YAZAN: DR. EZGİ FINDIK

İnternette “gebelik”, “doğum” ya da “doğuma hazırlık” konularında aramalar yaptığınızda çoğunlukla kadınlara dair görsellerle karşılaşırsınız. Eskiden bu yana gebelik ve doğum kadınlara dair bir olgu olarak görülüyor. Osmanlı döneminde Anadolu’da çalışan erkek ebeler olduğuna dair bilgileri içeren kaynaklar olsa da çoğunlukla doğumun erkeklere ve doğan bebeğin babasına kapalı bir alan olduğu görebiliyoruz. Bizler görmemeyi tercih etsek de erkeklerin, özellikle babaların doğum sancıları konuşulması gereken önemli bir konu olarak karşımıza çıkıyor.


Modern yaşamda babalık

Doğumun medikalleşmesi, özel hastanelerin doğum gibi özel bir deneyim için daha çok tercih ediliyor olması ile doğumlarda artık babaların da sürece katıldığını görüyoruz. Gebelerin, gebelikte olduğu gibi doğumda da, partnerleriyle birlikte olmaya dair artan bir talepleri olduğunu gözlemliyoruz. Her ne kadar özel hastaneler dışında babaların doğumda olması desteklenmiyorsa da sürece katılımlarının artması sevindirici bir gelişme değil mi?

Doğumu değiştirmek aileyi ve toplumu değiştirmek demek; ailenin tüm bileşenleriyle birbirini destekleyen bir sistem haline gelmesi de dünyanın değişmesi demek.

Babaların yaşadığı psikolojik doğum

Her ne kadar babalar doğum sürecine dahil olmaya başlasa da gebelik ve doğum hala kadın bedenine ilişkin bir olgu olarak görülüyor. Oysa doğum yalnızca fizyolojik bir durum değil. Aynı zamanda psikolojik, içsel, duygusal bir boyutu da bulunuyor. Anne, doğumda yalnızca fizyolojik olarak değil aynı zamanda psikolojik olarak da doğumu deneyimliyor. Bunun yanında doğum yalnızca annenin deneyimlediği bir durum değil. Mindfulness Temelli Doğum ve Ebeveynlik-MBCP Türkiye ekibi olarak her zaman söylediğimiz:

Bir doğum oluyor ve aynı anda bir değil, dört bebek dünyaya geliyor. Bir bebek, bir anne, bir baba ve bir de bebekli bir yaşamda anne ve baba arasındaki ilişki doğuyor.

Anneler fizyolojik ve psikolojik olarak doğumu yaşarken babalar da psikolojik olarak doğum yapıyor. Peki babaların psikolojik olarak doğum yapması ne demek?

Değişen aile ilişkileri, iş hayatı, sosyal dinamikler

Gebeliğin başlangıcından itibaren değişen yalnızca annenin bedeni değil elbette. Aile içi dinamikler, rutinler, ekonomik koşullar… Hepsi aileye yeni bir bebeğin katılımıyla değişiyor. Elbette bu süreçte babalar için de pek çok şey değişiyor. Bazen babaların da gebelik sürecinde anne ile birlikte kilo almaları gibi az rastlanır durumları saymazsak, babaların bedenlerinde gebelik ve doğumla birlikte fizyolojik bir değişim olmaz diyebiliriz.

Bu süreçte babaların bedenleri değil ama organize etmeleri gereken ev koşulları, eşleriyle ilişkileri, çalışma koşulları gibi durumlar değişiyor. Birlikte pek çok anı paylaşarak yaşadığı eşinin kendisinden beklentileri değişiyor. İki kişilik bir ailenin ihtiyaçlarını gözetirken daha fazla ihtiyacı olan bir aileye doğru geçişte babaların aklında pek çok soru olabiliyor:

  • Sevgiyle gözlerine baktığım kadın aynı zamanda bebeğimin annesi olacak, bu yeni ilişkiye hazır mıyım?
  • Akşam eve geldiğimde hangi filmi izlesek diye düşünüyorken artık bu bir hayal mi?
  • Artık hiç başbaşa kalamayacak mıyız?
  • Kendime ayırdığım zamanları eşimi dinlendirmek üzere bebeğimle mi geçirmek zorundayım?
  • Artan ihtiyaçlarımızı karşılamak için daha fazla çalışmak zorunda mıyım?

Bunun gibi pek çok soru sizin ya da eşinizin aklından geçiyor mu? Yalnız değilsiniz. Bebeğinin anne karnında sağlıkla gelişmesi ve doğmasını bekleyen pek çok baba adayı için benzer sorular ve kaygılar oldukça gerçek. İşte babaların psikolojik doğumu ve görünmeyen doğum sancıları bu soruların içinde saklı.

Babalar görünmeyen doğum sancılarına nasıl hazırlanabilir?

Bu açıdan baktığımızda doğuma hazırlık yalnızca doğuma değil, değişen bütün koşullara ve yeniden doğan bir aile hayatına da hazırlık demek. Doğuma hazırlık sürecine baktığımızda ise babaların sürecin dışında kaldığını görebiliyoruz. Bir yandan da az önce belirttiğim sorulara yanıtlar bulmaya çalışırken, bu sorular zihinlerinde dönüp dururken doğuma hazırlık sürecine babaların dahil olmasının pek çok açıdan önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:

Babaların “görünmeyen” doğum sancılarına hazırlanmaları gerekiyor.

Anneler her açıdan doğumu deneyimlerken babaların da psikolojik doğum sancıları çektiklerini söylemiştim. Nasıl ki anneler fizyolojik olarak doğum ağrılarıyla başetmek için egzersiz, farklı pozisyonlar, hareket etmek gibi yöntemleri öğrenmek üzere gebelikten itibaren farklı çalışmalara katılıyorsa, babaların da psikolojik doğum sancılarıyla başedebilmek için hazırlık yapması babalar açısından doğum deneyiminin değişmesi açısından önemli. Doğum sancıları gibi psikolojik doğum sancılarına hazırlanmak da mümkün. 

Babaların doğuma hazırlık sürecinde yer alması aynı zamanda bebekle yaşama ve “babalık” deneyimine de hazırlık anlamına da geliyor.

Bu bir anlamda doğumun psikolojik sancılarından sonra “hayatın sancılarına” da hazırlanmak oluyor. Hayatın sancıları; akşam trafiğindeki sıkışıklıkta kalmak, uykusuz bir gecenin ardından önemli bir iş toplantısına katılmak, artan ihtiyaçlara kaynak yaratmak gibi gündelik hayatın içinde stres yaratan her türlü durumu kapsıyor. Genel olarak toplumumuzda “Bebekler konuşmaya başlamadan babalar baba olduklarını anlamıyor.” gibi bir anlayış hakim. Ancak yapılan çalışmalar artık gösteriyor ki bebek yalnızca annesine bağlanmıyor; babalar ve bebekler arasındaki etkileşim doğumdan hemen sonra, hatta gebelik döneminde başlıyor ve bu etkileşimdeki nitelik bebeğin gelişimini etkiliyor. Bebek büyürken, doğumda kendisi de “baba rolüyle” yeniden doğan baba kendi ebeveynlik deneyimini de büyütüyor. 

Babalar, partnerleri olan anneyi nasıl destekleyebileceğine dair bilgi ve uygulamaları doğuma hazırlık sürecinde edinebiliyor.

Babaların bu konuda destek alması, anneleri gebelik ve doğum sürecinde desteklemesi, doğum sonrasında yeniden doğan ilişkilerine bakım vermeyi öğrenmek açısından da önem taşıyor. Araştırmalar gösteriyor ki doğum sonrasında ihtiyacı olan fiziksel ve duygusal bakımı alabilen annelerin doğum sonrası depresyon riski azalıyor. Ancak babaların eşlerinin kendine özgü ihtiyaçlarını birlikte keşfederek, gebelikten itibaren doğuma ve ilk ebeveynlik deneyimine beraber hazırlanmaları bu desteğin sunulabilmesinde çok önemli. Gebelik ve doğum gibi yoğun deneyimlerde birbirlerine destek olan ebeveynler; bebekle yaşama uyum sağlamak, ilişkilerine bakım vermek, yeni düzene uyum sağlarken birlikte yürümek açısından da daha olumlu bir deneyim yaşıyorlar.

Görünmeyen doğum sancılarına Mindfulness ışığı

Babaların görünmeyen doğum sancılarına, doğumdan sonra bebekli yaşamda hayatın sancılarına ve ilk ebeveynlik deneyimine hazırlıkta Mindfulness pratiklerinden faydalanmaları tüm dünyada sıklıkla kullanılan bir yöntem. Mindfulness pratiklerini doğum ve ilk ebeveynlik yaşantısına özgü yollarla deneyimlemenize olanak sağlayan MBCP ise dünyada yapılan araştırmalarla etkililiği kanıtlanmış tek doğuma özgü mindfulness eğitim programı olara kabul görüyor. Bu kez davetimiz babalara yöneliyor.

Görünmeyen doğum sancılarına ve ilk ebeveynlik deneyimlerinizle birlikte yaşam boyu gelecek “hayatın sancılarına” mindfulness ile hazırlanmaya ne dersiniz?

9 haftalık MBCP Mindfulness Temelli Doğum ve Ebeveynlik programı yeni grubu 9 Şubat 2022 itibariyle başlıyor. Bu programı Türkiye’de sadece Mindful Doğum Türkiye sunuyor. Detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.



Dr. Ezgi Fındık

Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünde akademisyen olan Ezgi, İçsel Doğum’dan aldığı doulalık eğitimi sırasında mindfulness ile tanıştı. 2018 yılından bu yana aktif olarak doulalık yapmaya devam ederken 2020 yılında başladığı MBCP eğitmen eğitimini tamamlayarak Türkiye’deki ilk iki MBCP eğitmeninden biri oldu. Doğum ve ebeveynlik konularında çalışan Ezgi, Mindful Doğum Türkiye’de...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP