Vücudumda yer alan, beni ben yapan en önemli organlarım hangileri? Kalp, beyin, bağırsak mı, yoksa ayaklarım mı? Peki ya size “iyi ya da kötü her ne olursa olsun, aslında bu durumlar organlarımızda değil de daha derinlerde bir yerlerde gerçekleşiyor” desek, ne düşünürsünüz?

Hayattaki yerimiz, karakterimizin bütün zayıf ve güçlü yönleri, hatta hastalıklarımız. Hem bedenimizde hem de ruhumuzda meydana gelen hastalıklarımız. Nerede mi beliriyor? Derinlerde yani çakralarımızda!

Mesela kilo problemiz var bu; kök çakranızın dengesiz çalıştığını gösteriyor olabilir. Özgüven eksikliğiniz, bağımlılıklarınız, migren ya da anksiyeteniz… Çakralarınızın dengeli çalışmaması hem psikolojik hem de fiziksel olarak birçok sorunu ortaya çıkarabilir.

Enerji kaynağı: Kök çakra 

Omurgamızın hemen altında yer alan kök çakramız, adından da anlaşılacağı üzere kök salmakla, hayata tutunmakla ilgilidir. Elementi ateş, rengi kırmızı olan kök çakramızı korkularımız kapatır ve buradaki enerji akışını dengesiz hale getirir. Bu dengesizlik de kilo problemleri, bağışıklık sistemi sorunları, omurga sorunları, kabızlık, aşırı terleme, uykusuzluk ya da psikolojik olarak suçluluk ve öfke duygularını ortaya çıkartır. Kök çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirdiğimizde ise kendine güvenen, hayat ile barışık, maddiyata önem vermeyen ve enerjisi yüksek bir insan oluruz.

İlham kaynağı: Sakral çakra

Göbek deliğimizin iki parmak altında yer alan sakral çakramız dengeli olarak çalıştığında cinselliği rahatça yaşayabilen, zihinsel ve sanatsal yetenekleri gelişmiş, üretken bir insan oluruz. Yaşadıklarımızdan en hızlı etkilenen çakramız olan sakral çakradaki dengesiz enerji akışı; kendini üreme organları, kan ve cinsel hastalıklar olarak gösterir. Utangaç ya da çekingen olan kişilerin genellikle sakral çakraları dengesiz çalışmaktadır. Portakal rengi olan bu çakramızı özellikle suçluluk duygusu gibi olumsuz etkiler yaratır. Yaşamdan haz alabilmek, hayal gücümüzün sınırlarını genişletebilmek için elementi su olan bu çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirmemiz gerekir. 

Enerji merkezi: Solar pleksus çakrası

Göbek deliğinin üç parmak üzerinde yer alan solar pleksus çakramızın rengi sarıdır. Neşeli, kendine saygılı ve iradeli insanların bu çakraları dengeli çalışmaktadır. Aşırı eleştiren, reddedilme korkusu olan, uyumsuz, özgüveni eksik, otoriteye boyun eğen bir insansak, solar pleksus çakramız dengeli çalışmıyor demektir. Fiziksel olarak yaşadığımız alerjiler, mide, bağırsak ve karaciğer sorunlarının sebepleri de bundandır.  Bu çakramız ateş merkezidir, aşağıdan gelen dünyevi enerjiler ile bizi evrene bağlayan diğer üst enerjiler burada bir araya gelerek bize yaşamak için gerekli gücü sağlar.

Sevginin merkezi: Kalp çakrası

Haz ve mutluluk hormonumuzun salgılandığı timus bezinde yer alan kalp çakramız, adından da anlaşılacağı üzere sevgi ve şefkat duygularımızla ilgilidir. Yeşil ya da pembe rengine sahip olan kalp çakramızın geliştiği yaş aralığı 21 – 22 arasıdır. Bir düşünün; bu yaşta yaşanan aşklar neden hep daha tutkulu ve daha ateşli oluyor? Bu sorunun cevabı kalp çakramızda. Hava elementi ile bağlantılı olan kalp çakramızı kapatan duygular keder ve üzüntüdür. Duygusal sorunlar, merhametsizlik, yalnızlık eğilimi, aşırı sevgi besleme, göğüs, akciğer hastalıkları ve sevginin göstergesi dokunmadan kaynaklı deri hastalıkları hep kalp çakramızdaki enerji akışının dengesiz olmasından kaynaklanır.  Bu çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirdiğimizde ise arkadaş canlısı, empati yeteneği yüksel ve şefkatli insanlar oluruz.

İletişimin gücü: Boğaz çakrası

Köprücük kemiğimizin üzerinde yer alan boğaz çakramız kendimizi ifade etme gücümüzü ve iletişim yeteneğimizi simgeler. Mavi renkteki bu çakramızdaki enerji akışını ise yalanlar dengesiz hale getirir. Bu dengesizliği en çok etkileyen de kendimize söylediğimiz yalanlar ya da diğer insanları kırmamak adına içimize attığımız cümlelerdir. Sonrasında bu yalanlar birikir ve bize ses kısıklığı, boğaz enfeksiyonları, astım, tiroid hastalıklarıyla geri döner. Ya da topluluk karşısında konuşamaz, düşüncelerimizi ifade edemez hale geliriz. Eğer boğaz çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirirsek kendimizi doğru ifade etmeye başlar, ikna kabiliyeti yüksek, konuşmayı ve dinlemeyi bilen insanlar oluruz.

Gönül gözümüz: Üçüncü göz çakrası

İki kaşımızın arasında yer alan üçüncü göz çakramız sezgilerimiz, anlama gücümüz ve hafızamız ile ilişkilidir. Lacivert renkteki bu çakramızdaki enerji akışı dengeli olduğunda etrafımızda yaşanan olumsuz olaylardan etkilenmez, yani geçirgen hale geliriz. Sezgilerimiz güçlenir ve duygusal zekamız kuvvetlenir. Yanılgıların kapattığı bu çakramızdaki enerji akışı dengesizleştiğinde öğrenme zorlukları çeker, migren, görme bozuklukları, baş ağrısı, sinirsel hastalıklarla karşı karşıya kalırız. Ayrıca doğduğumuz anda açık olan 3. göz çakramız, yediğimiz toksik besinler ve içtiğimiz klorlu sular nedeniyle de yavaş yavaş kireçlenir. Reiki’nin en önemli amaçlarından biri de bu çakramızdaki kireçlenmeyi temizlemek ve enerji akışını dengeli hale getirip sezgilerimizi güçlendirmektir.

İlahi biliş: Tepe çakrası

Başımızın en tepesinde yer alan tepe çakramız bizi evrene ve evrensel enerjiye bağlayan, Bir’den gelip Bir’e gideceğimizi bize hatırlatan ilahi bilinç çakramızdır. Bu çakramızdaki enerji akışı dengesiz olduğunda tüm hastalıklara açık hale geliriz. Ayrıca depresyon, tükenmişlik sendromu, panik atak, kronik yorgunluk da ortaya çıkması olası rahatsızlıklardır. Dünyevi bağlantıların ve egonun kapattığı tepe çakramızdaki enerji akışını dengeli hale getirdiğimizde ise bilinçaltımıza hakim olur, egomuzdan ve dünyevi bağlantılardan arınır, en önemlisi de evrenden rehberlik alıp her şeyle birlik oluruz.

Endokrin sistemimizi yöneten çakralarımızı dengelemek hormonlarımızı ve en nihayetinde duygularımızı dengeleyeceğinden bedenimiz de hastalıklara karşı güçlü hale gelecektir. Reiki işte tam da bu noktada bize yardım eder. Evrenden aldığımız enerjiyle hem kendi çakralarımızdaki hem de başkalarının çakralarındaki enerji akışını dengeli hale getirebiliriz.

Siz de, Reiki ile şifalanmaya ve auranızı canlandırmaya ne dersiniz?

İlginizi çekebilir!



Hande Özakhun & Aybike McDonough

Uzun yıllardır kurumsal firmaların pazarlama departmanlarında çalışan Hande ve Aybike, “ben ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, ne üretiyorum, varoluş amacım ne” gibi sorulara yanıt ararlarken Reiki, EFT, Mutluluk Kolay ve Mindfulness gibi farklı şifa yöntemleriyle tanıştılar. Uzun yıllar süren eğitimlerden sonra bu öğretilerde uzmanlaşıp eğitmen oldular. Şuan Reiki seansları yapıyor...



BLOOM SHOP