Şefkat, anlamaktan gelen sıcak ve iyi hissettiren bir duygudur. Bunu yer yüzündeki her insan tek bir an için bile olsa yaşamıştır. Tüm kalbiyle karşısındaki canlıya, onu ve içinde bulunduğu durumu anlayarak şefkat duymuştur.

Şefkat hissettiğimizde, bedende özellikle kalp hizasında, göğsün ortasında sıcaklık hissi uyanır. Damarlar genişler ve kan akışı ile nefes rahatlar. Bu anlamda şefkat hissi iyileştiren bir duygudur. 

Bedenle birlikte ilişkilerde ve dünyayı algılama şeklimizde de olumlu gelişmeler yaşanır. Şefkat duygusunu hissettiğimiz gruplara bakarsak sadece yakınlarımıza değil, aslında kendimizden başlayarak dışa doğru yayılan halkalar halinde konumlandığını görürüz. 

Yani şefkat duygusunu geliştirmek ve pratikler yapmak isterseniz pratik yapacağımız kişileri çemberler gibi düşünebilirsiniz. Kendimizden başlayan ve yavaş yavaş diğerlerini de içine alan hayali çemberler gibi… İşte şefkat çemberi ve içerisindeki halkalar!

Kendimiz için öz şefkat (Self-Compassion)

Şefkat çemberinin en içteki ilk halkası öz şefkattir. Dalai Lama der ki: “Kendi içimizde barış yapmadan dışarıyla barışı sağlayamayız.” Evet kendimizi anlamadan, kendi doğamızı kabul edip ona anlayışla yaklaşmadan dışarıdaki barışı sağlamak zordur.

Öz şefkatin daha kolay anlamak için şöyle denir: Sevdiğiniz bir insan zor bir zamandan geçerken size gelse onu nasıl karşılarsınız? İşte kendinize de öyle davranın. Aynı zor bir durum yaşayan sevdiğinize davrandığınız gibi.

Öz şefkat kendine acıma değildir, kabul de değişimi bırakmak değildir. Öz şefkat ve değişim, öz şefkat ve ilerleme kol kola yürüyen arkadaşlar gibi olmalıdır.

İlginizi çekebilir: Öz Şefkat: Kendinizle Bağ Kurabiliyor Musunuz?

Sevdiğimiz insanlar için şefkat (Compassion for Loved Ones)

Şefkatin bir dışardaki çemberine sevdiğimiz insanlar girer. Bu gruptaki kişilere şefkat hissetmek kolaydır. Aramızdaki bağ güçlüdür. Onları anlar, dinler, onlara karşı kalbimizi sıcak tutmakta zorlanmayız. Bazen birbirimizi zorlasak da sevgi üstün gelir ve affedicilik bizi sık sık ziyaret eder.

İlginizi çekebilir: Neden Sevgi ve Bağ Kurma Önemli?

Zor insanlar için şefkat (Compassion for Difficult People)

Hayatımızdaki bu gruptaki insanlara şefkat duymak çoğu zaman güçtür. Bizi zorladıkları, hatta belki zarar verdikleri için kalbimiz genelde bu insanlara karşı katılaşır. Onların çevresinde olmak istemeyiz, mümkünse kaçmaya çalışırız. Hatta bazen kendimizi onlara zarar verme planları içinde bulabiliriz.

Tibet Budizmi der ki: “Herkes her ne yapıyorsa, yaptığı şeyin kendisine mutluluk getireceğini ya da acılarını sona erdireceğini düşünerek yapar. Ve bazen bilmemezlikten, yanlış inançlara, yanlış düşüncelere kapıldıkları için bunları yaparken başkalarına zarar verirler. Bu insanları bir zehrin etkisi altında gibi düşünün. Ya da zihin sağlıklarını kaybettiklerini düşünün. Zehir içmiş ya da zihinsel olarak sağlıksız olan birine nasıl kızabilirsiniz?”

Burada zor insanlara şefkat ile bilge kişi olmanın dengelenmesinden de bahsedelim. Bir kişi bize zarar veriyorsa onun yanında durmaya devam etmeniz gerekmez. Eğer mantıklı olan bu kişiden uzaklaşmak ise ve imkanlar el veriyorsa yapılması gereken gitmektir. Ancak halen, uzak dururken bile içimizde bu kişiye karşı kin ve nefret duyguları beslemeyerek şefkat pratiği yapabiliriz. Hatta bir adım daha atarak doğru bilgeliği bulması, yanlış inançlarından kurtulması, huzuru bulabilmesi için dua edilebilir.

Yabancılar için şefkat (Compassion for Strangers)

Kendimiz, sevdiklerimiz ve zor insanlar ile içten dışa şefkat çemberini genişlettik. Şimdi bu çemberin içine yabancıları da dahil etmekten bahsedelim. Genelde yabancılar karşı daha nötr oluruz. Onların başına gelen iyi ya da kötü şeylerle ilgilenmeyiz. Onlara karşı sıcak ya da rahatsız eden duygular pek hissetmeyiz.

Oysa yabancılar da aynı bizim gibi, sevdiğimiz insanlar gibi mutlu olmak, dertlerden uzak yaşamak ister. Aynı bizim gibi onların da sevdiği insanlar, onları sevenler, onlardan belki hoşlanmayan insanlar vardır. Aynı bizim gibi onlar da hayatta zorlanırlar.

Yabancılara karşı şefkat pratiği yapmak isterseniz gün içinde gördüğünüz 3 yabancı kişiye içinizden iyi dileklerde bulunabilirsiniz. “Sağlıklı olmanı diliyorum, dertlerden uzak yaşamanı diliyorum, güvende olmanı diliyorum, mutlu olmanı diliyorum.” gibi. Bu pratik yabancılarla aramızdaki hayali ayrımı yavaş yavaş yumuşatacaktır.

Evrensel şefkat (Universal Compassion)

Şefkat çemberinin en geniş ve sonuncu halkası Evrensel şefkattir. Dalai Lama der ki: “Her sabah uyandığında kendine şunları söylemeyi unutma: Bugün de uyandığım için şanslıyım, kıymetli bir hayatım var ve bunu boşa harcamayacağım, tüm enerjimi kendimi geliştirmek, kalbimle başkalarına da ulaşmak, herkesin iyiliğini sağlayacak şekilde aydınlanmak için kullanacağım. Başkalarına karşı iyi niyetli olacağım, başkalarına sinirlenmeyeceğim veya onlar hakkında kötü düşünmeyeceğim.”

Evrensel şefkat kalbimizle başkalarına da ulaşmaktır. Evrene, yaşama ve onu paylaştığımız tüm canlılara olan borcumuzdur bu. Dünyada yaşayan 7 milyar insan aynı bizim gibi mutlu olmak ve dertlerden uzak yaşamak ister.

Onları tanımasak da başka kültürlerde yaşasak da ten rengimiz, dilimiz, cinsiyetlerimiz farklı olsa da en temelde onlar da bizim istediklerimizi ister. Evrensel şefkat, diğerlerinin çıkarlarını kendi çıkarlarımız kadar gözetmektir. Bunun ilk adımı zarar vermemek, ikinci adımı ise mümkünse fayda sağlamaktır.

Yine Evrensel şefkat pratiği yapmak isterseniz sizde olanı onlarla paylaşarak başlayabilirsiniz. Tanımadığınız insanlara, başka kıtalarda da olsa belki ufak bağışlar yapmak. Ya da gözlerinizi kapatıp, dünyada yaşayan tüm insanları ve hatta canlıların hepsini hayal edip onlar için iyi dileklerde bulunmak: “Sağlıklı olmanızı diliyorum, dertlerden uzak yaşamanızı diliyorum, güvende olmanızı diliyorum, mutlu olmanızı diliyorum.”

İlginizi çekebilir: Şefkat Duygusunun İyileştirici Gücü