Enerji bedenimiz ve fiziksel bedenimiz birbiriyle etkileşim halindedir. Hayatımız boyunca deneyimlediğimiz her türlü duygu ve düşüncenin kayıtlı olduğu enerji bedenimizi anlamak için fiziksel bedenimizi gözlemleyebilir ve bu gözlemlerden yola çıkarak enerji bedenimizde oluşan tıkanıklıkları fark edebiliriz.

Vücudumuzdaki enerji merkezleri olan 7 çakrayı düzenlemek, enerji bedenimizdeki tıkanıklıkları açabilmemiz için oldukça önemlidir. Çakralar konusunda uzun yıllardır çalışmakta olan, Somatik Deneyimleme Uygulayıcısı ve Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencisi Devrim Akkaya’ya enerji bedenimiz, duygular ve çakraları anlamak hakkında merak edilenleri sorduk!

İlginizi çekebilir: Lotus Mudra ile Kalp Çakranızı Şifalandırın

Çakra gelişimine bakış açınızı açıklar mısınız?

Herkes karşısına çıkan bilgileri kendi ihtiyaçları doğrultusunda algılar. Dolayısıyla çakra gelişimini açıklamanın pek çok farklı yolu olabilir. Kök yani birinci çakramızdan, taç yani yedinci çakramıza doğru bakıldığı zaman maddeden manaya doğru bir gidişat gözlemleyebiliriz. Kök çakramız fiziksel kimliğimizi ve dünyevi olan şeylerle ilişkilerimizi, taç çakramız ise bizler için ilahiyat ve ruhsallık gibi konuları temsil eder. 

Ben çakra gelişimini Eric Erikson’un “8 Aşamalı İnsan Gelişimi” adındaki psikolojik gelişim aşamaları perspektifi ile somatik ve enerjetik perspektiflerin harmanından oluşan bir sistemle yorumluyorum. Son yıllarda uyguladığım sistemik ve şamanik çalışmalar ile de doğa ve ötesi ile daha yakın bir bağ ve anlam ilişkisi kurabildim.

Anne karnından itibaren çakralarımız oluşmaya ve gelişmeye başlarlar. Bu süreç kronolojik olarak kök çakradan taç çakraya doğru ilerler.

Oluşumu ana rahiminde olduğumuz döneme rastlayan kök çakramız annemizin hissettiği duygular doğrultusunda gelişir ve biz hayatımız boyunca bu duyguları hissederiz.

Benzer şekilde oluşum süreci çocukluğumuza denk gelen çakraların gelişimi üzerinde de bizden çok aile, sosyal çevre, kültür ve toplum gibi etkenler rol oynar. Anne karnından itibaren sırasıyla gelişen çakralar tıpkı bir binanın katları gibi birbirinin üzerine oturur. Çakralarımız yeterince güçlü değilse üzerine inşa etmeye çalıştığımız katlar zaman içinde çöker.

Dolayısıyla kök çakramızdan başlayarak gelişimimizi tekrar tekrar ele almamız gerekir. Yetişkinlik bunun için güzel bir dönemdir.

Çakraların gelişimi hayatımız boyunca devam eder. Bu süreç boyunca belirli noktalarında yaşadığımız kırılmalar bize hayatı sorgulatmaya başlar ve anlam arayışına gireriz. Bir ilişkinin bitmesi, iflas etmek veya sadece hayatın anlamsızlaşması bizim için bu dönüm noktalarından birisi olabilir.

Fiziksel seviyeden ruhsal seviyeye doğru devam eden bu yolculukta yaşadığımız her kırılmalardan ihtiyacımız olan parçaları alıp yeni bir benlik yaratmamız gerekir. Başka bir deyişle kalbimizin genişleyebilmek ve daha fazla deneyime yer açabilmek için kırılması gerekir. 

Enerji bedeni nedir? Duygularla arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlayabilirsiniz?

Hayatımız boyunca yaşadığımız olumlu ve olumsuz her türlü duygu enerji bedenimizde kayıtlıdır ve bizler bu duyguları yaşanan anılar üzerinden tekrar hissedebiliriz.

Fakat insanlar yapısal olarak korku, kaygı, endişe ve huzursuzluk gibi olumsuz duyguları deneyimleme ve onlarla kalma eğilimindelerdir.

Bir şeyler bizim için yolunda gitmediği zamanlarda oluşan bu olumsuz duygular fiziksel bedenimizde kasılmalara yol açtığı gibi enerji bedenimizde de benzer tepkilere sebebiyet verir. Bu anları fark etmenin en kolay yoluysa nefesimizi izlemektir.

İçinde bulunduğumuz durumlar, olaylar, ilişkiler yani kısacası o an bizim için uygun değilse fiziksel olarak bedenimiz ve nefesimiz kasılmaya başlar. Normalde akışta ve kendiliğinden olması gereken nefesin tıkanmaya başladığı anlar enerji bedenimiz ve çakralarımız üzerinde de kasılma, kitlenme ve blokajlara neden olur. Bunun nedeniyse sınırlarımızın ötesinde kalıyor olmalarıdır. 

İlginizi çekebilir: Üçüncü Göz Çakrasını Şifalandırmanın Yolları

Enerji bedeninde olan duyguları geri getirmek için önerebileceğiniz bir meditasyon var mı?

Yaşadığımız anlar bize geçmiş gibi görünse de enerji bedenimizde her şey kayıtlıdır. Yani zaman ve mekân olarak geçmişte kalan anlara enerji bedenimizdeki bilgiler aracılığıyla dönebilir ve fiziksel olarak aynı hisleri yeniden yaşayabiliriz. Beden duyumsamaları zamanda ve anda donup kalmış duygulara dönmek için çok önemlidir. Somatik yaklaşım bunun için çok kıymetli bir araçtır.

Rahat bir pozisyonda gözlerinizi kapatın. Kendinizi doğada daha önce bulunduğunuz ve kendinizi iyi hissettiğiniz bir yerde hayal edin. Seçtiğiniz ana iyice odaklanarak o anda hissettiğiniz olumlu duyguları yeniden hissetmeye başlayın ve tam o anda nefesinizin değişimini gözlemleyin.

Kiminle olduğunuzu, etrafınızda neler olduğunu duyumsayın. Seçtiğiniz anda vücudunuzda neler olduğunun farkına varın. Havanın sıcaklığını, rüzgârı, oturduğunuz yerin hissiyatını, gördüğünüz detayları, duyduğunuz sesleri yani kısaca 5 duyunuzla hissettiğiniz her şeyi yeniden gözünüzün önüne getirin.

Daha sonra odağınızı yeniden içinde bulunduğunuz ana çevirin. Bu anıyı hatırlamak size neler hissettirdiğini fark edin. Daha sonra 5 duyunuzla şu ana dönün, kendinize dokunun ve vücudunuza şu anda olduğunu hatırlatın. Ayaklarınızın zeminle olan bağlantısını fark edin.