YAZAN: DR. İREM ERGÜN

Düşük tiroid fonksiyonu her 5 kadından birinde ve her 10 erkekten birinde görülmektedir. Çok sık görülen ama yeteri kadar tedavi edilmeyen bir problemdir. Neyse ki Hashimoto tiroidi olarak adlandırılan bu otoimmün tiroid hastalığı fonksiyonel bir yaklaşımla tedavi edilebilir bir hale gelmiştir.


Hashimoto tiroidi nedir?

Hashimoto tiroiditi, tiroid bezinin az çalışmasına sebep olan ve en sık görülen, yaklaşık yüzde 90 oranında, otoimmün tiroid hastalığıdır. Bu, vücudun kendi dokularına karşı otoantikor oluşturması anlamına gelir. Bu nedenle, bu hastalık sadece tiroid bezinin az çalışması olarak değerlendirilmemeli, aynı zamanda otoimmün hastalıklara bakış açısıyla da ele alınmalıdır. Çünkü burada hastalanan organ yani tiroid bezi aslında hastalığın sebebi değil, tam tersine kurbanı durumundadır. Altta yatan sebepler ve aşırı immün reaksiyon devam ettiği sürece, tüm vücudu etkileyen başka otoimmün rahatsızlıklar da ortaya çıkabilecektir.

Hashimoto hastalarında, tiroid hormonları düşmeye ve TSH yükselmeye başlamadan önce, anti-TPO antikoru ve anti-tiroglobülin antikoru yükselmeye başlayabilir. Tiroid bezinin tahribatı arttıkça, hem fonksiyonlar bozulur hem de tiroid bezi küçülmeye başlar.

Dolayısıyla hormon düzeyleri bozulmadan önce, sadece antikorların yüksek olduğu dönemde olan hastalar, tedavi için en elverişli durumdadırlar. Bütünsel yaklaşımda hastanın şikayetleri ve bulguları iyi değerlendirilip, radyoloji, kan testleri ve antikor düzeyleri otoimmün tiroid hastalığı açısından bakılması ile tiroid bezinin iyice fonksiyonunu yitirmeden hastalığın önlenmesi mümkün olabilir. 

Hashimoto hastalığının sebepleri neler olabilir?

sayılabilir.

Bunların arasında asıl vurgu gluten intoleransı, Çölyak hastalığı ve Hashimoto tiroiditi arasındaki olur. Çalışmalar gösteriyor ki, özellikle gluten intoleransı ile otoimmün hastalıklar, birinci sırada Hashimoto ile arasında bağlantı vardır. Burada da altta yatan sebep bağırsak florası değişiklikleri, bağırsakta meydana gelen enflamasyon ve sonucunda gelişen sızdıran bağırsak oluşumu gibi görünmektedir.

Gluten zonulini tetikler, bu da bağırsak duvarının geçirgenliğini bozar. Glutenin beslenmeden çıkarılmasıyla, ciddi iyileşme ve antikorlarda düşüş görülen hastalar ve çalışmalar vardır.

Vitamin ve mineral eksiklikleri ya da fazlalığı da tiroid fonksiyon bozukluklarının altında yatan sebeplerden olabilir. İyot yüksekliği ya da eksikliği, D vitamini eksikliği, selenyum, çinko ve magnezyum düşüklüğü tiroid fonksiyonları için önemlidir.

Toksik çevresel etkenler de üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Özellikle tarım ilaçları, plastikler, antibiyotikler, kozmetikler, ağır metal toksisiteleri ve bunlarla ilgili hasta hikayesinin ve tetkiklerin üzerinde durulmalıdır.

Hashimoto hastalığının bulguları neler olabilir?

  • Yorgunluk, 
  • Kilo vermede güçlük ve kilo alma, 
  • Kabızlık, 
  • Saçlarda dökülme ve incelme, 
  • Üşüme, 
  • Depresyon ve anksiyete, 
  • Eklemlerde şişlik ve ağrı, 
  • Ödem, 
  • Adet düzensizliği, 
  • Cinsel istekte azalma ve
  • Zaman içinde bağışıklık sisteminin zayıflaması

sayılabilir.

Tedavi nasıl olmalıdır? 

Mutlaka altta yatan sebeplere ve tetikleyen faktörlere yönelik tedaviler olmalıdır. Hashimoto artık tedavi edilemeyen bir hastalık olarak görülmemektedir. Hashimoto hastalığının tedavisinde ilk ele alınması gereken unsur, immün sistem dengesini bozan sebepleri tespit etmek, bunlara yönelik düzenlemeleri yapmak ve oto immün aktivasyonunu söndürmek olmalıdır. Bağışıklık sisteminin büyük bir kısmının bağırsaklar ve sindirim sisteminde yerleşmiş olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, önce bağırsaklar tedavi edilmelidir.

Tedavi yaklaşımındaki ana unsurlar

1. Önce bağırsaklar tedavi edilmeli

Bağırsak flora bozukluğu (disbiyosis), SIBO ve geçirgen bağırsak açısından değerlendirmeler yapılmalıdır. Bunlara yönelik eliminasyon ve yerine koyma tedavileri uygulanmalıdır.

2. Beslenme planlama

Bağırsak florasını bozan ve kronik enflamasyon artıran, otoimmün reaksiyona yol açan gıdalar diyetten çıkarılmalıdır. Bunlar; gluten, kazein ve laktoz, rafine şeker, tatlandırıcılar, fazla alkol, işlenmiş gıdalar, lifsiz beslenme, ağır metal içeren gıdalar, plastikler ve katkı içeren tüm gıdalardır.

3. Eksik vitamin ve minerallerin yerine konması

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, vitamin ve mineral eksiklikleri kronik enflamasyondan bağışıklık sistemine kadar, tüm metabolizmayı ve sistemleri etkilemektedir. Tiroid fonksiyonlarını düzenlemek ve tiroid bezini desteklemek için selenyum, çinko, D vitamini, magnezyum, iyot, B12 vitamini, folat ve Omega-3 destekleri kullanılmaktadır. Tüm takviyelerde olduğu gibi, bunların da doktor gözetiminde kullanılması gerektiğini hatırlatmamız gerekiyor.

4. Stresin azaltılması ve verilen tepkinin yönetilmesi

Hem akut hem de kronik stresin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etki yaratarak otoimmün hastalıklara yol açabileceği gösterilmiştir. Kronikleşen duygusal ve fiziksel stres kortizol hormonunun yüksekliğine ve bağışıklığın disfonksiyonuna sebep olmaktadır. Uyku, enflamasyon, vücut ritmi ve hormonlar üzerine etkilerini de bilmekteyiz. Stres etkilerini azaltmak için kullanılabilecek yöntemler özetle; meditasyon, yoga, egzersiz, nefes teknikleri, müzik terapisi, MBSR ve daima iyi uyku...

5. Kilo kontrolü ve egzersiz

Metabolizma, hormonların düzenlenmesi, enflamasyonun azaltılması, insülin direncinin kontrolü, uykunun düzenlenmesi ve beyin sağlığı için olumlu etkileri ve önemi pek çok çalışmayla gösterilmiştir. Kişiye özel, düzenli ve keyifli egzersiz herkese olduğu gibi, tiroid hastalarına da iyi gelecektir.

Hashimoto hastalığının altında pek çok sebebin ve tetikleyen faktörün olduğunu biliyoruz. Her hastalıkta olduğu gibi, burada da kişisel farklılıklar elbette ki söz konusudur. Fonksiyonel Tıp yaklaşımında, tiroid fonksiyon bozukluklarında da bütünsel yaklaşım, yaşam şekli değişiklikleri, eksiklerin yerine konması ve iyi takip çok önemlidir. Sentetik tiroid hormonlarının kullanımı gerekli olabilir, ancak bu altta yatan sebepleri düzeltmez. Dolayısıyla, kapsamlı ve kişiye özel bir değerlendirmeyle yukarıda bahsettiğimiz tüm yaklaşımlardan, iyi bir takiple uygulandığı takdirde, çok iyi sonuçlar almak mümkündür.



Dr. Irem Ergun

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. İrem Ergün, ilk olarak Florence Nightingale Hastanesinde 9 sene ve daha sonra da Anadolu Sağlık ve Tamamlayıcı Tıp Merkezinde 7,5 sene yöneticilik ve doktorluk yaptı. Holistik Bioregülasyon Terapileri eğitimini alırken, Cleveland Fonksiyonel Tıp Merkezinde de Fonksiyonel Tıp üzerine yoğunlaşan Dr. İrem Ergün, Dr....



BLOOM SHOP