Cass Elliot’ın çok güzel bir şarkısı var, şarkının ismi “Make Your Own Kind of Music.

Sözlerinin içinde şöyle diyor:  “Make your own kind of music, sing your own special song” (Kendi müziğini yap, kendine has şarkıyı söyle) 

Kültürümüz ve ailemiz bize bir yol tarif ediyor. Bu yolda ilerlerken de bize bir ritim ve melodi veriyor. Başarının, hayat amacımızın, hangi aşamalardan geçerek yaşlanacağımızın yolu onların ritmi ve melodileriyle belirleniyor.

Okulu bitirirsin, biraz eğlenir sonra evlenirsin; çoluk çoluk, iş güç derken emekli olur sonra hastalanır ölürsün. Biz de çoğu zaman bunu fark etmeden onların bizim için seçtiği yoldan, onların bize koyduğu sınırlar doğrultusunda müziği sevmeye sevmeye ilerliyoruz.

Türkü sevmesen de evde çalıyor diye dinler ve ister istemez alışırsın ya, işte öyle. Çünkü bugün bu müziği dinlemekten hoşlanmasak da ilerde belki terfi alınca hoşlanacağız. Evlilik fikri bize uzak olsa dahi belki çocuk olunca bu fikrimizden cayacağız. Gelecekte hep bir rüşvet hep bir göz boyama var.

Dharma nedir?

Hayatı anlamlı kılmak, dünyaya ve başkalarına faydalı ve erdemli bir yaşam sürmek demek dharma. Dharma, manevi bir kavram. İnsanın dünyaya gelme sebebini hatırlaması. Kendini hatırlama, maneviyat yoluna girerek bilincini yükseltme ve potansiyeline varma adına attığı her adım, o kişinin dharmasıdır.

Gerekirse önündeki tüm bilinçaltı engellerden kurtulup, sana dikilen elbiseyi yırtıp; toplumun, kültürün, anne ve babanın değil, evrenin sana biçtiği yolu hatırlamak ve o yoldan yürümektir. Günümüzde pek çok kişinin yaptığı işleri bırakıp onlara dar gelen elbiseyi atarak kendi hayallerindeki işlerin peşinden koştuğu bir dönemde yaşıyoruz. Başlangıçta bu adımları atmak, kalıpları kırmak ve işin en zor bölümü olan kendi içindeki seslerle mücadele etmek zor olsa da vazgeçmeden devam ettiğinizde yolun devamında neşeli iç halleri, özgürlük duygusu ve en sonunda da başarmışlığın getirdiği iç huzuru var.

Bu konuda benim aklıma gelen isimlerden biri de şu anda okuduğunuz sayfanın kurucusu Ceren Ceylan Ertaç. Onunla yıllar sonra tekrar yoga kursunda buluştuğumuzda, bana kendi girişimini hayata geçirmek için plaza hayatını bıraktığından bahsetmişti. Çok sevinmiştim. Çünkü artık kendi şarkısını söylemeye başlayacağını ve bu yolda başarılı olacağını sezmiştim. Aradan sadece bir buçuk sene geçti ve o Live to Bloom’u bugünkü haline getirdi.

Bu yolda başarısız olmak diye bir şey yok. Zorluk olabilir, mücadele olabilir, başlangıçta maddi güçlükler olabilir fakat sonunda başarısızlık olmayacaktır.

Dharmaya yaklaştıran 3 ipucu

Dharma ile hayatınızın anlamının peşinden gitmek istiyor ve bu yolda birkaç pürüzle karşılaşsanız bile onları aşmaya hazır hissediyorsanız sizin için birkaç ipucu:

Çocukluk günlerinizi hatırlayın

Neler yapmayı severdiniz? Neler size büyük mutluluk verirdi? Aslında işaretleri yakaladığınızda çocukluk ve gençlik yıllarımız çok şey anlatıyor. Geçen gün babamla konuşuyorduk. “Biz kendi derdimize düşmüştük senin aslında yazar olman gerektiğini hiç anlayamadık” dedi. “Nasıl yani?” dedim. “On bir yaşındayken Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ kitabını okudun, biz hiçbir şey anlamadık, sen ‘Ne güzel kitap!’ dedin, sonra dosya dosya şiirler yazardın, en iyi dersin edebiyattı.” dedi.

“Vay be!” dedim içimden, gerçekten anlayamamışız. Bu sevdam uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıktı. Aslında ailece bu işaretleri takip etmiş olsak ben belki de yazar olmak istediğimi önceden bilecektim.

Sonra yakınlarımın, dostlarımın dertlerini, ruhlarını, iç dünyalarını dinlemeyi severdim. O zamandan stres yönetimi ve insanların iç alemine olan merakım ortadaymış. Siz de geçmişe dönüp baktığınızda mutlaka bu gibi nitelikleriniz olduğunu fark edeceksiniz.

Sizi mutlu eden şeyleri keşfedin

Sizi yaparken en çok mutlu eden şey ne? Hepimizin hobileri var. Spor yapmak, resim, müzik, meditasyon, yemek yapmak, dans etmek, hayal kurmak, yaratmak, makyaj yapmak, moda, komiklik yapmak, fikir üretmek, senaryo yazmak, film çekmek…

Eşim son günlerde doğuştan yeteneği olan “film çekme” işine adım attı ve oldukça profesyonel içeriklere sahip bir youtube kanalının açılışını yaptı. Teknolojinin bize verdiği imkanlarla pek çok şey artık daha ulaşılabilir. Sizi yaparken neşelendiren şey ne?

Engel olarak kabul ettiğiniz faktörleri gözden geçirin

Önünüzdeki engeller neler? Bazen önümüzdeki engeller bilinçaltımızdan gelen kilitli inançlarımız ve bizi sabote eden iç sesimiz oluyor:

“Herkes yapar ama ben yapamam.”

“Ben o kadar da mutlu olmayı hak etmiyorum.”

“Eğlenirken para kazanılmaz.”

“Uğraşamam şimdi.”

“Hayal kurmayı bırak, gerçekçi ol.” gibi gibi gibi…

Engelleri kaldırmak ve yaşama sıkı sıkı tutunmak için, yaşam enerjinizi yükseltmelisiniz. Yoga, nefes, meditasyon ve öz bilgi yoluyla kendi önünüzden çekilmeniz kolaylaşır. Zihniniz berraklaşır ve sinir sisteminde biriken olumsuz duygular bünyeden atılır. Bilinçaltı boşalır. Tüm bunlar da tabii ki yaşam amacınıza bir adım daha yaklaşmanıza yardımcı olur.

Peki kendi önünüzden çekilme şansınız olsaydı, ne yapardınız? Çünkü bu şansınız var!

İlginizi çekebilir!