YAZAN: ALEYNA TEPE

Yeni annelere ve anne adaylarına onlarca tavsiye verilir, neyi, nasıl yapmaları gerektiği hakkında herkes fikir beyan eder. Yardımcı olmak veya desteklemek amacı ile bile olsa annelere yöneltilen bu yorumlar henüz yeni anne olmuş ya da anne olmaya hazırlananlar için stres faktörü olur. Bu stres yıllar boyu devam ederek annelerin suçluluk duygusu deneyimlemesine sebep olabilir. Çocuk sahibi olmak her ne kadar özel bir deneyim olsa da zorlukları da görmezden gelinemez. Başta kişinin kendi bedeni ile olan ilişkisi etkilenirken, bebeğin doğması ile birlikte artan sorumluluk ve duygusal yan etkiler zorlayıcı deneyimleri de beraberinde getirebilir. Peki gerçekten mükemmel anne olmak mümkün mü? Süreç bütünsel sağlığı koruyarak nasıl yönetilir? Sorularının cevaplarını sizin için araştırdık.


Ebeveyn olma fikri bile kulağa stresli gelebiliyor. Bebek sahibi olmaya karar vermek, hamile kalmak veya ebeveynliğe yeni adım atmak bu stresin daha fazla hissedilmesine sebep olabiliyor. Özellikle anneler için bu süreç çoğu zaman daha stresli oluyor. TIME dergisinde yapılan bir ankete göre yeni anne olmuş kişilerin yüzde 70’i mükemmel anne olma baskısı ile karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor. Toplumsal baskılar, yorumlar ve kişinin kendi inançları anneliğin mükemmel olması gerektiği yanılgısını yaratıyor. Bu yanılgı ise birçok annede suçluluk duygusu olarak kendisini gösteriyor. Temelleri henüz anneliğe yeni adım atılan yıllara uzanan bu suçluluk duygusu hem anneler arasında ve hem de terapide en çok konuşulan konulardan bir tanesi oluyor.

Değişimler

Hiçbir yorum duymadan da yalnızca anne olmak zaten oldukça stresli bir durum olarak kabul ediliyor. Fiziksel değişimin yanında annelik deneyimi beynin çalışma şeklinde de birçok değişikliğe sebep oluyor. Yapılan araştırmalar, yeni annelerin duygu regülasyonu, empati gibi işlevleri yöneten beyin bölgelerinde büyüme olduğunu gösteriyor. Bu değişiklikler, ortalama altı anneden birinin doğum sonrası depresyonu deneyimlemesi ile ilişkilendiriliyor. Yani, yeni anne olmuş kişiler doğal bir şekilde strese, kaygıya ve tetikleyicilere açık hale geliyor. Bu durumu doğum öncesinde ve sonrasında annelerin birtakım eylemlere geçerek kendilerini rahatlatma çabası takip ediyor.

Doğum sonrası annelerin zorlandığı bir diğer konu ise progesteron hormonunun yüksek oranda azalması oluyor. Bu düşük hormonal seviye “bebek bunalımı” olarak isimlendiriliyor. Anneler için oldukça zorlayıcı olan bu durum birçok yeni anne tarafından deneyimlenebiliyor. Bebekle birlikte gelen sorumluluklar, değişikliklere adapte olmak, düzeni kurmak ve yeniliğe alışmak, annelerin enerjisinin düşük olduğu bu dönemde yüksek strese sebep olabiliyor. Sorumlulukların yerine getirilememesi ise annelerde mükemmel olamama, hata yapma, eksik olma düşünceleri ve suçluluk duygusunu açığa çıkarabiliyor. Bu psikolojik zorlanmaya uyku problemleri de eklendiğinde strese karşı dayanıklılık düşüyor.

Beklentiler

Yeni annelerin deneyimlediği değişimlerin yanında çevresel ve kişisel beklentiler de mükemmel anne olma baskısını artırıyor. Kitaplarda yazan bilgiler, tecrübeli kişilerin yorumları ve kişisel inançlar, çocuk yetiştirmenin doğru bir yolu olduğu ve bu yoldan çıkmanın eksikliğe sebep olacağı yanılgısına sebep olabiliyor. Oysa, her çocuğun ve her ebeveynin farklı ihtiyaçları ve mizacı olması genel geçer kuralların aslında herkese uymadığını gösteriyor. Her şeyi doğru, kuralına uygun ve mükemmel yapmaya çalışan anneler bunun mümkün olmadığını kabul etmek yerine kendilerinden şüphe etmeye başlayabiliyor ve suçluluk hissedebiliyorlar.

Annelerin kendilerini sorgulamaları ve her hatada kendilerini suçlamaları yaygındır. Bu hisler kötü olarak algılansa da aslında vicdanlı bir anne olmanın parçasıdır.

Mükemmel anne baskısı ile nasıl başa çıkılır?

Annelik hiçbir zaman kolay bir deneyim olmamıştı belki de, fakat son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle baskıların artması bu durumu daha da zor bir hale getirdi. Bilginin, inançların, yorumların, doğru ve yanlışların arttığı bu dönemde mükemmel anne olma baskısı da aynı oranda arttı. Yapılan bir araştırmaya göre, 30 yaşın altındaki yeni annelerin yüzde 82’si ara sıra, yüzde 43’ü ise sık sık veya her zaman yalnız hissettiklerini bildiriyor. Siz de bu annelerden ve yeni anneliği düşündüğünüzden daha zor bulan çok sayıda kadından biriyseniz zihinsel sağlığınızı korumak için bazı ipuçlarından yararlanabilirsiniz.

Liste yapın

Yapılması gereken görevlerin liste yapılarak kağıda aktarılması zihindeki yükü oldukça azaltan bir etkiye sahiptir. Sorumlulukların zihinde durması, devamlı olarak baskıya ve yapılacak şeylerin çokluğundan yakınmaya sebep olabilir. Zihin yanıltıcıdır, birçok işin olması sanki yetersiz zaman olduğu yanılgısına ve hiçbir şeye yetişememe hissine sebep olabilir. Listenizi hazırlarken yaratıcı olabilirsiniz. Listenizi kategorilere bölün, renklendirin, tamamladıkça işaretleyin. Aslında zihninizde olandan daha az zamana ve efora ihtiyacınız olduğunu keşfedeceksiniz.

Yardım isteyin

Öncelikle hiçbir şeyi yalnız yapmak zorunda olmadığınızı fark edin. Yardım istemek, iş bölümü yapmak veya destek almak sizin eksik ya da yetersiz olduğunuz anlamına gelmez. Tam tersi, baskıyı azaltarak ruh halinizi iyi tutmanıza ve çocuğunuzla iletişiminizin daha pozitif olmasına yardımcı olacaktır. Aile bireylerinden, eşinizden, arkadaşlarınızdan ya da anne gruplarından destek almak stresinizin büyük oranda azalmasına yardımcı olacaktır. Çocuğunuzun size ihtiyacı olduğu kadar sosyalleşmeye, farklı kişilerle iletişim kurmaya ve gözlemlemeye de ihtiyacı olduğunu unutmayın. Kendiniz için destek alırken çocuğunuzun da gelişimini destekleyebilirsiniz.

Kendinize iyi bakın

Uçaklarda söylenen “Acil durum maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın.” cümlesini düşünün. Bu cümlenin annelik süreci için de geçerliliğe sahip olduğu söylenebilir. Siz ne kadar iyi olursanız çocuğunuz da o kadar iyi olur. Bunu kendiniz üzerinde bir baskı kurmak yerine kendinize de zaman ayırmanız için bir sebep olarak görün. Yapılan birçok araştırma anne ve çocuk arasında güçlü bir bağ olduğunu, annelerin hissettiği duyguların çocuklar tarafından da hissedildiğini gösteriyor. Siz stresli, mutsuz ya da gergin olduğunuzda çocuğunuz da aynı şekilde gergin ve stresli olur. Bu durum yine sizin stresinizi tetikler ve kendinizi tekrar eden bir döngü içinde bulursunuz. Dolayısıyla önce kendinize iyi bakın, yorulduğunuzda ara verin ve sevdiğiniz şeylere az da olsa zaman ayırın.

Kendi doğrularınızı bulun

Her anne, her aile ve her çocuk birbirinden farklıdır. Gelişim süreci göz önünde bulundurulduğunda her çocuğun benzer bir yoldan gittiği söylenebilir. Fakat bu yolda nasıl ilerlediği, nerelerde durduğu, nerelerde hızlanıp nerelerde yavaşladığı tamamen kişiseldir. Örneğin iki yaş civarında çocukların anneden ayrılmak istemesi ve bu sürecin içine girmeleri genel geçer bir doğrudur. Kimi çocuğun bu süreci huysuzlanarak, kimisinin içine kapanarak ya da daha da bağlanarak geçirmesi ise kişiseldir. Dolayısıyla doğru olanı yapmanın ilk adımı kendinizi ve çocuğunuzu tanımak, öğrenmek ve kendinize en uygun doğruyu bulmaktır.

Anneliği bir iş ya da görev değil, süreç olarak görün. Zaman zaman inişler, zaman zaman çıkışlar olabilir. Her zaman aynı çizgide mükemmel, hatasız, doğru ve yeterli olamayabilirsiniz. Önce kendi kendiniz üzerinde kurduğunuz, sonra da çevrenin sebep olduğu mükemmel anne baskısına aldırmayın. Kendinize zaman ayırın, dinlenin ve ihtiyacınız olduğunda destek almaktan çekinmeyin.



Aleyna Tepe

1997 yılında İstanbul’da doğan Aleyna, lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamladı. Yüksek lisans eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında devam ediyor. Çocukluğundan beri duygu ve düşüncelerini yazarak ifade eden Aleyna, iyi yaşam konseptine duyduğu ilgiyi yazma tutkusuyla birleştirerek Live to Bloom’da editör olarak çalışıyor. Akademik ve deneyimsel olarak kendini...

DAHA FAZLASINI OKU


BLOOM SHOP