YAZAN: Arzu Özev

Monofobi, yani yalnızlık korkusu, çağımızın yaygın psikolojik sıkıntılarından bir tanesi. Monofobi, aynı zamanda otofobi, isolofobi veya eremofobi isimleriyle de anılır. Bu korkuya sahip insanlar, derecesine göre korkuları tetiklendiği zaman endişeye kapılır, panik atak veya anksiyete krizine girebilirler. Bu korkuyu, fiziksel olarak yalnız olmaktan ziyade, hissi olarak yalnız olmak ya da kalmaktan korkmak olarak da tanımlayabiliriz.


Yalnızlık korkusu kendini nasıl gösteriyor?

Glamour dergisinde monofobi üzerine yayınlanan bir yazıda belirtildiği üzere 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kadınların %42’si kanserden korktuklarından daha fazla yalnızlıktan korkuyormuş.

Eğer sağlıklı gitmeyen, size zarar veren toksik bir ilişkiniz var ve bir süredir ayrılamıyorsanız bunun sebebi yalnızlık korkunuz olabilir. Sessizlikten rahatsız oluyorsanız, sevmediğiniz insanlarla sadece yalnız kalmamak için vakit geçiriyorsanız, eve gelir gelmez televizyonu açıyorsanız, ajandanız tıkabasa doluysa, konu monofobi olabilir.

Yalnızlık korkusu nasıl oluştu?

Bilimsel araştırmaların sonuçları kronik yalnızlığın, günde 15 sigara içmekle eşdeğer olduğunu gösteriyor. Peki, neden? İnsan, sosyal bir varlık. Hatta ‘insan insanın ilacı’ diye bir söz var. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığımız için birbirimize ihtiyacımızın olduğu su götürmez bir gerçek. Eski dönemlerde kabile hayatı, topluluk içinde yaşam, korunma hissini de beraberinde getiriyordu. Modern hayatta ise topluluk hayatına göre daha yalnız olduğumuz da ortada.

Kalabalıklar içinde yalnızlık hissi pek çoğumuzda mevcut. Çalıştığımız iş yerinde, arkadaşlarımız arasında, hatta romantik ilişkilerimizde dahi kendimizi zaman zaman yapayalnız hissedebiliyoruz. Çoğu zaman kendimize bile yabancılaşabiliyoruz. Bu şartlar altında, yaşadığımız çağda, bu tür bir korkunun gelişmiş olması tesadüf olamaz.

Kendimizle ve doğayla aramızdaki bağların kopmuş olması, betonlar arasında kurduğumuz hayatlar, yeterince oksijen alamamak, zayıf sosyal iletişim, sebepler arasında sayılabilecek sadece birkaç başlık. Son zamanlarda izlediğim, Leonardo di Caprio ve Jennifer Lawrence’ın başrollerini paylaştığı “Don’t Look Up” adlı filmde, insanların sadece kendi çıkarlarını düşündüğü duyarsız bir sistemin parçası olarak dünyayı göz göre göre yok etme çabamız çok güzel işlenmiş.

Doğamıza aykırı, bizi günden güne yalnızlığa iten bir düzen kurduysak da, Mevlana’nın dediği gibi, “Acımız, ışığı doğuracağımız yer.” olabilir. Yani yalnızlık korkumuz, üzerine gidip, iyileşme yoluna girmemiz halinde, bilincimizi ve kalplerimizi asla yalnız olmadığımız ve olmayacağımız bilgisine açabilir.

Yalnızlık korkusu nasıl aşılabilir?

Düzenli meditasyon yapın

Düzenli meditasyon pratikleri belki en başlarda değil ama bir süre sonra doğayla, kendi doğanızla, ve tüm evrenle bağ kurmanızı, kendi gerçeğinize uyanmanızı sağlar. Bu anlayışla birlikte, bu koskaca evrende yapayalnız olmadığınız bilincini geliştirirsiniz.

İnançlarınızı fark edin

İçinizdeki sesler ne söylüyor? Hiç kimse seni sevmeyecek. Yapayalnız kalacaksın. Yalnızlık içinde öleceksin. Bu seslere meydan okuyun: Gerçekten hiç sevilmeyecek ve yapayalnız kalacak, yalnızlık içinde ölecek misiniz? Farkındalık halinde bu inançları ve sisteminize korku salan bu düşünceleri dönüştürebilirsiniz.

Siz korkunuzdan ötedesiniz

İç farkındalığınız sayesinde korkunuzla yüzleşebilir, yıkıcı olmaktan ziyade yapıcı yöntemler geliştirebilirsiniz: Yardım projelerine dahil olabilir, derin dostluklar kurabilir, ilişkilerinizde sevgi paydasını arttırabilir, doğayla ve hayvanlarla daha sıkı bağlar kurabilirsiniz.

Öz şefkat pratikleri yapın 

Kendinizi, tıpkı bir dostu ziyaret eder gibi düzenli olarak ziyaret etmek, kendi kaynağınıza daha yakından bağlanmanıza yardımcı olur. İç sesinizi daha yakından duydukça, kendinize anlayış ve şefkatle yaklaştıkça korkunuzun azalmaya başladığını ve aidiyet duygunuzun arttığını hissedeceksiniz.

Yardım alın

Manevi çalışmalara katılın, uzmanlarla çalışın. Örneğin; Bilişsel Davranışçı Terapi, anksiyete ile başa çıkmak konusunda sunduğu pratik tekniklerle fobilerle başa çıkmak söz konusu olduğunda en etkili tedavilerden biri. Maruz Bırakma Terapisi ise ikinci bir yöntem olarak korkuyla güvenli ve kontrollü bir şekilde karşılaşma tekniği sunuyor.

Kendinizden daha fazlasını bekleyin

Bir sonraki versiyonunu yaratabilmek insanın en üstün niteliklerinden biri bana sorarsanız. Bu korkuyu aştığınız zaman kim olacağınızı hayal edin. Bir sonraki versiyonunuz nasıl davranıyor, konuşuyor, neleri farklı yapıyor? Kendini aşmak zihinde başlar. Zihinsel pratikle adım adım özgürlüğünüzü elinize alabilirsiniz. Bırakın yapayalnız kalmayı, çok geniş ve sevgi dolu bir aileye dahi sahip olmanız mümkün.



Arzu Özev

1983 yılında İstanbul’da doğan Arzu, Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra University of Massachusetts Amherst’te psikoloji okuduğu yıllarda, Sudarshan Kriya nefes tekniği ve yoga öğretisiyle tanıştı. Hindistan başta olmak üzere, Yeni Zelanda, Güney Afrika, ABD ve Almanya’da kişisel gelişim ve yoga konusunda birçok eğitim alarak, sertifikalı eğitmen oldu. Dünya çapında 150...

DAHA FAZLASINI OKU

BLOOM SHOP