Günlük hayatlarını antik felsefelerin öğütleriyle birleştirmeyi başarmış olan Japonlar, hayata karşı olan bakış açılarıyla tüm dünyaya örnek oluyor. Ölçülü, dengeli ve mutlu yaşamlarıyla bilinen Japonların mutluluklarının sırrı en basit haliyle kendilerine ve etraflarındaki bireylere karşı daha farkında, kibar ve nazik davranmaları. İşte örnek alınması gereken bilgelik dolu Japon Felsefeleri!

İlginizi çekebilir: Ichigo Ichie: 10 Maddede Japonların Mutluluk Felsefesi

Konfüçyüsçülük

İnsan olmak, sadık olmak, ahlaklı olmak ve düşünceli olmak temellerine oturan bu felsefe, Japonların kültürünün hemen her noktasına işlemiş durumda. Bu felsefenin ana mesajı olan “ren”, yaşayan her şeye karşı sevgi, merhamet ve insanlık göstermek gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca aile kavramının her şeyden önce gelmesi gerektiğini de savunan Konfüçyüsçülük, bireylerin kendisi yerine ailelerini ön planda tutmaları gerektiğini öğütlüyor.

“Hiç”lik

Batı felsefelerinde görmeye alışık olduğumuz olmak, yapmak, düşünmek ve var olmak gibi kavramların aksine Japonlar için hiçlik kavramı daha önemli. Duyulduğunun aksine oldukça pozitif bir içeriği olan hiççilik, aydınlanmış ve uyanmış olmakla ilişkilendiriliyor.

Peki bu kavramın nasıl uygulandığını merak ediyor musunuz? Sadece dinlenmek, rahatlamak ve hiçbir şey yapmamak.

Çay seremonisi

Çay seremonileriyle bilinen Japon kültürünün bir diğer felsefesiyse “Çay yolu” olarak adlandırılıyor. Uyum, saygı, saflık ve dinginlik esaslarından oluşan Çay felsefenin amacı insani duyuları canlandırmak ve zihin ile vücut arasındaki birliği kurmak.

Japonlar, bu antik felsefeyi günlük hayatlarına uyarlarken her seferinde büyük bir çay seremonisine gerek olmadığına karar vermişler. Dolayısıyla 1 bardak çay içtikleri her anı bu felsefeyi uygulamak için doğru an olarak kabul ediyorlar ve kendileriyle geçirdikleri zamanın tadını çıkarıyorlar.

Hayal kurmak

Bu felsefe aslında Japonların bir atasözüyle isimlendirilmiş. Dilimizdeki anlamı “sarhoş hayat” olan bu antik felsefe hayal kurmak ve bu hayalleri gerçekleştirmek için aksiyon almak arasındaki dengeyi kurmakla ilgili. Hayallerin bizi hayatta tutacağını, fakat çok fazla hayal kurup aksiyona geçmemenin bizi sadece reel hayattan kopartacağını söylüyor. Haklı da! Bizleri hayallerimiz için somut adımlar atmaya teşvik ediyor.

Zazen

Zazen felsefesi hiçlik kavramıyla ilişkilendiriliyor. Bu kavramı algılayabilmek için düzenli olarak meditasyon yapmayı öneren Zazen, zihnin bu şekilde arındırılabileceğini ve ancak bu şekilde doğal olan akışa geçilebileceğini söylüyor. Günlük hayata adapte edilen bu felsefeyi uygulamaksa oldukça kolay. Rahat bir mindere dik bir şekilde oturup düzenli olarak meditasyon yapabilmek.

İlginizi çekebilir: Yeni Başlayanlar İçin Meditasyon Pratikleri

Tamamen dinlemek

Birbirlerine, çevrelerine ve kendilerine gösterdikleri saygıyla tanınan Japonlar, karşılarındaki kişi konuşurken onu tamamen ve gerçekten dinleyerek bu saygıyı gösteriyorlar. Önyargıları, fikirleri ve bakış açılarını bir kenara bırakıp konuşan kişiyi anlamak için ortaya fazladan efor koymayı gerektiren bu felsefenin “her şeyi olduğu gibi” görmelerini sağladığını düşünüyorlar. İyi ve kötü yargılarından arınmanın ve dolayısıyla huzurlu olmanın yolu olarak bu felsefeyi kullanıyorlar.

İtadakimasu

Yemeklere ve sofra kültürüne karşı oldukça saygılı olan Japonlar, yemeklerini yemeye başlamadan önce genellikle “itadakimasu” diyor. Japonyada oldukça yaygın olan Budist kültürünün bir yansıması olan bu gelenek yemeğe saygı duymanın sembolü olarak yapılıyor. Anlamıysa, bu yemek için hayatını veren tüm canlılara (bitki ve hayvanlara) ve emeği geçen tüm insanlara şükran yollamak.

Yuugen

Japonların estetik anlayışını oluşturan 3 tane güzellik kavramı var. Bunlardan ilki “wabi” yani geçici ve inanılmaz derecede güzel olan, ikincisi “sabi” yani yaşlanmanın ve yavaş değişimin güzelliği, sonuncusuysa “yuugen” yani zekanın ve bilinmezliğin güzelliği.

Bu felsefe, fark edilmeyeni fark etmek ve görülmeyeni görmek anlamını taşıyor. Tıpkı satır aralarını okumak gibi uygulanan Yuugen, büyük ve güzel olan resmin içindeki detayları ve küçük güzellikleri görmek anlamına geliyor. Bir bambu dalının güzel görünmesinin nedeninin o dalın üzerinde olan ama ilk bakışta göze çarpmayan gölgeler olduğunu söyleyen Japonlar gizli hazinelerin farklı bakış açılarıyla görülebileceğini söylüyorlar.

İlginizi çekebilir: Kusurlardaki Güzellik: Wabi-Sabi