Fotoğraf: Maksim Goncharenok

Araştırmalara göre 20 saniyeden fazla birbirimize sarılı kaldığımızda bağlılık ve sevgi hormonu olan oksitosin üretmeye başlıyoruz. Sarılmak, sinir sistemini yatıştırıyor ve güven duygusu yaratıyor. Yetimhanede büyüyen bebeklerin yüzde 30-40’ının ölüm sebebini araştırırken, bilim insanları dokunulup kucaklanmadan ve sevgi görmeden büyüyen bebeklerin ölüm riskiyle karşı karşıya kaldıkları bulgusuna ulaştılar.

“Love Sense” adlı kitabında Sue Johnson‘un kaleme aldığı gibi, aşk ilişkileri fizyolojik kaynaklı oldukları gibi, aynı zamanda fizyolojimizi de şekillendiriyor ve düzenliyorlar. Tek bir öpücük, stres hormonlarını azaltıp kalp atışlarımızı düzenlerken bir oksitosin ve dopamin çağlayanı yaratabiliyor.

Müfredat dahilinde “matematik” dersi olduğu kadar “sevgi” dersi olsaydı, bugün ne bu kadar depresyon ve anksiyete ile ne de envai çeşit psikolojik ve fizyolojik sorunla mücadele ediyor olurduk.

İlginizi çekebilir: Sevgiye Dönüş: Yaşam, Benlik ve Sevgi Üzerine Alıntılar

Sevmek, Batı toplumunun önceliği olmadı…

En büyük şifacı, tüm acıların ilacı sevgi, geçiştirilen ve neredeyse görmezden gelinen bir konuydu. Esas “gerçek sevgi”, öğrenmemiz, çalışmamız ve üzerinde testler çözmemiz gereken bir dersken, hep arka plana itildi. Bir insanı şefkat, anlayış ve merhametle, hatalarını affederek, onu yargılamadan, eleştirmeden olduğu gibi kabul ederek, ruhunu onurlandırarak ve sadece varoluşundan ötürü sevmek ne evde, ne okulda, ne de camide kilisede bize öğretilmedi.

Biz, ne yazık ki sevgisiz bir toplumun ürünüyüz. Kalpten ziyade aklı ön plana koymuş ve kalbinin sesini neredeyse sonuna kadar kısmış bir toplumun… Ve bunun bedellerini de çok ağır ödedik. Ödüyoruz.

İlginizi çekebilir: Sevgi Dili: Gary Chapman’dan Sevgiyi Göstermenin 5 Yolu

Eros, Storge, Xenia, Philia ve Agape

Eski Yunan’da “sevgi” önemli olduğu varsayılan bir konu olacak ki; beş ayrı isimle ifade ediliyordu. Eros, Storge, Xenia, Philia ve Agape.

Eros, yani erotik sevgi, varlığıyla insanı yaşama döndüren ama aynı zamanda ölümle, acıyla ve vahşetle de iç içe olan sevgi. İçinde muzurluk, kapris, cilve barındıran, sevgilisiyle tüm hücreleriyle ayrılmamacasına birleşme arzusu taşıyan, sevgilisi hakkında en ince ayrıntısına kadar her şeyi bilmek, onun her ayrıntısına girmek isteyen sevgi. Aydınlığı kadar karanlığı da bol, biraz kör, biraz esrik, gözü kara sevgi. Elde edemediği zaman zarar verici, yırtıcı, yıpratıcı, yok edici olabilen, elde ettiği zaman ise kaybetmekten delicesine korkan sevgi.

Storge, aidiyet duygusuyla oluşan sevgi. Başta aile olmak üzere kişinin kendi ait hissetme boyutunda büyüyen, komşu, mahalle, toplum, dünya sevgisi.

Xenia, yabancı kişilere duyulan sevgi. Birbirine arka çıkmak, sokakta zorda olan birine karşı sorumluluk hissetmek ve yardım etmek, din, dil, ırk, cinsiyet gözetmeden insanı sevmek.

Philia, hakikat, hikmet dostluğu.

Agape ise tüm bu sevgileri kapsayan, içinde Tanrısallık barındıran, sevginin en yüce hali. İkilikten azade, kapsayıcı, özveri dolu, kendinden vazgeçercesine yüksek, zaman ve olayların sonlandıramadığı sınırsız, koşulsuz, kayıtsız, karşılıksız sevgi. İncinmeyen, incitmeyen, kırıp dökmesiz saf sevgi agape. Müfredatın ana konusu olması gereken, hepimizin yaşamaya, yaşatmaya, hissetmeye layık olduğu sevgi…

Kaynakça:

Love Sense, Sue Johnson

Bu yazıya katkılarından dolayı Kaan Demirdöven’e teşekkürlerimle…