Günümüz dünyasında çoğumuzun kilolarıyla, bedeniyle arasında bir sorun olduğu gerçek. Diyetisyenlerin kapılarını aşındırsak da, çoğu zaman istediğimiz sonuçları elde edemiyor, sıklıkla kilo alıp veriyoruz. Çünkü konu sadece yiyip içtiklerimiz değil; sofrada aynı zamanda ruhumuzu da beslenmemiz gerektiği.

Biz çoğu zaman aceleyle yürürken, telefonla konuşurken, toplantılar esnasında midemize bir şey girsin diye yemek yiyoruz. Akşam yemeklerinde ise -her ne kadar yemeğin tadını çıkardığımızı düşünsek de-, aslında sohbet muhabbet eşliğinde bir şeyler yutuyoruz.

Yemeklerimizi, lokmalarımızın tadını, kokusunu, rayihasını fark ederek, adeta bir ritüel gerçekleştirircesine yemiyoruz. Hatta bir lokmayı üç beş kereden fazla çiğnemiyoruz bile!

Art of Living kurslarında üzüm yeme ritüeli vardır. Bu ritüelden sonra, birçok kişi daha önce hiç üzüm yememiş olduğunu fark ettiğini dile getirir.

Bu uygulama hem kilolara veda etmenize, hem yediğiniz her lokmadan daha çok keyif almanıza, hem de yiyeceklerin vücudunuza yararının daha artmasına yol açacaktır.

Farkındalıkla yemek alışkanlığına çoğumuz sahip değiliz. Eğer farkındalıkla yemek yemeği deneyimlemek isterseniz, başlangıç için birkaç küçük tüyo verebilirim.

Yediklerinizi neden ve nasıl yediğinizi gözlemleyin.

Bazen aceleyle yemek yiyor, sonrasında uyku hali veya şişkinlik hissediyoruz. Bir çok kereler ayaküstü bir şeyler atıştırıyoruz ya da öğünleri geçiştiriyoruz. Kendimizi uzun süre aç bırakıyor, sonra birden yemeğe saldırarak kan şekerimizi fırlatıyoruz. Bu haller size de tanıdık geliyor mu? 

Hangi duygularla yediğinizi ve yedikten sonra ne hissettiğinizi saptayın.

Çoğu zaman aç olduğumuz için değil, duygusallaştığımız için yiyoruz. Yerken kilo alma korkusu yaşıyor ya da bir anlık boşluktan istifade yarım kilo dondurmayı yemiş bulunuyoruz. Üzüntü ya da kaygı, duygusal yeme sebebimiz her neyse bulup çıkarmalı, o duygularla yüzleşmeliyiz. Bu emek isteyen uzun bir süreç, ancak kilo alıp vermeye ve yeme sorunlarına bir son vermenin en etkin yolu.

Beslenme ve yaşam alışkanlıklarınızın üzerindeki etkenleri tanımlayın.

Belki geçmişten, ailenizden öğrendiklerinizden bugününüze taşıdığınız yanlış alışkanlıklar, belki yaşam biçiminiz, belki de birlikte yaşadığınız kişiler sağlıklı bir beslenme ve yaşam biçimi oturtmak üzere önünüzde engel teşkil ediyorlar. Size engel olan ögeleri tanımladığınızda bu konuda harekete geçmeniz de kolaylaşacaktır. 

Başlangıç için sadece bir öğününüzü bilinçli olarak, farkındalıkla yemeğe ayırın.

Yemek için kendinize hoş bir atmosfer yaratın. Ritminizi yavaşlatın. Eş, dost, arkadaş, sohbeti bırakın, telefonunuzu bir kenara koyun ve sessizlik içinde sadece yemek yiyin. Her lokmanın farkına varın. En az 20-30 kez çiğneyin. Yiyeceklerinizi çok çiğnediğinizde yemeğin ardından şişkinlik hissetmezsiniz.

Duygusal Yeme Nedir? Nasıl Baş Edilir?

Bilinçli beslenmeye önem veren dostlar edinin.

Ya da evinizdekileri bu yola girmeye ikna edin. En azından öğünlerinizden birini “sağlıklı öğün” haline getirin. (Kadim öğretilerde, tam tahıllar, baklagiller, koyu yeşillikler, çiğ kuruyemişler, mevsim sebze ve meyvelerinin sağlıklı beslenmenin ana hatlarını oluşturduğunun altı çizilir.)

16 Sağlıklı Beslenme Tüyosu

Vücudunuzu doğru yiyeceklerle beslediğiniz gibi, zihninizi meditasyonla, ruhunuzu sanatla besleyin.

İnsan beden-zihin-ruh üçlüsünden oluşuyor. Biz sadece bedenden ibaret olmadığımız için, beslenme de bütünsel bir konu. Aynı zamanda zihni boşaltarak ve ruhu arındırarak beslemeyi de unutmamak gerekiyor.

Makrobiyotik Beslenme: Sağlığınızı ve Kilonuzu Koruyun

Öğünlerinizin hem göz zevkinize, hem tat, hem de koku alma duyularınıza hitap etmesine, aynı zamanda da sindiriminin kolay olmasına önem verin.

Eğer yedikleriniz tüm duyularınıza hitap ederse, sofradan kalktığınız zaman kendinizi tam anlamıyla tatmin olmuş hissedersiniz. Sindirimi kolay ve kan şekerini bir anda yükseltmeyen (glisemik endeksi düşük) yiyecekler ise yedikten sonra yorgun veya uykulu hissetmenizi engelleyecektir.

İnsülin Direnci Korkulu Rüyanız Olmasın!

Kötü beslenme alışkanlıklarının sadece sizin bedeniniz ve zihniniz üzerinde değil, aynı zamanda gezegen üzerinde de olumsuz etkileri olduğunu unutmayın.

Son araştırmalara göre, çevre üzerindeki baskıyı azaltmanın en etkin yollarından biri daha az et tüketmek ve daha fazla bitki bazlı beslenmek. Halihazırda tıp da bu verileri desteklerken, sezon sebze ve meyveleriyle dolu sofralar kurduğunuz, sağlık dolu bir hafta diliyorum!

Neden Veganizm?

Not: Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, Thich Nhat Hanh ve Dr. Lilian Cheung’un kaleme aldığı “Tadını Çıkar” isimli kitabı öneririm.