Arianna Huffington’ın The Sleep Revolution adlı kitabından!

Kitap okumanın genel sağlık durumumuza olumlu etkileri olduğunu kanıtlayan birçok araştırma mevcut. Okumak empati yeteneğimizi arttırır, stres seviyesini azaltır ve zihinsel performansımızı yükseltir. Kitaplığımızda kalıcı yer edinecek, okurken keyif verecek ve bizi son sayfasına geldiğimizde bambaşka birine dönüştürecek 5 harika kişisel gelişim kitabı sizler için hazırladık!

İyi Hissetmek – Dr. David Burs

Dr. David Burns’un 1980 yılında kaleme aldığı, alanında en iyi kitaplardan biri olarak gösterilen İyi Hissetmek (The Feeling Good) adlı kitap, “okuyarak terapi”nin ilaçla tedaviden çoğu durumda daha etkili olduğunu kanıtlayan birçok araştırma verisiyle birlikte raflarda yerini almıştır.

Kitabın bu denli iddialı olmasının bir diğer göstergesi, depresyon belirtilerine sahip kişilerin yüzde 70’nin kitabı okuduktan sonra başka terapi yöntemi kullanmadan iyileşme göstermeye başlamış olmalarıdır.

Çünkü depresyon, kişilere kendileri de dahil kimse tarafından yıkılamayacağına inandıkları duvarlar olduğunu düşündürmektedir. Dr. Burns de kitabında, sevdiği şeylerden artık zevk almadığını iddia eden kişilerden bu aktiviteleri tekrar yapmalarını istemektedir. Aktiviteleri tekrarlayan kişiler ise hala aynı zevki aldıklarını görerek esas meselenin ilk adımı atmak olduğunu fark etmektelerdir.

Aynı zamanda Dr. Burns, kişilerin duygu durumlarını tanımlayabilmek için 10 kural belirtir. Hisleri anlamlandırmaya çalışarak bazı düşüncelerin sahiplerince çarpıtıldığını anlatmaktadır. Çünkü gerçek düşüncelerimiz değil, yalnızca çarpıtılmış düşüncelerimiz geçerli umutları ve özgüveni bizden çalabilir.

Alışkanlıkların Gücü – Charles Duhigg

Psikolog William James’in söylediği gibi, “Bütün hayatımız iyiliğimiz ve kötülüğümüz için sistematik olarak düzenlenmiş ve bizi karşı konulmaz bir şekilde kaderimize doğru taşıyan bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir”. Duke Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada insanların gösterdikleri davranışların yüzde 40’tan fazlasının kararlardan değil, alışkanlıklardan oluştuğu sonucuna varılmıştır.

New York Times’ın ödüllü muhabiri Charles Duhigg’in kaleme aldığı Alışkanlıkların Gücü (The Power of Habit) kitabı, alışkanlıkların nasıl oluştuğuna, hayatlarımızı nasıl yönettiğine, değişimlerinin mümkün olup olmadığına dair soruları yanıtlamaktadır. Kitap aynı zamanda, alışkanlıkları anladığımız takdirde onları değiştirebileceğimiz düşüncesini de okuyuculara aşılamaktadır.

Charles Duhigg’in derin araştırmaları sonucu ulaştığı alışkanlıklar döngüsünü ve dört kurallı kılavuzu kavradıktan sonra değiştirilmek istenen alışkanlıklardan korkmayıp dönüşüm için adım atma cesaretini gösterme eğilimine giriyorsunuz.

Dinle Küçük Adam – Wilhelm Reich

1948 yılında kitabını kaleme alan Wilhelm Reich, 21. yüzyılın sıradan insanına “küçük adam” diye seslenerek bu küçük adamları sert biçimde eleştiriyor. “Küçük adam” genel olarak çağın tepkisiz insanını ifade etse de özünde Reich kendi hayatında karşılaştığı zorluklardan ve haksızlıklardan yola çıkarak küçük adam metaforunu şekillendiriyor.

Reich, “Küçük adamlar her yerdedir, hepimizin içindedir, üretici değil tüketicidir, sevgisini göstermek konusunda çok cimridir.” diyerek küçük adamların karakterlerini ortaya koymaktadır. 

Wilhelm Reich, sevgiyi temel aldığı felsefesini şu sözlerle açıklar:

“Kızlarımız ve oğullarımızın birbirlerine duydukları sevgiyi kuytu köşelerde, çıkmaz sokaklarda anlatmalarını değil, sevmenin verdiği mutluluğu açık ve rahatça yaşamalarını istiyoruz. Yeni yetişmekte olan kız ve erkek çocukların sevgisini anlayışla karşılayan ve o sevgiyi koruyan aklı başında yürekli ana-babalara saygı duymak istiyoruz. Bu anne ve babalar geleceğin sağlıklı bedenleri, sağlıklı duyumları, sen yirminci yüzyılın zavallı küçük adamının pis yalanlarından hiçbirini aklından geçirmeyen, pisliklerden arınmış kuşağın çekirdeğini oluşturmaktadır.”

Ferrari’sini Satan Bilge – Robin Sharma

Paulo Coelho’nun, “Öğretirken keyif veren büyüleyici bir öykü…’” diyerek bahsettiği bu özel kitap, Robin Sharma’nın yaratmak istediği etkiyi tam anlamıyla ortaya koyuyor. Kitap, gerçek dışı imgelerle düşündürürken ana karakterin yaşamından bazı öğretileri de okuyuculara etkili bir şekilde sunuyor.

Kitap, kariyer, şöhret, para ve kırmızı bir Ferrari sahibi olan başarılı avukat Julian Mantle’ın, bir duruşma esnasında geçirdiği kalp kriziyle birlikte hayatının seyrinin değişmesini konu alıyor. Ardından Julian Mantle, bazı sorularına yanıt almak üzere Hindistan’da yaşayan Sivana bilgeleriyle tanışmak üzere yola çıkıyor. Yolculuk esnasında Yogi Raman adında bir bilgeyle karşılaşıyor ve “bilgeler gibi” yaşama macerası başlıyor.

Yogi Raman, aydınlanmış bir yaşama ulaşmanın 7 erdeminin yer aldığı bir hikaye anlatıyor. Hikayede verilen benzetmeler; insan zihnini kötü düşüncelerden arındırmayı, yaşam içindeki amaçları ve bu amaçları gerçekleştirmeye çalışmanın kişisel tatmin yaratacağını, hedeflere ulaşmada hissedilen gücü, disiplinli yaşamayı, zamanı kontrol etmenin önemini, yardımsever olmak gerektiğini, gelecek kaygısı ve geçmiş üzüntüsü yaşamaksızın şu anı hissetmeyi temsil ediyor.

“Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur, yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Sıkıntılardan güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmen olabilir.”(s.70)

The Sleep Revolution: Transforming Your Life, One Night at a Time – Arianna Huffington

2007 yılında, yine çok çalıştığı bir günün gecesinde medya patroniçesi Arianna Huffington, ofiste düşerek çene kemiğini kırar. Gözünü açtığında her yerin kan gölüne döndüğünü görür. Ancak bu durum, hayatının bir dönüm noktasını başlatır. Çünkü Huffington, artık “başarı” kelimesini yeniden tanımlamaya karar vererek gerçek anlamda bir sağlıklı yaşam evangelisti olmaya başlar.

The Huffington Post’un eski baş editörü ve kurucusu olan Arianna Huffington’un henüz Türkçe’ye çevrilmemiş olan The Sleep Revolution (Uyku Devrimi) kitabında, uyku yoksunluğunun ne denli önemli bir mesele olduğuna, sağlığı, iş performansını, ilişkileri ve mutluluğu derinden etkilediğine dikkat çekiyor.

Huffington’a göre, insanların ihtiyaç duyduğu şey, bir uyku devriminden başka bir şey değil. Uyku ile var olan ilişkimizi yeniden tanımlamalıyız, çünkü uyku yeterince farkında olmasak da tatmin edici bir yaşama açılan en önemli kapılardan biridir.

Huffington kitabında, rüyaların hayatımızdaki rolüne, uyku yoksunluğunun sonuçlarına, uykunun bilimdeki yerine derinlemesine bir keşif sunuyor. Uyku ile ilgili sorunların yaşamsal anlamda etkileri olduğunu; kilo alımı, diyabet, kalp hastalığı, kanser ve Alzheimer gibi sonuçlara yol açabileceğini belirtiyor.

Huffington uykusuzluğun zamanı boşa harcamaya neden olduğunu, sağlıklı karar verme mekanizmasını tehlikeye attığını söylerken uyku hapı endüstrisini de eleştirmekten geri durmuyor. Aynı zamanda, bilim insanlarından uykunun gücünü nasıl kullanılabileceğine ilişkin öneriler de sunuyor. Eğer uykuyla aranız yeteri kadar iyi değilse, vakit kaybetmeden bu kitabı edinin!

İlginizi çekebilir!