Geçtiğimiz yılın en popüler konularından biri “Ketojenik” diyetti. Kısaca “Keto” diyeti olarak da adlandırılan bu beslenme tarzının kanserden epilepsiye kadar birçok hastalığı gerilettiği iddia edilmekte. Bu diyet, vücudu doğrudan ketosis evresine geçirmek esasına göre kurgulanıyor. Yani düşük karbonhidratlı beslenerek vücudumuzda stoklanmış yağları ketona çevirmeyi ve onları derhal yakarak kilo kaybı sağlamayı amaçlıyor.

Sağlıklı yaşam tarzını uzun zaman önce benimseyen “elit atlet” ve paleotik beslenmenin öncü isimlerinden yazar Mark Sisson, paleo diyeti sayesinde adeta bir yağ yakma makinesine dönüşebileceğimizi söylüyor. İlk aşamada biraz zor gibi görünse de üç aşamada paleo diyete bedenimizi alıştırmamızın mümkün olduğunu iddia eden Sisson’ın önerilerini sizin için derledik!

Şekeri kesin

Şekeri bırakmak herkesin kendine yapabileceği en büyük iyiliklerin başında gelir diyebiliriz. Eğer sağlıklı yaşamak istiyorsak ondan zaten olabildiğince uzak durmalıyız. Çünkü şeker, Tip 2 diyabet gibi birçok sağlık sorununun temel kaynaklarından biri. Stres hormonlarının fazla salgılanmasına da neden oluyor.

Şeker mutlak bağımlılık yaratır ancak diyetinizden çıkardığınız andan itibaren bağımlılığınız da giderek azalır ve bir süre sonra canınız şeker istemez. Bu sayede zamanla vücudunuzdaki ödem ve iltihaplar da azalır.

Sisson, şekeri bırakmanın çoğu kişi için zor ama imkansız olmadığını söylüyor. Bunun için son derece lezzetli olan Hindistancevizi yağının iyi bir çözüm olabileceğini belirtiyor ve ekliyor: “Canınız şekerli bir şeyler istediğinde Hindistancevizi tüketebilirsiniz. Böylece duyularınız harekete geçerek beyniniz tatlı yemişsiniz gibi uyarılacaktır. Tarçın da aynı etkiyi yapacak kadar güçlü bir seçenektir.”

Tahıllardan kurtulun

Tahıllar eklem ağrısı, kilo artışı, mide ağrısı, gaz ve şişkinlik gibi sorunlara yol açıyor. Diğer taraftan, bağırsaklarınıza geldiği an glikoza dönüşüyor ve kan şekerinizi tıpkı şeker tüketmiş gibi yükseltiyor. Bu nedenle şeker gibi onlardan da uzak durmak gerekiyor.

“Glüten içeren gıdalardan uzak durmaya başladığınız andan itibaren hayatınızda gözle görünür şekilde değişiklikler başlar” diyor Sisson ve şöyle devam ediyor: “Glütenli ve glütensiz yaşamı bizzat deneyimledim. Daha önce parmak uçlarımda uyuşmalar yaşıyordum. Üstelik yılda yedi- sekiz kere üst solunum yolu enfeksiyonu veya soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar geçiriyordum. Glütenli gıdaları ve şekeri bıraktıktan sonra bu rahatsızlıkların hepsi yok oldu.” diyor.

Sisson, en saldırgan tahılların buğday, mısır, arpa ve çavdar olduğunu söylüyor ve zor da olsa sadece 30 gün bu tahıllardan uzak durarak vücudunuzda olan biteni gözlemlemenizi öneriyor. 

Endüstriyel tohum yağlarıyla vedalaşın

Endüstriyel tohum yağları Omega-6’dan yana zengindir ancak zeytinyağı, avokado yağı veya Hindistancevizi yağı gibi doğal yağlar anti-inflamatuar özelliklere sahip olup, üstelik Omega-3’ten yana da güçlüdür. Sağlıklı bir bedende bu yağ asitlerinin dengeli olması çok önemli. Fazla miktarda Omega-6 vücutta sistematik şekilde enflamasyona neden olabilir. Bu ise eklem ağrıları, ödemler, şişlikler şeklinde kendini gösterir.

Sisson’un yağ konusunda da önerileri gayet net. Ketojenik diyette Omega-6 içeren yağlardan uzak durmayı tavsiye eden Sisson, “Soya fasulyesi, mısır, kanola ve süpermarkette bulunan işlenmiş gıdaların çoğuna nüfuz eden tüm yağları bir kenara bırakın. Bunun yerine, ekstra saf avokado yağı, sızma zeytinyağı, Hindistancevizi yağı, tereyağı ya da ghee (sade yağ) tüketin” diyor.

Başarırsanız yağ yakma makinesine dönüşürsünüz!

Sisson, verdiği bu üç tavsiyenin sonuçlarını da şöyle özetliyor: “Eğer şekerden, tahıllardan ve endüstriyel tohum yağlarından uzak durmayı başarırsanız her uzvunuz aynı anda yağ yakmaya başlar. Kandaki glikozda azalma olduğu anda bedeniniz daha etkili şekilde yağ yakmayı dener. Vücudunuz enerji üretmek için stoklarınızı kullanır ve siz de enerji için daha fazla beslenme ihtiyacı hissetmezsiniz. Daha az yiyerek doyar ve daha enerjik olursunuz. Bu yağ yakım sürecine ise sadece 21 günde girmeniz mümkün.”

Hepimizin bedeni kendine özgü, bu yüzden herhangi bir diyete başlamadan önce uzman tavsiyesine başvurmak ve vücudumuzun ihtiyaçlarını en doğru şekilde öğrenmek en iyi yöntem olacaktır.

Konu ile ilgili “daha fazla” bilgiye aşağıdaki yazılardan da ulaşabilirsiniz:

Kaynak: Organic Authority, Dr. Axe