YAZAN: DYT. SENA ÇETİN

Günümüzde en önemli sindirim sorunu olarak tanımlanan gıda intoleransları; bir gıda maddesinin vücutta sindirilememesinden veya emilememesinden meydana gelen, genellikle gıda alerjisi ile karıştırılan fakat gıda alerjisine göre çok daha yaygın görülen bir durumdur. Bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen gıda intoleransları, tüketilen öğünde ki bir besine karşı gelişebildiği gibi besinin içeriğinde doğal olarak yer alan bileşenlere veya dışarıdan ilave edilen katkı maddelerine karşı da oluşabilmektedir. İşte, beslenmenizde özellikle dikkat etmeniz gereken en yaygın 3 gıda intoleransı!


Gıda intoleransı belirtileri nelerdir? 

Bireylerde genellikle sindirim sisteminin etkilenmesi sonucu:

  • Şişkinlik
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • Kusma
  • İshal
  • Karın ağrısı
  • Burun akıntısı

gibi semptomlar görülmesine sebep olur. Bu durum öğün tüketimi sonrası birkaç saat içerisinde ortaya çıkar ve bireysel farklılıklar sonucu saatlerce veya günlerce olmak üzere belirli bir süre ile devam eder. 

Son yıllarda intoleransların bu denli artış göstermesinin altında tarım uygulamalarındaki değişimlerin yarattığı; az besin çeşitliliği, hava, su kirliliği, pestisit kullanımı ve çevresel toksinlerdeki artış yatar. Özellikle bebek ve çocukluk döneminde sık sık antibiyotik kullanılması, gıdalara genetiği değiştirilmiş ajanların eklenmesi ile saflıklarının yok edilmesi de diğer faktörler arasında yerini alır.  

En yaygın görülen gıda intoleransları: 

1. Laktoz intoleransı

Süt ve süt ürünlerinde bulunan kompleks şeker laktozu sindirmek için gerekli laktaz enziminin yetersizliği sonucu gelişen laktoz intoleransı:

  • Karın ağrısı,
  • Gaz,
  • Kramp,
  • Şişkinlik

gibi sindirim sistemi semptomları ile kendini gösterir. Farklı yöntemler ile tanımlanabilen bu intolerans çeşidinde tüm süt ürünlerinin beslenmeden çıkarılması doğru bir yaklaşım değildir. Nitekim laktoz intoleransı olan çoğu birey, günde 12-15 gram laktozu tolere edebilir. Bu nedenle laktoz içeriği yüksek olan süt ürünleri yerine soya, pirinç, kenevir, yulaf, hindistan cevizi, badem ve diğer fındık gibi bitkilerden elde edilen alternatif ürünler tüketilmelidir. Aynı zamanda süt en önemli kalsiyum, fosfor ve vitamin kaynağı olduğu için diyetten çıkarılması bazı sağlık problemlerine neden olmaktadır. Bu nedenle hastalarda kalsiyum, D vitamini, fosfor, riboflavin gibi mikro nutrientlerin alımının sürdürülmesi oldukça önemlidir. 

2. Fruktoz intoleransı 

Fruktoz bir karbonhidrattır ve doğal olarak balda ve meyvelerde bulunur. Fruktoz intoleransı ise bir çeşit sindirim bozukluğu olup, ince bağırsak hücrelerindeki fruktoz taşıyıcılarının eksik olması sebebiyle gelişir. Bireylerde:

  • Şişkinlik,
  • Kramp,
  • Karın ağrısı,
  • İshal,
  • Mide bulantısı,
  • Göğüste ağrılı yanma hissi

oluşturmaktadır. En önemli fruktoz metabolizması bozukluklarından biri olan bu hastalıkta yapılması gereken ilk hedef früktoz içeriği olan gıdaların beslenme planında azaltılmasıdır. Bu besinlerin yaklaşık olarak 2-6 hafta kadar beslenme düzeninden uzaklaştırılması gerekir. Bazı bireylerde daha kısa sürelerde semptomların azaldığı görülebildiği gibi bazı bireylerde daha uzun sürelerde semptomlar hafifleme göstermektedir. Belirtiler tam anlamıyla düzeldiğinde ise beslenme planına bireyin tolere edebileceği kadar düşük dozlarda fruktoz içeren gıdalar ilave edilir. 

3. Glüten intoleransı 

Literatürde glüten intoleransı; çölyak hastalığı, buğday alerjisi ve çölyak dışı glüten duyarlılığı olmak üzere üç farklı durumu içerir.

Çölyak hastalığı genetik olarak duyarlı kişilerde başlıca buğdaydaki gluten ve arpa, çavdar, yulaf gibi tahıllardaki gluten benzeri diğer tahıl proteinlerine karşı kalıcı intolerans olarak gelişen ince bağırsak hastalığıdır.

Buğday alerjisi ise yalnızca buğday tüketimi ile tetiklenen bir hastalıktır.

Çölyak dışı glüten duyarlılığı ise hem çölyak hastalığının hem de buğday alerjisinin olmadığı fakat glüten tüketimi sonucu sindirim rahatsızlığının meydana geldiği bir durumdur.

Her 3 durumda da yapılması gereken en etkili tedavi yöntemi glütensiz beslenmenin benimsenmesidir. Zira günde 50 mg glüten bile bağırsaklarda mukozal hasar yaratır bu nedenle ömür boyu diyetten buğday, arpa, çavdarın tamamen çıkarılması gerekir. 

Özetlemek gerekirse;

Gıda intoleransları günümüzde pek çok kişinin karşı karşıya kaldığı bir problemdir. Birçok nedene bağlı gelişebilen bu tür rahatsızlıklara karşı farkındalığı artırmak hastalığın erken tanısında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca bireylerin hastalık hakkında bilgi sahibi olmaları pek çok açıdan büyük önem arz etmektedir. Çünkü bazı besin öğelerini sindiremeyen bireyler gıda intoleransının türüne göre farklılık gösterse de genellikle karın ağrısı, diyare, mide bulantısı, şişkinlik, hazımsızlık, hırıltı, burunda akıntı vb. rahatsızlıklar yaşanmaktadır. Bu sebeple bireylerin yaşam kalitesinde ciddi bir azalma meydana gelmekte, yalnızca sağlık durumları değil sosyal hayatları da bu durumdan olumsuz etkilenmektedir.

Aynı zamanda erken dönemde tanısı konulmayan intoleranslar ilerleyen yaşlarda daha büyük sıkıntılar oluşturmaktadır. Bu sebeple, intoleranslı bireylerin uygun bir diyetle beslenmeleri oldukça önemlidir. Söz konusu besin maddelerinden uzak durmak ve alternatif gıdalara yönelmek yaşanabilecek rahatsızlıkları önlemede başvurulabilecek tek ve en etkili yöntem olarak görülmektedir. 





BLOOM SHOP