nörolojik cerrahi başkanı olan Phil Stieg ise “Günde sekiz saat cep telefonundaysanız, dikkatiniz asla dinlenmez. Doğada olmak ise beynin ön loblarını gevşetir ve bu dikkat yorgunluğunu giderir” diyor. Doğayı deneyimlemenin daha sağlıklı ve duygusal anlamda istikrarlı bir yaşam sunduğuna dair kanıtların olduğunu dile getiren Stieg, bu noktada dikkat toplama teorisini işaret ediyor.

Yumuşak büyülenme nedir?

Bu teoride ana fikir olarak sunulan “yumuşak büyülenme” kavramı, dikkati ve enerjiyi tüketen sert büyülenme unsurlarının aksine doğada olmak gibi aktivitelerin beyne çekici geldiğini ve zihni bir nevi büyülediğini söylüyor. Telefon, televizyon, kitaplar ve sosyal etkileşimler gibi sert büyülenme unsurları ise eğlenceli ve dikkat yorgunluğunu gidermeye yardımcı olsalar bile zihnin şarj olmasını engelleyebiliyorlar.

Yumuşak büyülenmenin aksine, sert büyülenme, başka bir şey hakkında düşünmeyi engeller, böylece zihni daha az onarır.

Bulutlar, denizler, kar taneleri, ağaçlar ve yapraklar gibi insanların çekici bulduğu birçok unsura sahip olan doğa, kişinin dinlenmesine, kendisini ve zihnini yenilemesine neden olabiliyor.

Kişilerin doğanın bu güzelliklerine karşı mental bir odaklanmaya ihtiyaç duymaması zihnin fazla enerji harcamasını da engelliyor. Sadece doğada yapılan bir yürüyüş ya da izlenen bir manzara da değil, birçok araştırma çalışma ortamına eklenen masa bitkilerinin bile dikkat yorgunluğunu gidermeye ve odaklanmaya yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Doğanın beyin performansını iyileştiren bir güce sahip olduğunu vurgulayan bu araştırmalar, doğanın psikolojik bir sihir olduğunu söylüyor.

Stieg, zihni canlandırmak için doğayı deneyimleme şansı daha az olanlara, farkındalık pratiklerinin yararlı birer aktivite olabileceğini ekliyor. Bu pratiklerin dikkati doğrudan herhangi bir unsura yöneltmemesi ve fazla çaba gerektirmemesi de dikkat yorgunluğunun giderilmesine ve zihnin yenilenmesine neden oluyor.

Bedene, nefese, duygulara ve düşüncelere odaklanarak yapılabilecek mindfulness pratiklerinin doğada zaman geçirmeye benzediğini dile getiren Stieg, farkındalık ile zihnin kendine odaklı düşünceler ve yargılarla meşguliyetini gevşetmeye ve aynı zamanda çevreye karşı bilinci artırmaya yardımcı olabileceğini belirtiyor.



Miray Akın

1994 yılında Ankara'da doğan Miray, lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamladı. Ardından Hacettepe Üniversitesinde Pazarlama üzerine yüksek lisans eğitimi aldı. İnsan ve hayvan haklarına olan ilgisi, onun birçok sivil toplum örgütünde aktif bir şekilde rol almasını sağladı. Kendisini yazı yazarak ifade eden biri olarak sözlerini kaleme dökmeye tutkun...



BLOOM SHOP