RÖPORTAJ: BURCU ERBAŞ

Kadın sağlığını hormonal dengeden ayrı şekilde değerlendiremeyiz. Vücudumuzda neyin ne zaman olacağını kontrol eden zeki, kompleks ama bir o kadar da hassas olan hormonal sistem, özellikle kadınların bütünsel sağlığı ve iyi olma halini direkt olarak etkileyebiliyor. Ergenlik, doğum, menopoz gibi birçok büyük hormonal değişim evresinden geçen kadınların yaşamları boyunca hormon sağlıklarını göz önünde bulundurarak yaşaması gerekiyor. Sağlıklı alışkanlıklar sürdürmesi ve belki de en önemlisi kadın sağlığına dair tüm bu bilgi kirliliği ve ilgi eksikliği içerisinde kendi sağlıklarının kontrollerini ellerine alabilmesi önem taşıyor. Tam da bu nedenle Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Egemen Koyuncu ile bir araya gelerek kadın sağlığı üzerine tüm merak ettiklerimizi konuştuk.


Toplum içinde “kadın olma” deneyimi ile özdeşleştirilen regl sancıları, PMS semptomları, zorlayıcı menopoz dönemleri, cinsel yaşamda problemler ve nicesi gerçekten de kadınların yaşaması gereken durumlar mı yoksa yolunda gitmeyen sağlık durumlarının birer semptomları mı?

Kadın olma halini kadına ait semptomlarla sınırlamak ve olağan kabul etmek senelerdir böyle kabul edilmiş ve ediliyor. Adet sancıları, premenstrüel sendrom, premenopoz ve menopoz sonrası dönem, kadın cinselliğine bakış pek çok fizyolojik ve patolojik süreç barındırabiliyor. Bu tip sorunlarda kadının yaşına, aile öyküsüne, aile dinamiğine, yaşam biçimine, muayene ve tetkiklerde elde ettiğimiz sonuçlara bakmalıyız. Kök nedene yöneldiğimizde ve kişisel dosyaları uzun uzun her detayı ile değerlendirdiğimizde bir ya da birkaç çözüm yolu üzerinden ilerleme şansımız oluyor. Kadını damgalamak olarak da düşünülebilecek bu sorunu doğal kabul edemeyiz. İnanın bu kolaya kaçan davranış kalıbı büyük haksızlık olur.

Kadınların bütünsel sağlığını direkt olarak etkileyen hormonal denge neden bozuluyor? 

Bu sorunun yanıtı esas olarak kadın yaşı ile ilgilidir. Ergende polikistik over sendromu ve insülin direnci ilişkisi metabolik denge üzerinden fizyopatolojiyi oluşturur. Yumurtalık rezervinin erken azalışı zaman zaman halihazırda düşük sınırda bir yumurta sayısı ile doğmak anlamına gelir. Bu genetik olabilir ya da henüz anne karnında iken maruz kalınan kimyasallar, ağır metaller rezervi azaltabilir. Yumurtalıklarla ilgili özellikle endometriosis cerrahisi, pelvik enfeksiyonlar da rezervi erkenden azaltabilir. Ayrıca premenopoz ve menopozda yumurta sayısı ve kalitesinin azalması ile birlikte estrojen ve progesteronumuz da yıllar içinde azalır.

Elbette obezite, insülin direnci, beslenme, sindirim ve dışkılama sorunları, egzersiz yokluğu, uyku yetersizliği gibi pek çok dinamik hormonlarımızı farklı fizyopatolojik yollardan etkiler. 

Bu konuyu ele alırken hormon bozuculardan da bahsetmeliyiz. Plastik su şişesi ve saklama kaplarında bulunan bisfenol A, trans yağlar, sigarada bulunan benzopiren, deterjan ve yüzey temizleyiciler, kozmetikler, saç boyaları, keratin uygulamaları, doğadan aldığımız kimyasallar ve ağır metallerin de hormon düzenimize büyük olumsuz etkileri var.

Stresin hormonlar üzerindeki etkisi nedir sizce?

Stres gerçek anlamda bir “savaş ya da kaç” halidir. Stres durumunda böbrek üstü bezimizden yükselen kortizol hormonunun vücuda verdiği algı, vahşi bir ortamda yırtıcı bir hayvanla karşılaşmışız gibi davranma halidir. Savaşırız ya da kaçarız. Bu aciliyet hali içinde en önemlisi kalbin hızlı çalışması ve kaslara bol kan gitmesidir ki tehlikeden uzaklaşabilelim. Durum bu iken vücut iki işlevini tamamen ihmal eder: sindirim ve üreme. Bağırsaklara giden kanın azalması sadece sindirimi zorlaştırmakla kalmaz. Aynı zamanda lenf dolaşımının yüzde 70’inin yer aldığı bağırsak sistemi de etkilenir ve bağışıklık sistemimiz zayıflar. Kadın ve erkek üreme sistemlerinin ideal beslenme düzeni azalacağı için yüzde 30’a varan oranlarda üremenin azalması söz konusudur.

Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı hakkında görüşleriniz nedir? 

Bu soru özellikle gençlerin gebelikten korunma taleplerinde en çok aldığım soru ve muhtemelen çok sevdiğim genç hastalarım yanıtımdan hiç hoşlanmıyorlar! Doğum kontrol hapları ile birçok nedenle mesafeliyim.

İlk nedeni içeriğinde yer alan estrogen ve progesteron hormonlarının sentetik hormonlar olması ve estrogen ve progesteron reseptörleri ile birebir anahtar kilit hali oluşturamamasıdır. Hele de hormon metabolitlerinin metilasyon, glutatyon detoksifikasyonu ve glukuronidasyonu gibi pek karışık görünen ancak kadınların bilmesi gereken sistemlere hakim olamıyorsak meme kanseri riskinde artış nedeni olabilirler.

Ağızdan alınan sentetik ya da bio eş değer her hormon, metabolize edilirken karaciğerden geçeceği için bu geçiş sırasında pıhtılaşma yolaklarını uyarabilir ve emboli nedeni olabilirler. Doğum kontrol haplarının bağırsaktaki sağlıklı bakteri dengesini de bozduğu bildiğimiz bir gerçektir.

Östrojen dominansı nedir?

Adetimizin başında bir yumurta gelişmeye başlıyor ve çatlayacak büyüklüğe ulaşıncaya kadar yaklaşık 14 gün boyunca östrojen sentezliyor. Uygun zamanda yumurta çatladıktan sonra da kaybı yumurta korpus luteum denilen yapıya dönüşüyor ve progesteron sentezliyor. Aslında östrojenin başta meme-rahim dokusunda ve vücudun her yerindeki sürekli artırıcı, çoğaltıcı etkilerini progesteron kontrol ediyor.

Genç ergenden orta yaşa kadar sürebilen ve ovülasyon sorunları ile karakterize olan polikistik over sendromunda östrojen dominansı vardır. Bunun yanı sıra premenopozda azalan yumurta kalitesi ile birlikte ovülasyon sonrası klasik olarak beklenen 14 gün yeterli progesteron salgısı olamadığı için menopozun sıklıkla son 2 yılında östrojen dominansı görebiliriz.

Yaş aralıklarına göre hormonal dengede yaşanan problemler kendini hangi semptomlar ile gösteriyor? 

Adetin ilk başladığı yıllarda beyinde yer alan hipotalamus-hipofiz bezi ve yumurtalıklar arasındaki olgunluk süreci zaman zaman 18 yaşa, hatta biraz daha ötesine kadar tamamlanamayabiliyor. Polikistik over varlığında insülin direncinin şiddeti ile ilgili olarak yine yumurtlama aksayabiliyor. Keza premenopozda da azalan yumurta sayısı ve bozulan yumurta kalitesi düzenli yumurtlama halini azaltıyor, adetler gecikebiliyor. Premenopozda yumurtlama sonrası progesteron yetersizliği ya da yumurtanın erken çatlaması ile birlikte sık adet görebiliyoruz.

Buna ek olarak hormonal dengesizlikler başka hangi sağlık problemlerine zemin oluşturabiliyor? 

Adetin seyrek olması her zaman bir sağlık sorunu olarak algılanmamalıdır. Ancak bu durum polikistik over sendromu ve insülin direnci ile ilgili ise ve premenopozda östrojen dominansından bahsediyorsak özellikle meme ve rahim dokusu ilerleyen yaşla beraber dikkatle takip edilmelidir.

Polikistik over sendromunun bir metabolik sendrom olduğu akılda tutulmalı ve ileri yaşta diyabet, hipertansiyon, estrogen dominansı ile beraber rahim ve meme kanserinde artış riski bilinmelidir. Polikistik over’ın yumurtlama zorluğuna yol açtığı durumlarda çocuk sahibi olmakta zorlanma sorunu karşımıza çıkabilir.

Medikal olarak kadınlardaki hormonal denge hangi testler ile ölçümlenebiliyor? Kimlerin ne sıklıkta hormonlarını kontrol ettirmesini önerirsiniz? 

Yumurtalık rezervini bilmek için adet düzensizliği olan, tüylenme ve/veya akneden şikayeti olan kadınlarda hormon testlerimizi adetin 2. ya da 3. günü sabah aç karnına yaparız. Testleri hormon düzeylerinin yeterliliği ya da oransal değerleri açısından da değerlendirebiliriz. Aynı zamanda prolaktin hormonu ve kadında da salınan androjenik hormonların etkilerini değerlendirmek gerekebilir.

Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken kadında yumurtalık rezervine, tiroid hormonlarına ve prolektin değerlerine mutlaka bakarız. Elbette hormon düzeylerine bakmak estrogen dominansının klinik tanısını desteklemeye ve tedavi ile estrogenin normalleşmesini izlemeye de yardımcı olur.

Bio eş değer hormon replanması yaptığımız menopozal dönemdeki kadınlarda doz ayarlamak için uygun günde östrojen ve progesteron düzeylerine bakmak gerekli olacaktır.

Kadın sağlığını korumak için protokole başka testlerin de eklenmesini önerir misiniz?

Burada yaş aralıklarını mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Polikistik over sendromu temelde bir metabolik sendromdur. Özellikle bel çevresinde kalınlaşma varsa insülin direncinin çok iyi irdelenmesi gerekir. Androjenik semptomların yani tüylenme ve aknenin yoğun olduğu grupta böbrek üstü bezinin değerlendirilmesi gerekebilir. Yine prolaktin değerinin çok yüksek olduğu durumlarda klinik bulgular ile hipofiz bezi değerlendirilebilir.

40 yaştan sonra her kadına her yıl mamografi/meme ultrasonografisi kontrolü yapılmalıdır. Meme kanseri sıklığının 8-10 kadında bir olduğu günümüzde meme taramasının önemini devamlı vurgulamak gerekiyor. Premenopoz ve post-menopoz dönemindeki kadınlarda temel metabolik testler yapılması, vitamin mineral yetersizliklerine belli sıklıklarla bakılması ve “gizli açlık” olarak tanımladığımız vitamin-mineral eksiklerinin yerine konması uygun olacaktır.

Her yaştan kadının hormonal dengesini koruması için ne gibi yaşam tarzı alışkanlıkları sürdürmesi, nelere dikkat etmesi ve kaçınması gerekiyor?

Fonksiyonel Tıp bakış açısı ile sağlıklı yaşam için beş temel hedefimiz var:

  • Sağlıklı beslenme ve sindirim.
  • Düzenli egzersiz.
  • Yeterli ve kaliteli uyku.
  • Sağlıklı sosyalleşme.
  • Stres ile mücadele.

Kadın ya da erkek fark etmeksizin hepimiz bu beş temel üzerinde duracağız. Vücudumuzdaki tüm sistemlerin sıkı bir iş birliği içinde olduğunu hiç unutmadan istikrarlı biçimde sağlıklı yaşam biçimi değişiklikleri oluşturacağız. Dünyanın giderek kalabalıklaştığı ve doğanın giderek bozulduğu bu yıllarda vücudumuzun doğa ile iş birliği; toprağa, havaya, suya, canlıya ve elbette birbirimize sonsuz saygı ve sağduyu duymamız önem taşıyor. Bu yaklaşım ile birlikte üretmenin, sağlığın ve mutluluğun yolunu bulabileceğimizi düşünüyorum.



Burcu Erbaş

1997 yılında Antalya’da doğan Burcu, İstanbul Saint Joseph lisesinde eğitim gördü. 2020 yılında Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Erasmus programı ile bir sene boyunca eğitim aldığı Sciences Po Paris’te çevre politikaları, sürdürülebilirlik ve ekoloji üzerine dersler aldı. Öğrendiklerinden çok etkilenen Burcu yaşam tarzını çevreye duyarlı olacak şekilde...



BLOOM SHOP