Haberleri dinliyorum. Tüm dünyayı bir virüs sardı, dünya depremlerle, yangınlarla sarsılıyor. Arkadaşlarımla konuşuyorum. Herkes hayatın ne kadar pahalı olduğundan, artık insanların birbirini yeteri kadar dinlemediğinden ve görüşememekten bahsediyor.

Kendimi dinlemeye başladığımda verdiğim kararları uygulamadığımı, kendimi hayatın rutin işleyişine teslim ettiğimi fark ediyorum. Sonra sıkılıyorum, sıkılıyorum ve biraz daha mutsuz bir şekilde hayatın beni yaşamasına tanık oluyorum. Bir yerde bir sorun var ben bir şeyden kopuyorum ya da bir şeyi yaşamaktan kopuyorum. Hayat dengesini kaybetmeye başlıyor, ben nerede dünyaya nerede evrene bağlı olduğumu unutuyor, diğer bir deyişle sonlu ile sonsuz arasındaki buluşma noktasını kaçırıyorum.

Bu dengeyi sağlayan, beni hem topraklanarak evrene bağlayan hem de bizim sadece bütünün bir parçası olduğumuzu hatırlatan çakra; taç çakramız.

Taç çakra olumsuz duygularımızı dönüştürmede bize nasıl fayda sağlar?

Ne zaman bu bağlantıda dengesizlik olsa işte tam yukarıda anlattığım gibi sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. Stresli bir ortamda yaşamanın, çocuklukta gelişen ve yaşam boyu güçlenerek bizi yaralayan travmaların bir sonucu olarak tepe çakradaki enerji akışı dengesiz hale geliyor ve biz giderek hem kendimizden hem de evrenden uzaklaşıyoruz. 

Bu kutsal enerji merkezi, aynı zamanda her birimizin taşıdığı kozmik bilincin merkezi. Dengeli çalıştığında yüksek benliğimize ve içsel bilgeliğimize kolayca erişebilir, hayata ve başkalarına olan bağımızı dengeli hale getirebilir, hayatı daha büyük resmi görerek yaşayabilir ve çevremizde yaşananlara rağmen huzur ve bütünlük hissedebiliriz. 

İç benliğimizi şifalandırmak, çevremizde yaşananlara rağmen içsel huzurumuzu korumak için ilk yapmamız gereken taç çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirmektir. Enerji rengi menekşe moru olan taç çakramız bin yapraklı lotus çiçeği ile imgelenir. Çünkü bu çakramızı şifalandırmamızdaki amaç tıpkı lotus çiçeği gibi yaşanan olumsuzluklardan etkilenmeden, karanlık ve çamurlu sulardan arınarak ve köklerden güçlenerek çiçek açabilmek, ışığa ulaşabilmektir.

Reiki ile henüz yolunuz kesişmediyse ve taç çakranızda bir tıkanıklık olduğunu düşünüyorsanız, işte 6 adımda taç çakra tıkanıklığını açmanın yolları!

1. Enerji çalışması

İster oturur ister yatar pozisyonda iki elinizi başınızın tepe noktasına koyun ve evrenden gelen mor bir ışığın başınızın tepesinden girerek tüm bedeninizi şifalandırdığını ve blokajları temizlediğini imgeleyin. Bu sırada bacaklarınızı çapraz (ayak ayak üstüne atarak) konumlandırmayın ki enerji akışı kesilmesin.

2. Meditasyon

Birçok ruhsal ve fiziksel rahatsızlığa şifa olarak meditasyonun önerilmesinin bir nedeni var: Gerçekten işe yarıyor ve yapılan çalışmalar da bunu kanıtlar nitelikte. Meditasyon, tepe çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirmek için en faydalı yöntemlerden bir tanesi.

Meditasyon sayesinde düşüncelerinizi gözlemleyebilecek ve size zarar veren düşünce kalıplarına veda edebileceksiniz. Günde en az 10 dakikanızı lütfen meditasyona ayırın. Kendinizdeki değişimi fark ettikçe inanın çok mutlu olacaksınız.

3. Hayatınızı sadeleştirin

Fazla eşya ve karışıklığın duygusal ve zihinsel sıkıntı yarattığı bilimsel bir gerçek. Minimalist olmanıza gerek yok ama size artık hizmet etmeyen eşyalardan kurtulun. Evinizi, ofisinizi, yaşama alanınızı sadeleştirerek zihninizdeki enerjiyi de serbest bırakabilirsiniz.

4. “Aum” Om mantrasını söyleyin

Evrenin temel sesi olarak kabul edilen Om mantrasını söyleyerek tüm canlılarla, doğayla ve evrenle olan bağlantımızı güçlendirebilir, yaymış olduğumuz titreşim sayesinde zihnimizi de sakinleştirebiliriz.

5. Olumlamalarla güne başlayın

Her gün taç çakranızdaki enerji akışını dengeleyecek ve sizin evrenle bağınızı güçlendirirken dünyaya da köklendirecek olumlamalarla güne başlayın ve gün içerisinde fırsat buldukça tekrarlayın. “Kendimi tamamen kabul ediyorum.”, “Evreni dinliyorum.”, “Sezgilerime güveniyorum.”, “Akışta olmayı seçiyorum.” kullanabileceğiniz olumlamalardan sadece birkaçı.

6. Evrenin gönderdiği mesajların farkına varın

Garip tesadüfler, tekrarlayan sayılar, karşımıza çıkan semboller… Aslında hepsi evrenden bize gelen birer mesaj. Yapmamız gereken tek şey bu mesajların farkına varıp bize ne demek istediğini anlamaya çalışmak. Yolda karşınıza beyaz bir tüy mü çıktı, bilin ki evren tarafından korunuyorsunuz. Alın o tüyü ve saklayın, o tüy sizin şans tüyünüz.

Ve en önemlisi kendinize her zaman hatırlatın; bütünün bir parçasıyız ve aradığımız şifa hepimizin içinde.

İlginizi çekebilir: