Sürdürülebilirlik günümüzün en popüler kavramlardan biri. Ancak insanlarda zor başarılacak bir hedef algısı yaratıyor. Basit haliyle sürdürülebilirliği; gelecek nesillerin kaynaklarından çalmadan, ihtiyaçlarımızı doğal kaynaklardan sağlayabilmek ve sürekli olarak kalkınmaya devam etmek olarak açıklayabiliriz. Bu konuda acil olarak yoğunlaşmamız gereken noktalardan birisi de “suda sürdürülebilirlik” konusu!

Sonsuz bir kaynak gibi görünse de su, için “çağımızın elması” yorumu yapılıyor. En çok su tüketen tekstil, petrol ve taşımacılık gibi sektörlerin etkisine oranla, bireysel olarak fark yaratabilmek çok zor. Ancak bilinçlenmek ve alışkanlıklarımızı değiştirmek kesinlikle bunun başlangıcı.

Gıda ve giysi gibi temel tüketim ürünlerinde yerel markaları tercih etmek, özellikle moda sektöründe hızlı tüketimden uzaklaşmak, mümkünse toplu taşıma araçlarını, bisiklet veya elektrikli araç kullanmak bunlardan en çok konuşulanları. Bunların dışında bireysel olarak en çok su kullandığımız alan ise evimiz.

Ülkeden ülkeye değişmekle beraber, bir evde, bir günde, bir kişi ortalama 200 litre su harcıyor ve bu rakama su ayak izimiz dahil değil! Evlerimizde su tüketimini azaltmak için yapılabileceklerin zaten uygulandığını varsayarak (!), artık yeni teknolojilerle suda sürdürülebilirlik ile tanışma ve adapte olma zamanı diyebiliriz! 

İlginizi çekebilir: Su Kaynaklarını Korumak İçin Yapabileceklerimiz

Suda sürdürülebilirlik için “gri su” geri dönüşümü

Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, tuvalet (sifon), duş/ diş fırçalama/ el yıkama, ev temizliği, mutfak (gıda yıkama/hazırlama), bahçe sulama, balkon yıkama rutin olarak su harcadığımız yerler. İşte bu gibi amaçlarla kullanılarak belirli oranda kirlenmiş ancak geri dönüştürebilir suya “gri su” deniyor. Gri suyu tekrar kullanılabilir hale getiren teknolojilerle evinizde yüzde 40 ila 80 arası su ve para tasarrufu sağlamak mümkün!

Normal koşullarda bu sular ya atik su arıtma tesisinde arıtıldıktan sonra ya da maalesef direk nehir veya denizlere karışıyor. Gri su arıtma sistemi ile belirlenen atık sular arıtılıp belirli alanlarda tekrar kullanılıyor. Örneğin sadece çamaşır ve bulaşık makinesinden çıkan suyu bu sistemle toplayıp tekrar tuvaletlerdeki sifonlara yönlendirmek mümkün.

Arıtma, büyük tesislerde değil binalarda ya da müstakil evlerde kurulabiliyor. Tekrar kullanabileceğiniz alanlar arıtılma yöntemine göre değişebiliyor ve bu alanlara içme suyu dahil değil. Bu sayede sadece belirli bir miktar suyu sürekli sistemde çevirerek aynı miktarda suyu uzun sure boyunca kullanabiliyorsunuz.

Başka bir kaynaktan geri dönüşüm: Yağmur suyu

Bir başka geri dönüştürülebilir kaynak ise yağmur suyu! Gri suya ek olarak, yağmur suyu toplama ve arıtma sistemleriyle de benzer uygulamalar uzun yıllardır yapılıyor. Basitçe; yağmur suyu çatılardan veya uygun oluklardan toplanıyor, kullanıcı bazlı ufak arıtma sistemlerde arıtılıyor ve örneğin bahçe sulama suyu olarak geri verilebiliyor. Bu sistemler Türkiye’de mevcut olarak satılıyor ve kullanılabiliyor.

Elbette arıtma teknolojisine göre maliyeti değişiyor, ancak bu gibi sistemlere talebi arttırmak ve bireysel kullanımının yaygın hale getirilmesini sağlamak için bizim de ilgi duymamız gerekiyor. Henüz buna hazır değilseniz, bu değişiklikleri yapmadan da bahçenizde/balkonunuzda yağmur suyunu toplayıp tuvalette kullanabilirsiniz!

İlginizi çekebilir: 25 Litre Belgeseli: Yakın Geleceğin Senaryosu

Gelecekte bizi hangi teknolojiler bekliyor?

Bu uygulamalar size çok yaygın görünmedi mi? Teknolojinin geldiği nokta tuvaletten çıkan suyun içme suyuna dönüşmesini sağlamak! Buna “poop water” deniyor ve su stresi yaşayan ülkelerde en büyük sorunlardan birine çözüm sunuyor.

Farkındayım, poop water’a henüz hazır değiliz! Ancak tüm dünyada yalnızca tüketimin azaltılması değil, daha fazla temiz su kaynağı kullanılmasını engelleyerek gelecekte yaşanılabilecek su streslerinin önüne geçilmeye çalışılıyor. Bir sonraki adım ise kuru (susuz) tuvaletler ki prototipleri fuarlarda yerini aldı bile! 

Endüstride yenilikçi adımlar

Artık sürdürülebilirlik kavramı çoğu büyük şirketin misyonunda yer alıyor. Atık suların yeniden kullanımı, azaltılması gibi uygulamaların her sektörde yaygınlaşması ve normalleşmesi gerekiyor. Modern teknolojilerle atık suyun geri dönüştürülmesi bir yana, “dry factory” yani susuz fabrikalar kuruluyor!

Bu fabrikalarda endüstriyel aşamalardaki suyun tamamı sistem içerisinde döndürülerek doğal kaynakların tüketilmesinin önüne geçiliyor. Bu konuda yenilikçi ve öncü olanların gelecekte fark yaratacağı düşünülüyor.

Gelecek, suya göre şekilleniyor. Su stresi yaşayan ülkelerden biri olarak suda sürdürülebilirlik için hem bireysel hem de toplumsal olarak hızlı bir şekilde adaptasyon sağlamamız gerekiyor. 

İlginizi çekebilir: Doğal Kaynakların Hızla Tükenmesinin 6 Sebebi

Ezgi Demircan Özelçağlayan kimdir?

ODTÜ Kimya bölümünden 2011 yılında mezun oldu. Organik Kimya dalında yüksek lisans ve bu süre zarfında araştırma görevliliği yaptı. 2018 yılında Kanada’da University of Waterloo, Çevre Mühendisliği bölümünde doktoraya başladı. Aynı zamanda University of Waterloo, Water Institue, Collabrative Water Programı’nı tamamladı. Disiplinlerarası olan bu programda suyun ekonomiden psikolojiye, toplum sağlığından mülteci politikalarına kadar her alanda etkili bir değer olduğunun farkına varması ile birlikte sonra su sorunları ile ilgili öğrendiklerini ve bu konuyla ilgili yapabileceklerini “ezgicandemircan” isimli Instagram sosyal medya hesabından paylaşmaya başladı.