Resmi sayılara göre 300 milyonumuz depresyonda; buna bir de gizli depresyon, isteksizlik, tükenmişlik sendromu, kaygı bozukluğu ve diğer psikolojik sıkıntıları da eklersek bu rakamın çok daha yüksek olduğu bir gerçek. Hayatı ve kendimizi ne kadar ciddiye aldığımızı fark ediyor musunuz? İşte size gülmenin faydaları!

Araştırmalara göre, bir bebek günde 300 kere gülüyor. Bir yetişkin ise ortalama 30 kere. O da şanslı bir günse!

Ünlü komedyen JP Sears, gülmek hakkında şöyle diyor: “Kendi uydurduğum bilimsel bir araştırmaya göre, kendinize gülmezseniz, henüz ölmeden sizi can sıkıntısının öldürdüğü kanıtlanmış olur.”

Zihinlerimiz dolu. Kaygı ve korkularımız var. Pişmanlıklar, üzüntü, içsel git-gellerimiz var. Güldüğümüz anlarda ise bu anların geçiciliği bizi ürkütüyor. İhtiyacımızın bize ulaşmayacağından, güvende hissetmemekten, kahkahamızı kaybetmekten çekiniyoruz. Yani gülerken dahi içimizde soru işaretleri belirebiliyor.

Üstelik, rahat olmaya karşı bizim bir de kültürel koşullanmışlığımız var. En ufak bir şımarıklık anında çimdirilerek disipline edilmiş bir toplumuz. Çok gülersek çok ağlarız gibi söylemlerimiz var…

İlginizi çekebilir: Yaşamını İyileştir: Günlük Rutinde Unuttuğumuz 6 Eylem

Örneğin babam, gülmek konusunda tedirginliği olan insanlardan…

Ancak biz ailece gülmeye meraklıyız. Ne zaman ki biraz gevşedik, kahkahalarla bir şeylere gülüyoruz babam hemen kafasında dönen, olabilecek en kötü senaryoları devreye sokarak keyfimizi kaçırmak yönünde hamle yapar. “Bu sene kış çok soğuk geçecekmiş. Doğalgaz masraflarına hazır olun.” “Amerika ile Rusya gergin, her an savaş çıkabilir.” “Ekonomi berbat, her an paralarınıza el konabilir” ve benzeri…

Eskiden başarılı olurdu. Fakat artık ailece hepimiz o kadar çok yoga ve meditasyon yapıyoruz ki babamın zihinsel döngülerini yakalıyor, onu da aramıza almak yönünde güç uyguluyoruz. Bir gün babama “Çok gülersen ölecekmiş gibi hissediyorsun, öyle değil mi?” diye sordum. “Evet.” dedi. Bilinçaltınız buna inanmışsa çok gülmek tehlikeli dahi olabilir. 

En son ne zaman kahkahalarla güldünüz?

Anthony Mc Carten, “Theory of Everything” (Her Şeyin Teorisi) filminin senaryo yazarı. Bir gazeteci ve yazar da aynı zamanda. Almanya’da yaptığı bir TED konuşmasında ciddiyetin tehlikeli olduğundan bahsediyor. Hatta sadece kendimiz için değil, toplum için de tehlikeli olduğundan… Ve ekliyor: “Ciddiyet, dar görüşlü düşünceye, katı ideolojilere, zorbalığa ve kısır bir bakış açısına sebep oluyor.” Öte yandan Mc Carten’a göre, mizah ise zihni açmayı ve yeni düşüncelere olanak vermeyi sağlıyor. Anlayış, empati ve affetmeye kapı açıyor. 

Kahkaha atmak, ilaç yerine dahi geçiyor! Norman Cousins, “Anatomy of An Illness” (Bir Hastalığın Anatomisi) kitabında kahkaha yoluyla nasıl iyileştiğini anlatıyor. Hastalıkların iyileşmesinde en önemli etkenin moral olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece moral değil, güçlü bir mizah anlayışı da bizi iyileştiriyor aynı zamanda! 

İlginizi çekebilir: Gülümsemenin Gücü: Daima Gülümsemeniz İçin 5 Neden

Gülmek, bağışıklık sistemini de güçlendiriyor

45 ila 90 saniye kadar güldüğümüz zaman vücudumuz serotonin (mutlululuk hormonu) salgılamaya başlıyor. Üstelik neye güldüğümüzün dahi önemi yok. Kahkaha atınca vücut refleks olarak mutluluk hormonu salgılamaya başlıyor.

Güldüğümüz zaman sinir sistemimiz güçleniyor ve damarlarımız gevşiyor, kan akışı yüzde 50 oranında artıyor. Kahkaha yogası, son zamanlarda depresyon ve anksiyete tedavilerinde de kullanılıyor.  

Dalai Lama’nın da dediği gibi, “Bu dünyanın daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Aksine dünyanın acilen ve her türden barışçı, iyileştirici, onarıcı, öykücü ve sevgi dolu insanlara ihtiyacı var.” 

Toplum olarak biraz gevşememiz gerektiği bir gerçek. Kendinize gevşemek, rahatlamak, dinlenmek, iyileşmek, gülmek için izin verdiğiniz, fazla ciddiye aldığınız konuların altını çizdiğiniz ve bırakmanız gerekeni bıraktığınız, dünyayı gülümsemenizden mahrum bırakmadığınız bir hafta olsun! 

İlginizi çekebilir: Zihinsel Sağlığımız Ne Kadar İyi?