YAZAN: ALEYNA TEPE

İçinizde anlamlandıramadığınız, ifade edemediğiniz ve rahatsız olduğunuz bir boşluk hissi olabilir. Boşluk hissi zaman zaman her bireyin deneyimleyebileceği bir ruh halidir. Birçok farklı sebepten kaynaklanabilir ve bu hisle birçok farklı şekilde başa çıkılabilir. İçinizdeki boşluk hissi ile savaşmak yerine onu anlamanın ve başa çıkabilmenin yollarını sizin için araştırdık.


Boşluk hissi nedir?

Boşluk hissi duygusal olarak uyuşmuş, umutsuz, yalıtılmış veya endişeli hissetmeye neden olabilir. Kimimiz için bu duygu göğüste bir boşluk, kimimiz için midede bir ağrı olarak tanımlar. Fakat yine de bu soruya tek bir yanıt vermek ve boşluk hissini bir şekilde açıklamak pek mümkün değil. Boşluk hissi tek bir duygunun sonucu olmayacağı gibi, birçok farklı deneyimden kaynaklanabilir. Sıkıldığımızda, yakınlarımızdan birini kaybettiğimizde ya da motivasyonumuzun azaldığı dönemlerde boşluk hissedebiliriz. Bunların hepsine boşluk hissi deriz, ancak hepsini farklı deneyimleriz. Boşluk hissi çoğu zaman içinde neler barındırdığına bakarak tanımını kendiniz bulmanız gereken bir histir.

Boşluk hissi kaynağına bağlı olarak farklı duygular barındırır. Bizler bu duygular ışığında boşluk hissini tanımlarız. Bu tanımı yapmak her zaman kolay olmaz, bazen hislerimizle yüzleşmek istemeyiz ya da bazen bu boşluk yalnız başımıza yüzleşebileceğimizden çok daha büyüktür. Bu yüzden boşluk hissinin kaynağını anlamak, deneyimlerimize bakmak ve gerekirse profesyonel bir destek almak önemlidir. Bizler varoluşumuza bir anlam arayan canlılarız. Sorguluyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Yaşam amacımızı arıyoruz, bulduğumuzu sanıyoruz ve bir noktada bu sayede motivasyonumuzu koruyoruz. Bu yolda zaman zaman inişlerle karşılaşıp motivasyonumuzu kaybedebiliyor ya da yalnız hissedebiliyoruz, bu da amacımızı kaybetmemize, tutunacak bir şey bulamamamıza sebep oluyor. Boşluk hissi tam da bu noktada kendisini gösteriyor.  

Boşluk hissi nasıl tanımlanır?

Bu hissin tohumları çocukluk döneminde atılıyor. Ağlayan, kızan bir çocuğa neler hissettiğini sormak yerine “Ağlama, bak geçti.” gibi cümlelerle duygularını bastırmayı ve geçiştirmeyi öğretiyoruz. Hislerimizi tanımlamayı öğrenemiyoruz, dolayısıyla birden fazla duyguyla karşı karşıya kaldığımız zamanlarda da ne hissettiğimizi anlayamıyor ve buna boşluk hissi diyoruz.

Hislerinizi tanımlamak için kaç kelime kullanıyor olabilirsiniz? Mutlu, üzgün, sinirli, sıkılmış ya da şaşkın… Oysa sadece üzülmek bile onlarca farklı duyguya bölünebilir: umutsuz, yaslı, dertli, bitkin, keyifsiz ve daha bir sürü. Tanımlayamadığımız ama hissettiğimiz o kadar çok duygu var ki, bunlara bir isim koyamamak ya da anlayamamak boşluk olarak ortaya çıkıyor. Bu his geldiğinde bir an oturup “Neler oluyor? Hangi duyguları barındırıyorum?” diye sormak kendinizi anlamanızın ilk adımı olacaktır.

Boşluk hissi ile nasıl başa çıkılır?

Boşluğu kabul edin.  

İçinizdeki boşluk hissi ile başa çıkabilmek için önce onu kabul etmek gerekir. Hayatımızdan birinin gidişini, bir eksikliği, kaybı ya da zorlayıcı herhangi bir duyguyu kabul etmek her zaman kolay olmayabilir. Ancak bu hislerden kurtulmak için önce var olmalarına izin vermek gerekir.

Herhangi bir anda elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı unutmayın. Kendi duygu ve ihtiyaçlarınızı tanımaya çalışın. Zorlayıcı olsa bile, kendinizi ve hissettiklerinizi reddetmekten kaçının. Örneğin deneyimlediğiniz boşluğun yaşadığınız bir kayıpla bağlantılı olduğunu kabul ediyorsanız, kendinize açıkça yas tutmak için zaman ve alan tanıyın. Bu duyguları ve geçmiş deneyimleri keşfederken, tanırken kendi kendinize şefkat göstermeyi unutmayın. Yaşadığınız sürecin zorluğunu da kabul edin, ihtiyaçlarınızı görün ve bunlar için kendinize kızmayın. 

Kendinize zaman ayırın.

İçinizdeki boşluktan ve deneyimlediğiniz duygulardan kaçmak için zaman zaman dışarıya yönelerek kendinizden uzaklaşabilirsiniz. Örneğin alkol almaya, tüm gece sosyal medyada zaman geçirmeye ya da sürekli arkadaşlarınızla dışarı çıkmaya yönelebilirsiniz. Bu sayede hissettiklerinizden ve kendinizden kaçtığınız yanılgısına düşersiniz. Ancak bu yalnızca bir yanılsamadır. İçinizdeki boşluk hissi hala ordadır ve onu çözebilmenin tek yolu ona dönmektir. İçinize dönerek ve kendinizle birlikte olarak arzularınızı, korkularınızı, umutlarınızı ve hayallerinizi keşfedebilirsiniz. Bunun için meditasyon ya da günlük tutmak gibi çeşitli Mindfulness pratiklerinden yararlanabilirsiniz.

Sosyal bağlar kurun.

Bizler sosyal canlılarız, başkalarıyla bağlantı ve etkileşim içinde olmak isteriz. Sosyal ilişkiler fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerinde oldukça etkilidir. Dış dünyadan soyutlanmak ve bu bağların zayıflaması yalnız, bağlantısız veya depresif hissetmekten kaynaklanan boşluk hissine sebep olabilir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle iletişimde olmak, duygularınızı, yaşadıklarınızı paylaşmak kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Benzer şekilde sosyal etkinlikler ya da hobiler sevdiklerinizle düzenli olarak bağlantı kurmanızı ve bu da dış dünya ile bağlantınızı güçlendirerek içinizdeki boşluğu beslemenizi sağlayacaktır.  

Konfor alanınızın dışına çıkın.

Boşluk hissi negatif bir deneyim olsa da uzun süre maruz kalmak bu hissin size güvenli gelmeye başlamasına sebep olabilir. Bu durumda boşluk hissi güncel problemlerinizden ya da yeni gelişen duygulardan kaçmanızı sağlayan konforlu bir alan haline gelebilir. Yeni yollar arayarak, bu alandan çıkarak boşluk hissinizi büyütmek yerine onunla baş edebilirsiniz. Çaresizce beklemek yerine kendinize hedefler koyun. Hedefleriniz için çabalayın. Bu süreç sizi heyecanlandırarak yeni kapılar açmanıza ya da yeni yollar aramanıza sebep olsa da pes etmeyin. Hedefler belirlemek ve konfor alanınızdan çıkmak umutsuzluk, değersizlik ve özlemin neden olduğu boşlukla mücadele edebilir. Çabalarınızı yaşamınızı iyileştirmeye yönlendirmenize yardımcı olabilir. Günlük yaşamınıza bir amaç ve anlam katmak geleceğe umutla bakmanızı ve boşluk hissi ile mücadele etmenizi sağlar.

Deneyimlediğiniz boşluk hissi bireysel çabalarınıza rağmen tanımlayamadığınız ya da başa çıkamadığınız bir durumdaysa profesyonel bir yardım almaktan ve psikoterapiye başvurmaktan çekinmeyin. Kimi zaman içinde bulunduğumuz durumu tam olarak görecek cesareti bulamayabiliriz ve bu tamamen doğaldır. Ondan kaçmaya devam etmek yerine destek alarak bile olsa onunla yüzleşmek, uzun vadede hem bedensel hem de zihinsel sağlığınız açısından çok daha faydalı olacaktır.



Aleyna Tepe

1997 yılında İstanbul’da doğan Aleyna, lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamladı. Yüksek lisans eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında devam ediyor. Çocukluğundan beri duygu ve düşüncelerini yazarak ifade eden Aleyna, iyi yaşam konseptine duyduğu ilgiyi yazma tutkusuyla birleştirerek Live to Bloom’da editör olarak çalışıyor. Akademik ve deneyimsel olarak kendini...



BLOOM SHOP